LONDRA GEZİLECEK YERLER
Londra’ya ayak basar basmaz bir zamanların dev imparatorluğunun başkentinde olduğunu hissediyor insan. İngiltere yüzyıllarca müthiş bir görkem, kültür, zenginlik ve beyin biriktirmiş. Yeninin ve eskinin, geçmişin ve geleceğin güzel bir sentezi çıkmış ortaya. İnsanlar bir yandan gıcırdayan tarihi evlerde yaşarken, bir yandan da o evlere dronelar ile yemek, market alışverişi yapacak sistemi kuruyorlar… Gelenek ve gelecek arasında müthiş bir denge kurmuşlar.
Londra dünyanın en önemli birkaç zirvesinden biri ama New York kadar modern, asla bir New York gibi yapay değil. Paris kadar köklü ve asil ama asla Paris gibi burnundan kıl aldırmaz değil. Singapur kadar düzenli ama asla onun gibi steril değil, bir Frankfurt gibi kuralcı ama asla otoriter değil. Diğer dünya başkentlerine kıyasla bizce en büyük kusuru gri havası ve bir de banka hesabını oyan fiyatları. Hemen suratınızı düşürmesin; onu da düşündük, Londra’yı nasıl ucuza gezebileceğinize dair süper tüyolarımızı Ekonomik Londra yazımızda döktürdük ama önce bu yazımızı bitirmenizi tavsiye ederiz.
Bu okumakta olduğunuz Londra’da Gezilecek Yerler yazımızda size Londra’nın en meşhur ikonlarını ve hoşunuza gidebileceğinizi düşündüğümüz alternatif gezilecek yerleri bir arada verdik. Onları da kolay görebilmeniz için kendi içlerinde mahallelere ayırdık:

Londra Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce
Londra’ya Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?
İstanbul’dan Londra’ya tüm hava yollarının Heathrow, Gatwick, Stansted havalimanlarına aktarmasız uçuşları var. Hiçbiri şehrin merkezine yakın değil bu nedenle hangi havalimanına inerseniz inin havalimanından şehir merkezine ulaşım için raylı sistemler en ideal seçenek. Fiyat karşılaştırması yapmanız adına da ilgili linkleri aşağıya bırakıyoruz.
– Heathrow Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.
– Gatwick Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.
– Stansted Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.
Londra Havaalanlarından Şehir Merkezine Ulaşım
Metronun Piccadilly hattı, Heathrow’dan kalkıp Londra merkeze gidiyor. 10 dakikada bir kalkıyor. Havaalanında terminal 2-3, terminal 4 ve terminal 5 olmak üzere toplam 3 tane metro durağı var. Yolculuk ortalama 50 dakika sürüyor. Bir de Paddington ana tren istasyonu Heathrow arası tren seçeneği olan Heathrow Express var. Yolculuk 15 dakika sürüyor. Heathrow Express bileti almak için tıklayın. Heathrow Londra merkez arası (otobüs) coach seçenekleri de var. Tabii yolculuk bu şekilde daha uzun sürüyor. National Express otobüs bileti almak için tıklayın.
Gatwick havalimanından ise Gatwick Express‘e binip şehir merkezine geçmek en uygun seçenek. Her 15 dakikada bir kalkıyor ve merkezdeki Victoria durağına bırakıyor. Buradan Londra metrosuna aktarma yaparak istediğiniz yere gidersiniz. Yolculuk yaklaşık 30 dakika sürüyor. Yine bu havalimanından National Express firmasının coach seçeneği var. National Express otobüs bileti almak için tıklayın.
Stendted’ten ister coach denilen National Express transfer otobüslerine binebilir isterseniz de Stansted Express trenlerini kullanabilirsiniz. National Express otobüs bileti almak için tıklayın. Bu trenlerin Londra metrosu ile bağlantıları bulunuyor. Stansted Express tren bileti almak için tıklayın. Daha sonra bu bağlantılarda aktarma yaparak gideceğiniz yere kolayca ulaşıyorsunuz. Her iki seçenek de 45-50 dakika arası sürüyor.
Dilerseniz bu seçeneklerin yanında havalimanlarından taksi seçeneğini de değerlendirebilirsiniz. Özellikle 3’ten fazla kişi iseniz böylesi daha konforlu ve daha uygun fiyata bile gelebilir. Şehre gelmeden yapacağınız rezervasyon ile uçağınız indiğinde taksiniz çıkışta sizi bekliyor oluyor. Havaalanı taksinizi online rezerve etmek için tıklayın.
Londra’ya Hangi Mevsimde Gidilir?
İlkbahar (Nisan – Mayıs): Şehri bolca gezmek için en ideal dönemlerinden biri ancak Londra’nın baharını bizim baharlarımız gibi sanıp ince kıyafetlerle gelme gafletine düşerseniz pişman olursunuz. Çünkü havalar henüz ısınmamış oluyor bahar aylarında da anorak modu devam ediyor. Her an yağış ihtimali de baki.
Yaz (Haziran – Ağustos): Normalde Avrupa ülkelerinde yaz ayları aşırı sıcak geçer ama Londra’nın yazı daha çok bizim baharımız gibi geçtiğinden şehri deneyimlemek için en iyi dönemlerden biri. Günlerin uzun olması, yağmurlu gün sayısının en az güneşli gün ihtimalinin en fazla olması, açık hava festivalleri, konserler ve Wimbledon gibi önemli spor etkinlikleri de tuzu biberi. Yalnız her yer en az Noel sezonu kadar pahalı ve kalabalık oluyor
Sonbahar (Eylül – Kasımın İlk Yarısı): Parklardaki ağaçların sarıdan kızıla çalan yaprakları, Halloween döneminin bol bal kabaklı süslemeleri ile Londra’ya gelmekten en zevk aldığımız dönemlerden biri de sonbahar ayları. Havalar hem açık hava aktivitelerine katılabileceğiniz hem de bol bol müze gezebileceğiniz türden ılıman.
Kış (Kasımın İkinci Yarısı – Mart): Noel dönemi Londrası diye bir şey var. Kasım ortasında başlayıp Aralık sonuna devam eden dönem şehrin ışıklarla, süslemelerle, pop up Noel marketleri, Winter Wonderland ve buz pateni pistleri ile en cafcaflı zamanları. Aynı zamanda da eeeennn kalabalık. Öyle ki Oxford Street gibi popüler caddelerde yürüyemeyecek hale gelmeyen, metro çıkışlarında izdiham olmayan an olmuyor. Havalimanlarında saatler süren uzun pasaport kontrol kuyrukları oluyor. Bu noktada verebileceğimiz en işe yarar tüyo ziyaretinizi yeni yıl ve Noel’in yaklaştığı Aralık ayına değil de Kasım ortasına veya sonuna denk getirmek olur. Eğer Aralık ayını değil de Kasım’ı hedeflerseniz, en çılgın kalabalıklar henüz başlamamış hem de havalar çok soğumamış olur. Aralık’tan sonra Ocak-Mart arası dönemi ise hiç önermeyiz çünkü hem soğuk nedeniyle açık hava aktiviteleri yok denecek kadar azalmış oluyor hem güneş yüzü görme ihtimaliniz çok azalıyor.
Londra Kaç Günde Gezilir?
İdealde Londra için 1 hafta ayırmış olmanızı çok tavsiye ederiz. Ancak hem Pound’un TL karşısındaki hali olsun hem de genel olarak Londra’nın çok pahalı bir şehir oluşu olsun, bu pek mümkün olamayabiliyor. O yüzden önerimiz şehre farklı mevsimlerde olmak üzere en az iki kez gelmeniz. Zaten bir kez fahiş vize ücretlerini ödediğinizde ucuz ucak bileti buldukça gitmek ve tek seferde yapacağınız harcamaları pay etmek daha mantıklı. Fakat tek sıkımlık bir kurşununuz olacaksa bu şehre en az 4 gün ayırmanızı tavsiye edeceğiz. Bu 4 günü nasıl değerlendirmeniz gerekire dair 4 günlük Londra turu planımızı da yazının sonunda bulabilirsiniz.
Londra’nın Hangi Bölgesinde Konaklamalı

– City of London: Mimarisi, müzeleri, restoranları, İngiliz pubları, çatı barları ve toplu taşıma imkanıyla hem turistlerin hem de Londra’da yaşayanların gözde bölgelerinden. Turistik yerleri gezme ağırlıklı bir planınız varsa bu civarda kalmak en iyisi olacaktır. Tabii merkezi olması hem bölgedeki kaosu hem de otellerin fiyatlarını arttırıyor.
City of London otellerini incelemek için tıklayın.
– City of Westminster: Westminster Londra’nın çoğu ikonik yerine ev sahipliği yapan bölge. Alışveriş için de Londra’nın en bilindik yerlerini görmek için de burası herkesin birinci tercihi oluyor. Buckingham Sarayı’ndan Big Ben’e, St James Park’ından parlamento binasına kadar şehrin çoğu sembolü burada.
City of Westminster otellerini incelemek için tıklayın.
– Chelsea: Chelsea Thames Nehri’nin kıyıları boyunca uzanan daha bohem, hippi bir semt. Rolling Stones, Beatles gibi Londra’nın dünyaca ünlü gruplarının yuvası olmuş yıllarca. Müze gezmek, güzel restoranlar ve kafelerde zaman geçirmek isteyenler için iyi bir seçim olacaktır.
Chelsea otellerini incelemek için tıklayın.
– Camden: Sayısız bar, restoran, kafe, sokak lezzeti, gece kulüpleri ve eğlence noktalarıyla en temel turistik atraksiyonlardan biraz uzak durup dolu dolu yaşamak isteyenlerin tercih edebileceği bir bölge.
Camden otellerini incelemek için tıklayın.
Londra’da Seçtiğimiz Oteller & Evler
Londra’da çok fazla otel bulmak mümkün, ama otellerin geneli orta ve yüksek fiyatlı. Londra’nın en iyi yerlerinden fiyat-performans olarak en çok sevilen otellerinden bazılarını sizin için derledik. Böylece istediğiniz bölgeden bütçenize göre bir yer seçebilirsiniz.
The Langham London $$$

Regent Street’te yer alan The Langham London, 1865 yılında kurulmuş ve tarihi dokusuyla Avrupa’nın ilk büyük, 5 yıldızlı otellerinden biri. İncelemek için TIKLAYIN.
Apex City of London Hotel $$

Şehir turu ve turistik gezi yapmak isteyenler için ideal bir lokasyonda. Çok hoş ve modern biçimde dekore edilmiş. İncelemek için TIKLAYIN.
The Resident Soho $$

Sade, şık bir tarzda döşenmiş lüks bir otel. Özelliklerine ve konumuna bakınca fiyat/performans oranı oldukça iyi. İncelemek için TIKLAYIN.
Cove Cannon Street $

Londra merkeze yakın, mutfak, özel banyo, tv, wifi donanımlı, iki kişilik stüdyo daireler sunan, uygun fiyatlı bir apart otel işletmesi. İncelemek için TIKLAYIN.
Aşağıdaki bağlantıdan Londra’daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz.
– Londra’daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN.
Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Ayrıca daha fazla Londra konaklama önerisi için LONDRA’DA NEREDE KALINIR yazımız da var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz.
Londra’daki En Favori 3 Deneyim
1. London Eye’dan Londra manzarasına bakmak.
2. Tower Bridge’i yürüyerek geçmek.
3. Thames Nehri’nde tekne turu yapmak.
5 Dolar Hediyeli eSIM İle Uygun Fiyatlı İnternet
Birleşik Krallık’a gitmeden önce yapılacaklar listenize göz atıyorsanız orada üstünün çizilmesi gereken önemli bir madde var ki o da internet. Ne wifi kovalamakla uğraşmak zorunda kalayım ne de yerel simlerin paketlerini incelemekle vakit kaybedeyim diyorsanız elinizde en pratik ve ekonomik çözüm olarak eSIM teknolojisi var. Bizce avantajlarıyla diğerlerinden ayrılan Roamless da bu konuda öne çıkan bir sağlayıcı. En dikkat çeken özelliği seyahate çıkmadan önce tek seferliğine Roamless’ı telefonunuza indirmeniz ve 180’den fazla ülkede kullanabilmeniz. Ayrıca sabit paketler ya da son kullanım tarihleri olmadan ihtiyacınız kadar bakiye yüklemesi yapabiliyorsunuz. Yüklediğiniz miktar da her zaman geçerli oluyor.
Roamless’ın fiyatları da Avrupa’daki diğer sağlayıcılara göre epey uygun. Üstüne üstlük BIZEVDEYOKUZ kodu ile $5 değerinde ücretsiz kredi de kazanıyorsunuz. Bu kredi İngiltere gibi rağbet gören ülkelerde 2 GB’dan fazla internete tekabül ediyor. Birleşik Krallık’taki Roamless fırsatlarını incelemek için TIKLAYIN.
Araba Kiralamak Gerekir Mi?
Londra’da araç bir lüks değil bir yük. Sakın kiralamayın. Toplu taşıma ile şehrin her yerine kolayca ulaşabiliyorsunuz. Arabalara park yerleri bulmak hem çok zor, hem de aşırı pahalı. Yine de Londra’dan çıkıp roadtrip yapacaksanız Londra’dan uygun fiyatlı araç kiralamak için TIKLAYIN.
Londra’ya Gelmeden Önce Bilinmesi Gerekenler ve Tüyolarımız
Londra Neyi İle Ünlü?
Pub Kültürü

İngiltere’nin pub kültürünün Roma dönemine kadar uzandığını biliyor muydunuz? Bu topraklara gelen Romalılar susuzluklarını gidermek için “tabernae” denilen dükkanlar kurmuşlar. Zamanla buraya sadece kendileri değil yerel halk da uğrar olmuş ve evrile evrile bugünkü “pub” kültürüne dönüşmüş. En eski pub’ın hangisi olduğu tartışmalı olsa da Nottingham’daki “Ye Olde Trip to Jerusalem” çoğu kaynakta İngiltere’nin en eski pub’ı kabul ediliyor. Londra’daki karşılıkları ise Ye Olde Cheshire Cheese ve Ye Olde Mitre gibi tarihi publar.

Peki bu pub’ların olayı nedir? Önce şunu bir düzeltelim: Pub ≠ Gece Hayatı. Çünkü pub İngilizler için kahvehaneden farksız. Bu mekanlar klasik anlamda alkol tüketilen yerler olmalarının ötesinde insanların sosyalleşmek, haberleşmek ve gündemi ilgilendiren her konuyu tartışıp konuşmak, sohbet edip kafa dağıtmak için gittikleri alanlar. Dart, bilardo ve bilgi yarışması gibi etkinlikler de bu sosyalleşmenin eğlenceli araçları. Bugün hala bu gelenek sürüyor. İşten veya okuldan çıkan Londralılar kendilerini hemen müdavimi oldukları bir pub’a atıyor ve burada buluşup sosyalleşip vakit geçiriyorlar. Bizce de Londra’da yapılacak en güzel şeylerden biri iş çıkış vakti bir puba damlamak. Önerdiğimiz publar için: Londra Pubları. Dilerseniz şehrin en tarihi publarını görebileceğiniz rehberli bir yürüyüş turuna da katılabiliyorsunuz. Londra merkezindeki tarihi publar yürüyüş turuna bilet almak için tıklayın.
Müzik Endüstrisinin Kalbi

İngilizlerin dünya müzik sahnesine katkıları zaten su götürmez bir gerçek ancak Londra’nın da müzik endüstrisinin günümüzün en canlı merkezlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar Liverpool çıkışlı olsalar da Abbey Road’da kaydettikleri ikonik albümleriyle The Beatles, 1962’de Londra’da kurulan The Rolling Stones, 1970’te yine Londra’da doğan Queen ve üstüne David Bowie, Pink Floyd, Led Zeppelin, Sex Pistols, Adele, One Direction, Gorillaz, Amy Winehouse gibi daha say say bitiremeyeceğimiz pek çok sanatçı ve grup zaman içinde Londra’yı bu sanatın merkezi haline getirmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. Belki de bu şehir onları öylesine beslediği için dönüşümlü şekilde birbirlerine de ilham verdiler… Böylesine katmanlı bir metropolün böylesine başarılı sanatçıları çıkarmasına pek tabii şaşırmıyoruz. Dilerseniz Londra’dan çıkma Rock’n’ Roll efsanelerinin hayatlarına dokunan noktaları bir rehber eşliğinde gezebileceğiniz keyifli bir Rock’n’ Roll Tarih Turu da var.
Harry Potter’a Set Olmuş Noktaları
Edinburgh gibi J. K. Rowling’e Harry Potter evrenin oluşmasında ilham veren şehirlerden bir diğeri de Londra. O yüzden Harry Potter hayranlarına burası adeta filmlerin açık hava platosu gibi geliyor. Örneğin kemerli pasajları ve renkli cepheli dükkanlarıyla bir Viktorya dönemi çarşısı olan Leadenhall Market, Diagon Alley sahnelerinin çekildiği yer. Şehrin kuzeyinde yer alan King’s Cross Station ise yarı gömülmüş bavul arabası ve Platform 9¾ tabelasıyla “Hogwarts Ekspresi’nin kalktığı” tren istasyonu. Thames üzerindeki Millennium Bridge de “Death Eater Attack” sahneleri için kullanılmış. Ne yalan söyleyelim, sokaklarında yürürken bile filmlerden karelerin gözünüzün önüne geleceği büyülü bir şehir Londra. O nedenle de Harry Potter hayranları için mabed gibi bir şehir. Hatta Harry Potter filmine set olmuş noktaları rehber eşliğinde gezebileceğiniz çok keyifli bir yürüyüş turu da var. Magical London turuna bilet almak için tıklayın.
Tüm Dünyaya Bedava Olan Müzeleri

Londra’nın en baba müzeleri herkes için ücretsiz! Evet yanlış duymadınız. İngiltere’de 19. yüzyılın ortalarından beri Avrupa vatandaşı, öğrenci, genci yaşlısı fark etmeksizin istisnasız herkes ulusal müzelere ücretsiz girebiliyor. Kültür ve sanatı herkes için erişilebilir kılmak amacıyla verilmiş bu karar ilk başlarda kısıtlı sayıda müzeyi kapsasa da 2001’de İşçi hükümetinin politikalarıyla Londra’nın olmazsa olmaz çoğu müzesi ücretsiz şekilde gezilebilecek hale gelmiş. Bunların içinde British Museum da var National Gallery de, Tate Modern de var Doğa Tarihi Müzesi de…
Peki nereden geliyor bu değirmenin suyu diye soracaksınız. Öğrendiğimize göre devlet hibeleri, hediyelik eşya dükkanı veya kafe gibi kısımlardan gelen gelirler ve özel bağışlarla finanse ediliyorlarmış. Bu da onca güzel müzeden Pound bazında oldukça güzel bir tasarruf yapabiliyor oluşumuz anlamına geliyor. Sanatı herkes için ulaşılabilir kılan bu politikayı tüm ülkelerde görebilsek keşke diye düşünmeden edemiyor insan. Bunun gibi Londra’da ücretsiz veya cüzi bir miktar ödeyerek yapabileceğiniz daha pek çok aktivite var. Hepsini Ekonomik Londra rehberimizde anlattık.
Çift Katlı İkonik Kırmızı Otobüsleri ve Siyah Taksileri

Kırmızı çift katlı otobüsler ve siyah taksiler Londra denince akla ilk gelen imajlardan. “Routemaster” adıyla bilinen kırmızı çift katlı otobüsler çok da eski değil, yaklaşık 50 yıldır şehrin silüetine katkıda bulunuyor. “Hackney Carriage” isimli siyah taksiler de şeklen atlı fayton dönemlerinin modern bir yorumuna benziyor. Bu otobüs ve taksiler en az Big Ben kadar Londra magnetlerinin favorilerinden. Bizce taksiye binmeyecek de olsanız, en azından bir kere çift katlı kırmızı otobüslerden birine binip üst katından şehri izleye izleye yolculuk yapma keyfini ıskalamayın. Hatta minik bir tüyo da verelim, Londra’ya ilk kez geliyorsanız Big Ben, St Paul Katedrali, Trafalgar Square, Westminster ve Chelsea gibi en turistik yerlerden geçen bir hatta sahip 11 numaralı otobüse binip kendinize korsan bir hop on hop off bus turu hediye edebilirsiniz.
Retro, Kırmızı Telefon Kulübeleri

Londra’ya hiç gitmeyen birine Londra dendiğinde aklında ilk neler canlanır? Muhtemelen Big Ben, London Eye ve… kırmızı telefon kulübeleri! Özellikle film, dizi ve klipler gibi görsel medya araçlarının etkisiyle aklımızdaki Londra algısında kalıcı yer edinmiş olan kırmızı telefon kulübeleri, Britanya’nın en klasik tasarımlarından biri sayılıyor. Tasarlayan kişi Liverpool Katedrali’ni ve Battersea Enerji İstasyonu’nu da tasarlayan mimar Sir Giles Gilbert Scott. 1942’de halkın telefon kullanımı için K1, yani Kiosk 1, modeliyle ilk hali tasarlanmış. Bu daha sade ve kırmızı-beyazlı bir versiyonu. Neden kırmızı rengi derseniz de insanların uzaktan kolay fark edebilmesi için özellikle seçilmiş. Zamanla K2, K3 diye güncellenmiş versiyonları çıksa da şu an en son versiyonu yani K6 modeli en yaygın şekli. Ayrıca bu kulübeleri sadece Londra’ya değil tüm Britanya’ya özgü olarak düşünebilirsiniz. Bugün çoğu artık telefon kulübesi şeklinde kullanılmasa da minik kütüphaneler, bürolar ve hatta sanat galerileri olarak dönüştürülmüş şekilde yeni yeni kullanım amaçlarına sahipler.
Dünyanın En Eski Yeraltı Metrosu “The Tube”

Kırmızı halkanın içindeki koyu mavi “The Underground” yazısını mutlaka bir filmde, dizide veya şarkı klibinde görmüşüzdür. İşte, The Tube veya The Underground olarak da bilinen Londra Metrosu 1863 yılında açılan Metropolitan Railway hattıyla dünyanın en eski yeraltı metrosu olma unvanına sahip. 1863 – 1933 yılları arasında yaklaşık 6 kilometrelik bir güzergah ile işlemeye başlamış. Bu bile döneminin trafiği için devrim gibi bir çözüm olarak görülmüş. Bugün ise 11 hattan ve 250’yi aşkın duraktan oluşarak Londralıların ulaşımının omurgasını oluşturuyor. Özellikle de “rush hour” denilen sabah işe gidiş ve akşam çıkışı saatlerinde yoğunluk tavan yapıyor. Eminiz ki sizin de Londra seyahatinizde bir numaralı toplu ulaşım aracınız The Tube olacak.
Meşhur Kraliyet Muhafızları

İngiltere’nin törensel mirasının en tanınan simgelerinden olan kırmızı üniformalı, kocaman, siyah, tüylü şapkalı askerlerinden yani Kraliyet Muhafızları’ndan bahsetmezsek olmaz. Buckingham Sarayı’nda görebileceğiniz muhafızlar özünde kralı ve kraliyet saraylarını korumakla görevli askerler. Yüzyıllardır süregelen geleneğin devamı olarak “Changing of the Guard” töreninde iki nöbet arasındaki değişimi halka açık bir seremoni şeklinde gerçekleştiriyorlar.
Buckingham Sarayı’nın ön avlusunda yapılan seremoni genellikle Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri yapılıyor ve yaklaşık 45 dakika sürüyor. Zaman zaman resmi durumlarla tören gerçekleşmeyebiliyor ancak bu durumlar websitesinde duyuruluyor. Genelde sabah 11:00’de değişim başlıyor fakat iyi bir yer kapmak istiyorsanız yarım saat kadar erkenden gitmek önemli. Töreni görebileceğiniz en iyi nokta da Victoria Anıtı ;). Dilerseniz Buckingham Sarayı ve çevresini gezdiren ve bunu asker değişim töreni ile birleştiren rehberli turlara da katılabilirsiniz. Buckingham Sarayı ve muhafız değişimi rehberli yürüyüş turu bileti almak için tıklayın.
Kraliyet Rüyası Ve Leydi Diana İle Örülü Kraliyet Hikayeleri

Kraliyet Ailesi demek İngiltere’nin bel kemiği olan gelenek ve tarihin ete kemiğe bürünmüş hali demek. Elbette kraliyetin temsil ettiği maddi manevi tüm değerleri en güzel bir şekilde başkent Londra’da görebiliyor, yaşayabiliyorsunuz. Zaten tüm şehir turizm açısından kraliyetin ve kraliyet mensupları etrafında şekillenen hikayelerin ekmeğini çok güzel yiyor. Bizce harika bir pazarlama konusu. Özellikle de Galler prensesi Leydi Diana’nın hikayesine şahit oldum, okudum, The Crown’ı izledim (İzlemediyseniz bir koşu gidip izlemenizi çok tavsiye ederiz.) ama onun izini Londra’da da adım adım takip etmek istiyorum diyenler; şehirde görülecek o kadar fazla nokta var ki Yıllarca yaşadığı Kensington Sarayı’nın bahçesindeki Sunken Garden’da oğullarının onun için yaptırdığı heykele bakabilir, ardından Prens Charles’la olan evlilik törenlerini anımsamak adına St Paul’s Katedrali’ne uğrayabilirsiniz. Bir süre kaldığı Buckingham Sarayı’nı arşınlayıp, Hyde Park’ta yer alan Princess of Wales Memorial Fountain çeşmesini görebilirsiniz. Diana’yı parklarında, heykellerinde ve saraylarında hala yaşatan şehri halkın prensesinin hikayesiyle gezmek sevenleri için özellikle anlamlı olacaktır.
Thames Nehri

Londra’yı bir yılan gibi kıvrım kıvrım ortadan ikiye ayıran Thames Nehri, Southend şehrinden Kemble şehrine uzanan 346 kilometre uzunluğundaki bir nehir. Londra için önemi ise epey büyük. Yüzyıllar boyunca Londra’nın su ve gıda kaynağı olduğu gibi ana ticaret yolunun da geçtiği alanmış. Limanlar ve tersaneler derken yüz binlerce insanın doğrudan geçim kaynağı olmuş. Her bir köşesine dağılan Big Ben, Tower of London, Tower Bridge ve London Eye gibi turistik noktalarla da bezenmiş. Tam da bu nedenle Thames Nehri’nde tekne turu yapmak kaçırılmayacak bir Londra deneyimi.
Sokak Sanatı



Abartmıyoruz, Londra dünyada sokak sanatının kitabını yazmış birkaç şehirden biri. Şehir dünyanın dört bir yanından gelen sanatçıların yeteneklerini sergiledikleri adeta bir açık hava galerisi gibi. Özellikle doğu yakası grafitilerle, murallerle ve sokak sanatının binbir türlü şekliyle dolu. Shoreditch ve Brick Lane civarı sokak sanatı söz konusu oldu mu mutlaka gezilmesi gereken bölgelerin başında geliyor. Bir de Leake Street Tunnel var, burası şehrin en büyük yasal graffiti alanı. Renk renk grafitiden oluşan uzun bir tünel. Gizemli sokak sanatçısı Banksy’den de bahsetmek istiyoruz. Her ne kadar yıllardır büyük bir başarı ile kimliğini gizlemeyi başaran anonim sanatçı Bristol çıkışlı olsa da Londra’da da kendisinin işlerine sıklıkla rastlanıyor. Banksy’nin Clipstone Street, Shoreditch ve West End gibi noktalarda onu aşkın eseri bulunuyor. Gitmişken hepsini olmasa da birkaçını mutlaka görün, hatta vaktiniz varsa bir sokak sanatı yürüyüş turuna katılın deriz. Londra sokak sanatı ve grafiti rehberli yürüyüş turuna bilet almak için tıklayın.
West End Tiyatroları ve Müzikalleri

Londra demek müzikal demek. Bizce gelmişken en az bir müzikale bilet almış olun. Burada sahnelenen müzikaller asla sıradan değiller. Eminiz ki aralarında ben hiç müzikalci değilim diyenlere bile hitap edecek bir tane temsil çıkacaktır. Tiyatrolar ve müzikal sahneler genellikle Soho, Covent Garden ve Leicester Square çevresinde yoğunlaşıyor. Zaten bu bölgeye genel olarak West End deniyor. Londra’nın West End’ini New York’taki Broadway gibi düşünebilirsiniz. Bu bölgedeki birkaç yüzyıllık tarihi tiyatrolar West End’in bel kemiğini oluşturuyor. Bir temsil uzun süre aynı sahnede oynanıyor bunun sebebi yüksek bütçeler harcanarak, emekle kurulan sahne dekorlarının birkaç gösterimden sonra hemen kaldırılmak istenmemesi. Bunların yanında daha küçük bütçeli prodüksiyonlara ev sahipliği yapan salonlar da bir araya gelerek West End’i dünyaca ünlü bir sahne sanatları bölgesi haline getiriyor. Örneğin bir süredir;
- Lyceum Theatre’da The Lion King, (The Lion King’e bilet almak için tıklayın.)
- Her Majesty’s Theatre’da The Phantom of the Opera, (The Phantom of the Opera’ya bilet almak için tıklayın.)
- Aldwych Theatre’da Elf the Musical, (Elf the Musical’e bilet almak için tıklayın.)
- Novello Theatre’da Mamma Mia, (Mamma Mia’ya bilet almak için tıklayın.)
- Prince Edward Theatre’da MJ The Musical, (MJ The Musical’e bilet almak için tıklayın.)
- Arts Theatre’da The Choir of Man, (The Choir of Man’e bilet almak için tıklayın.)
- Prince of Wales Theatre’da The Book of Mormon, (The Book of Mormon’a bilet almak için tıklayın.)
- The Playhouse Theatre’da Cabaret, (Cabaret’ye bilet almak için tıklayın.)
- Adelphi Theatre’da Back to the Future, (Back to the Future’a bilet almak için tıklayın.)
- Victoria Palace Theatre’da Hamilton The Musical, (Hamilton The Musical’e bilet almak için tıklayın.)
- Piccadilly Theatre’da Moulin Rouge, (Moulin Rouge’a bilet almak için tıklayın.)
- Sondheim Theatre’da Les Misérables, (Les Misérables’a bilet almak için tıklayın.)
- Theatre Royal Drury Lane’de Hercules, (Hercules’e bilet almak için tıklayın.)
- The Cambridge Theatre’da Matilda, (Matilda’ya bilet almak için tıklayın.)
- Apollo Victoria Theatre’da Wicked düzenli olarak sergileniyor. (Wicked’a bilet almak için tıklayın.)
Peki bu gösterilere biletler nasıl alınıyor? West End etkinliklerinin neredeyse hepsinin biletleri satışa çıktığı an kapış kapış gidiyor. Bu yüzden en garanti yolu aylar öncesinden takip etmek ve satın almak. Biletleri etkinliklerin resmi internet sitelerinden-aracı kurumlardan veya Londra’daysanız kendi gişelerinden alabilirsiniz. Bu durum özellikle gitmek istediğiniz bir oyun varsa önemli. Fakat bana her şey olur, önemli olan deneyim diyenlerdenseniz son dakika daha ucuza bilet alabilmenizi sağlayan Official London Theatre Ticket Booth’u ve TodayTix uygulamasını takip edin. Her gün 00.01’den itibaren sisteme düşen indirimli biletleri Official London Theatre Ticket Boot web sitesinden takip edip satın alabiliyorsunuz. Leicester Meydanı’ndaki fiziksel gişesinden de yardım alabilirsiniz. Kimi biletler ayakta izlemeli ve son dakika olunca çok uyguna gelebiliyor.
Premier Lig Ruhu
Premier Lig dünya üzerinde en çok izlenen futbol ligi. Bir zamanlar İspanyolların dominasyonu vardı ama son yıllarda özellikle de pandemi ile birlikte başta Manchester United, Liverpool ve Arsenal takımları olmak üzere İngilizlerin altın çağı başladı. Bugün bir premier lig maçına bilet bulup gidebiliyor olmak başlı başına özel bir deneyim kabul ediliyor, futbolseverler maçlara bilet bulamasalar da premier ligde destekledikleri takımın stadlarını gezmeye gidiyor. İngiltere’nin milli stadı olan Wembley, 90.000 kişilik kapasitesiyle Camp Nou’dan sonra Avrupa’nın en büyük stadı sayılıyor. Şimdiye kadar içinde Şampiyonlar Ligi finalleri de yapılmış, seyirci rekorları kıran Michael Jackson konseri de…
Bugün Londra’ya gittiğinizde ilgilileri için stadın soyunma odalarını, oyuncu tünellerini ve saha kenarını gezebileceğiniz sesli rehberli turlar mevcut. Yani içini görebilmeniz için illa ki bir futbol maçına veya konsere katılmanız gerekmiyor. Wembley Stadyumu rehberli tur bileti almak için tıklayın. Aynı durum Londra’nın iki büyük Londra takımı Arsenal’in Emirates Stadyumu ve ezeli rakibi Chelsea’nin Stamford Bridge stadyumları için de geçerli. Arsenal’in evi Emirates Stadyumu’na giriş ve sesli rehber bileti almak için tıklayın. Chelsea’nin evi Stamford Bridge’e giriş ve müze turuna bilet almak için tıklayın.
Gelmişken Mutlaka Tatmanız Gereken Londra Lezzetleri

– Fish & Chips: İngiltere’nin ulusal yemeği sayılan Fish and Chips, bilindiği üzere kızartılmış balık ve patatesten oluşan pratik bir öğün. Balıkta genellikle morina veya mezgit kullanılırken patatesler de kalın kesim tercih ediliyor. (Bu noktada uyarımızı yapalım biz kuzey balıklarına çok aşina olmadığımız için morina gibi balıklar biraz ağır gelebiliyor. O yüzden daha önce hiç yemediyseniz balığınızı mezgit tercih etmenizi tavsiye ederiz.) 19. yüzyılda İngiltere’ye göç eden Sefarad Yahudileri’nin kızarmış balık geleneğini ülkeye getirmesiyle hikaye başlamış ve dönemin en ulaşılabilir yiyeceklerinden patatesle de yol boyunca birleşip iyi bir ikili olmuşlar. Sanayi Devrimi döneminde işçi sınıfının tercih ettiği uygun fiyatlı ve ulaşılabilir bir öğünmüş.
– Full English Breakfast: Genellikle yumurta, sosis, bacon, kuru fasulye, mantar, domates ve kızarmış ekmekten oluşan tipik bir İngiliz kahvaltı tabağı. Türkiye’de her ne kadar “Sabah sabah kuru fasulye mi yenir ya!” diye yargılandığı olsa da İngiltere’de işçi sınıfının güne doyurucu ve kalorili şekilde başlaması için ihtiyaçtan ortaya çıkmış bir öğün. Yanında çay veya kahveyle tercih ediliyor. Bazı bölgelerde black pudding yani domuz kanı sosisi ile de servis edildiği oluyor.
– Sunday Roast: İngiltere’de pazar günlerinin konforunu temsil eden öğün. Haftanın herhangi bir günü yenebilse de adının hakkını vererek en çok pazar günleri, öğle ve akşam yemeklerinde tüketiliyor. Tabak roast beef etten, fırın patatesten, Yorkshire pudding’den (bildiğiniz puding sanmayın burada puding kabaran, yumuşak, süngerimsi bir tür hamur işine deniyor), sebzelerden ve gravy sostan (unlu ve et sulu yoğun bir sos) oluşuyor. Tarihi kökeni ise yüzyıllar öncesine, İngilizlerin Pazar günleri yaptıkları kilise ziyaretlerine dayanıyor. Aileler sabahları eti fırına koyup kiliseye gidiyorlarmış, geri döndüklerinde de hazır olan eti saydığımız diğer malzemelerle çeşitlendirip samimi ve doyurucu bir yemek masası hazırlıyorlamış.
– Afternoon Tea: Basit bir çay molasından ziyade, tabir-i caizse bir “adabı” olan Afternoon Tea, 19. yüzyılda İngiltere’deki soyluların kendi aralarında statü sembolü haline getirdikleri bir gelenek. Bedford Düşesi Anna’nın akşam yemeğini beklerken acıkması ve kendi arkadaşlarıyla arasında böyle bir öğün yaratmasıyla ortaya çıkmış. Zarif porselen bardaklarda servis edilen çaylar, kat kat standın üzerindeki minik sandviçler, üzerine reçel sürülerek yenen scone’lar ve pötifurlarla servis ediliyor. Bugün ise tam bir turistik Londra aktivitesi. En klasik deneyim için Fortnum & Mason’ı, daha lüks bir deneyim için The Dorchester’ı ve diğer alternatifler için The Landmark London, The Langham ve Claridge’s gibi durakları tercih edebilirsiniz. Yalnız hepsinde kesenin ağzını biraz açmak gerekiyor.
– Sokak Lezzetleri: Dünyanın her yerinden göç alan, kültürden sanata bilimden gastronomiye bu çeşitliliği içinde barındıran Londra anlarsınız ki sokak lezzetleri bakımından da çok zengin. Sokak lezzetlerini tatmak için en uygun adresler meşhur yemek pazarları. Size önerebileceğimiz yerler başlıca şu şekilde: Borough Market, Camden Market ve Maltby Street Market. Hepsini az sonra kendi bölgelerinde anlattık zaten.
Londra’ya Gelmeden Önce Bilinmesi Gerekenler

Dikkat Trafik Tersten Akıyor
İngiltere’nin genelinde ve pek tabii ki Londra’da da trafik bize göre tersten akıyor. Yani araçların gidiş yönü hep sol şeritten. Arabalarda da sürücü koltuğu sağda değil solda. Ne alaka demeden hemen anlatalım, bu durumun sebebi de insanların çoğunun sağ el dominant olmasında yatıyormuş. Orta Çağ’da ve Roma döneminde atlı üstünde insanlar doğal olarak savunmasız oldukları için sağ elleriyle kendilerini savunabilecekleri şekilde trafik akışını ayarlamışlar. Yani bir anda saldırıya uğrarlarsa bıçaklarını veya hangi kesici aletse artık onu çıkarıp sağ elleriyle kendilerini düzgünce savunabilmek üzerine bu sistem kurulmuş. Karşıdan karşıya geçerken veya araba kullanırken aman diyelim dikkatli olun.
Yankesici Problemi
Londra dünyanın en çok ziyaret edilen metropollerinden biri. Bunun hoş olmayan getirilerinden biri de insan kalabalığından faydalanmak isteyen yankesicilerin, sosyal medyada denk geldiğimiz adıyla pickpocket’ların son yıllarda bolca türemiş olması. Hatta öyle ki artık kendilerini Londra polisi de Allah’a havale etmiş durumda. Telefonunuzu bir yankesici çaldığında veya bisikletli ve kar maskeli bir kapkaççı alıp kaçtığında karakola gittiğinizde pek de bir müdahalede bulunmuyorlar. Alacağınız cevap geçmiş olsun oluyor. O yüzden biraz bu noktada bazı basit önlemlerinizi alarak riski minimalize etmek biraz da size düşüyor. Öyle ki artık Londralılar da polisin eylemsizliği karşısında o kadar rahatsız ki Instagramda sokakta yankesicileri tespit edip üzerlerine kırmızı sprey boya sıkan ve bu görüntüleri sayfasında paylaşan, kendi cezasını kendi kesen ve halkı da bu tiplere karşı uyaran cengaver punisher tipler de çıkmaya başladı.
Londra polisinin de kendi sayfalarında yayınladıkları uyarılarda görüldüğü gibi en aktif oldukları noktalar Oxford Street, Regent Street, Piccadilly Street gibi kalabalık caddeler, meydanlar, AVM’ler, istasyonlar ve Primark, Zara, H&M gibi turistlerin de çok sık uğradığı zincir mağazalar. Yapılan uyarılar da cep telefonunuzu montunuzun cebinde taşımamanız, çantanızı önünüzde ve kapalı şekilde taşımanız, telefon, tablet ve bilgisayar gibi elektronik eşyalarınızı çok fazla göz önünde bulundurmamanız ve önemli belgelerinizi farklı yerlere paylaştırmanız üzerine. Bu uyarıları sizi paniğe sürükleyip tadınızı kaçırsın diye değil, sadece dikkatli olmanın daha faydalı olacağını belirtmek istediğimiz için yaptık. Eşeği sağlam kazığa bağlamak lazım.
İşletmelerde Nakit Yerine Kart Tercih Ediliyor
Londra, Covid-19’dan sonra kartla ödeme üzerine kurulu bir ekonomiye geçiş yapmış. Mekanların genelinde “Card Only” yazısına rastlıyorsunuz. Çoğu lokal markette de durum bu şekilde. O yüzden yanınızda deste deste nakit taşımanıza gerek yok, fakat bahşiş veya küçük işletmelerde yapacağınız ödemeler için az da olsa nakit bulundurmak gerekiyor. Yine Noel zamanı buradaysanız, Noel pazarlarındaki küçük standlarda da kart geçmeyebileceği aklınızda olsun.
Şehirdeki Yoğun Saatlere (Rush Hours) Dikkat
Londralıların işe, okula, spora gittikleri saatlerde metro ve tren istasyonları gerçekten çok kalabalık oluyor. Bahsettiğimiz saatler hafta içi sabahları 07:00 ve 09:00 aralığı ve akşamları 16:30 ve 18:30 aralığı. O yüzden zorunda değilseniz bu saatlerde toplu taşımayı tercih etmeyin deriz. Metrolar genelde 00.30 civarı kapanıyor ama gece otobüsleri (Night Bus) devreye giriyor ve yine kolaylıkla ulaşım sağlıyorsunuz.
Londra Pahalı Mı?
Direkt konuya girelim ki Londra pahalı hem de oldukça. Sadece turistler için değil ortalama maaşa sahip ve kira ödemek zorunda olan bir Londralı için de çok pahalı. Şehirde yüksek kiralar nedeniyle süregelen bir barınma problemi var. Alışveriş, konaklama, ulaşım, yeme-içme de çok büyük kalemler. Özellikle de turist olarak şehirdeyseniz ve haliyle her öğünü dışarıda yiyecekseniz, konaklamadan sonra en büyük gideriniz yeme-içme olacak. Kahvaltıyı kallavi yapmayayım da Pret a Manger bir sandviç-kahve kapayım demek bile size otomatikman ortalama 15-20 Pound’a patlıyor. Biraz daha ekonomi yapayım derseniz, Tesco veya Sainsbury gibi zincir marketlerin “meal deal” adlı 3-4 Pound’a sandviç-içecek promosyonlarını yakalayabilirsiniz.
Popüler Yerlere Önceden Rezervasyon Şart
Londra’da London Eye, Sky Garden, The Shard gibi çok turistik atraksiyonlara, çabuk tükenen rehberli turlara ve popüler restoranlara şehre gitmeden önce rezervasyon yaptırmış olmak veya biletlerini almak çok kritik. Çünkü genelde her şeyin girişleri yoğun talebi karşılamak adına oturum oturum, saat saat olacak şekilde organize edilmiş durumda. Eğer istediğiniz güne ve saate yer bulamazsanız bilin ki elinizi çok önceden çabuk tutmalıydınız. O yüzden ne yapın edin eğer aşağıdaki yerlere gidecekseniz, biletlerini önceden alın, rezervasyonlarınızı çok önceden yapın.
- Ücretsiz ama sınırlı bir kontenjanı olduğu için Sky Garden,
- Çok talep olduğu için Harry Potter Studio Turu,
- Biletleri çok çabuk tükendiği için West End Müzikalleri,
- Şehrin popüler manzara noktası olduğu için The Shard,
- Tüm Londra’nın her yaşa hitap eden en popüler atraksiyonu olduğu için London Eye,
- Sadece yaz aylarında açık olduğu için Buckingham Sarayı saray odaları,
- Yeni yıl döneminde buz pateni seansları, Winter Wonderland akşam giriş seansları,
- Dishoom, Circolo Popolare, Flat Iron, The Ivy, Sketch, Madison gibi çok popüler restoranları ve barları.
Toplu Taşımada Citymapper Uygulaması
Citymapper, Londra’da Google Maps gibi yaygın şekilde kullanılan bir harita uygulaması. Zaten Londra menşeli bir girişim fakat başka şehirlerde de kullanılabiliyor. Uygulama ile bir yerden bir yere giderken hangi metro hattını kullanmanız gerektiğini, gecikmeleri, kapalı istasyonları, gerçek zamanlı hareket saatlerini ve ekonomik rotaları detaylı olarak inceleyebiliyorsunuz. Rotanızı önceden kaydedip çevrimdışı da kullanabilirsiniz. Londra’da toplu taşıma konusunu sorunsuz halletmek istiyorsanız telefonunuza şimdiden indirin.
Ulaşımda Oyster Card veya Temassız Kart Kullanmak
Oyster Card, Londra toplu taşıma sisteminin resmi kartı. Bizdeki İstanbulkart veya Başkentkart gibi düşünebilirsiniz. İçine yüklediğiniz para kadar kullanabiliyorsunuz. Metroda binerken ve çıkarken, otobüsteyse sadece binerken sarı renkli kart okuyuculara dokundurmanız yeterli. Online olarak da satın alabilirsiniz, ziyaretçi merkezlerinden, istasyonlardan veya Oyster bilet mağazalarından da. Tercih size kalmış.
Ayrıca bu süreçle uğraşmak istemiyorsanız bilet okutma noktalarında temassız herhangi bir banka kartı kullanabilirsiniz. İkisi için de günlük “daily cap” denilen bir üst limit sistemi geçerli. Yani kullandığınız bölge dahilinde çıkabileceğiniz en üst sınır neyse o gün içinde ne kadar çok kart basarsanız basın limite ulaştığınızda bakiye aşımı yapmıyorsunuz. Eğer limite ulaşmadıysanız da o gün harcadığınız kadarını ödüyorsunuz. Yalnız bu harcamalar gün içinde kredi kartı ekstrenize senkronize bir şekilde yansımayabiliyor şaşırmayın. Temassız kredi kartınızla toplu taşımada yaptığınız harcamalar genellikle 1-2 gün içerisinde ekstrenize yansıyor.
Uber ve Bolt Yaygın
Siyah taksilere alternatif olarak şehirde en yaygın kullanılan uygulamalar sırayla Uber ve Bolt. Uber Londralılar tarafından en çok tercih edilen taksi uygulaması fakat Bolt fiyat politikaları gereği Uber’e kıyasla bir miktar daha uygun kalıyor. Özellikle Bolt’un dönem dönem verdiği kampanya kodları işinize yarayabilir. Ayrıca ikisi arasında bir rekabet söz konusu olduğundan, iki uygulama da telefonunuzda açık olduğunda ikisinden verilen fiyatları karşılaştırabiliyorsunuz. Yüksek talep gören bir zaman aralığında taksi arayışındaysanız fiyatlar dinamik olarak yükseliyor. Konser çıkışları, maç dağılmaları, havanın yağmurlu olup olmaması, iş çıkışı veya işe gidiş saati olup olmaması, trafik durumu kısacası talep–arz algoritmasına etki eden her durum anlık fiyatlandırmada etkili oluyor.
Hava Çok Değişken!
Gri ve kapalı hava sevenlerin gözdesi Londra, iklimi gereği oldukça değişken bir yapıya sahip. Aynı gün içerisinde dört mevsimi peş peşe yaşayabiliyorsunuz. Aşırı sıcak ve soğukların olmadığı hava durumuna yağmur her zaman sürpriz bir giriş yapabiliyor. Bu değişikliğe adapte olabilmeniz için de kat kat giyinme taktiğini kullanmanızı tavsiye edeceğiz. Bir tshirt, üstüne, kazak, üstüne ceket şeklinde ilerlemeniz kombininizde sıcaklığa göre ekleme-çıkarma yapabilmenizi sağlıyor. Ayrıca ayakkabınızı da rahat ve mümkünse su geçirmez seçin, şemsiyeyi de çantanızdan eksik etmeyin.
Priz Sistemi Farklı Yanınızda Mutlaka Adaptör Taşıyın
İngiltere’de Türkiye’de ve Avrupa’nın genelinde kullanılan iki girişli Type C prizlerden farklı olarak Type G denilen üç girişli prizler var. Bu yüzden yanınızda mutlaka adaptör taşımanız gerekiyor. Eğer Türkiye’den gelirken almayı unutursanız, çoğu telefoncu veya tekno markette kolaylıkla bulabilirsiniz. Havalimanından alırsanız biraz pahalıya gelebilir.
Kaçırmayın Diyeceğimiz Londra Etkinlikleri
Wimbledon
Tenis dünyasının en prestijli ve en köklü etkinliği olan Wimbledon, ilk kez 1868 yılında All England Lawn Tennis and Croquet Club’da oynanan bir tenis şampiyonası. O tarihten beri her yıl Haziran sonundan Temmuz ortasına kadar iki haftalık süreçte gerçekleşen şampiyona, çim kortta oynanan tek Grand Slam turnuvası sayılıyor. Wimbledon’ı diğer tenis turnuvalarından ayıran birkaç özelliği de var; örneğin oyuncuların sadece beyaz renkte giyinmesi gerekiyor! Bu ter görüntüsünü engellemek amacıyla konulmuş geleneksel bir kural. Bir başka özelliği ise tribünde oturanların çilek ve krema yerken Pimm’s isimli İngilizlere özgü yaz içkisini içmeleri. Kraliyet ailesinin ve tüm dünyadan ünlü isimlerin de özel localarında bu turnuvadaki yerlerini almaları da bir gelenek. Yani anlayacağınız Wimbledon bir tenis turnuvası olmaktan çok uzak, Britanya tarihini ve geleneklerini onurlandıran bir kültürel miras. Evet farkındayız biletler çok uçuk fiyatlara olabiliyor ancak turnuva öncesi sabahın erken saatlerinden itibaren kort girişindeki sıraya girdiğinizde saha kenarı ayakta izlemeli biletler uygun fiyatlara satışa çıkmış olabiliyor. Belki büyük karşılaşmalara yer bulamazsınız ama illa ki bir maça bilet yakalarsınız.
Notting Hill Carnival
1966’dan beri düzenlenen Notting Hill Carnival, Londra’daki Karayip topluluğunun kültürlerini kutlamak ve yaşatmak için düzenledikleri büyük bir sokak festivali. Her yıl Ağustos ayının sonunda, İngilizlerin resmi tatillerinden olan Bank Holiday gününün denk geldiği hafta sonunda gerçekleşiyor. Soca ve reggae şarkıların çalındığı, tüylerle ve simlerle süslenmiş rengarenk kostümlerin giyildiği, Karayip sokak lezzetlerinin tadıldığı kocaman ve hareketli bir sokak partisi düşünün. Bu tarihlerde Londra’daysanız eğer listenize alabilirsiniz. Ayrıca birkaç vip kısım hariç tamamen ücretsiz olduğunu ekleyelim.
Bonfire Night (Guy Fawkes Night)
“Remember, remember, the 5th of November, Gunpowder, treason and plot. I see no reason Why gunpowder treason Should ever be forgot.”
Bu film repliğini bir yerden hatırlayacağınıza eminiz. Evet bu cümleler meşhur V for Vendetta filminin açılış cümleleri. Şimdi bahsedeceğimiz özel gün de filmde geçen anarşist komplocu Guy Fawkes’a adanmış Bonfire Night. Her yıl 5 Kasım akşamında kutlanan Guy Fawkes Night, 1605’te parlamentoyu havaya uçurma planı başarısız olduğu için Protestan İngilizler tarafından kutlanmaya başlanan tarihi bir gün. 1603’ten 1625’e kadar hüküm süren I. James dönemin İngiltere kralı, kendisi Kalvinist bir Protestan. O zamanlarda ülkede Katolik-Protestan gerginliği çok ama çok yüksek. Bu önemli güne ismini veren Katolik Guy Fawkes ve bir grup arkadaşı 1605’in 5 Kasım akşamı kralı ve parlamentodaki yöneticileri öldürmek amacıyla Parlamento binasını barutla havaya uçurmayı planlıyorlar. İçlerinden birinin planı ele vermesi sonucu her şey iptal oluyor ve kral ve milletvekilleri bu suikast planından kurtuluyorlar. Guy Fawkes da idama mahkum oluyor. O dönemde İngiliz protestanlar tarafından ateşler yakılarak, havai fişekler atılarak ve Guy Fawkes kuklaları yakılarak kutlanan gün bugünlere de aynı şekilde aktarılarak gelmiş. Tabii artık siyasi bir mesajdan ziyade eğlenceli ve sembolik bir etkinliğe dönüşmüş.
Chinese New Year (Çin Yeni Yılı)
Asya dışındaki en büyük Çin yeni yılı kutlaması olarak geçen Chinese New Year, genellikle her yılın şubat ayının ilk pazar günlerinde yapılan geleneksel bir sokak festivali. Devasa ejderha kuklasının kıvrım kıvrım sokakları dolaştığı, kırmızı fenerlerle her bir köşenin süslendiği, renkli geçit törenlerinin yapıldığı ve sokak yemeklerinin başrolü oynadığı festival Londra’da başlıca Trafalgar Square, Chinatown ve West End bölgelerinde gerçekleşiyor. Özel etkinlikleri ve bazı partiler hariç festivalin çoğu tamamen ücretsiz.
Chelsea Flower Show
Her yılın mayıs ayında Royal Hospital Chelsea’de gerçekleşen Chelsea Flower Show şehirde baharı karşılamanın en klasik yolu. Nedir derseniz, kraliyet ailesinden çiçek üreticilerine, peyzaj mimarlarından çiçeği hobi haline getiren herkese kadar geniş bir kitleye hitap eden ünlü bir çiçek ve bahçe fuarı. 1913’ten beri düzenlenen fuar gösteri bahçeleri, dev çiçek seraları ve sergilere ev sahipliği yaparak zamanla bahçe trendlerinin ortaya çıktığı bir merkez haline gelmiş. İlgileri için biletleri nisan ayında satışa çıkıyor.
The Proms
The Proms, veya BBC Proms, dünyanın her bir yanından ünlü orkestraların, şeflerin ve sanatçıların geldiği köklü bir klasik müzik festivali. İlk olarak 1895’te, Robert Newman tarafından fikri ortaya atılmış. Ana konserlerin Royal Albert Hall’da, diğer oda konserlerinin ise başka salonlarda yapıldığı festival her yaz temmuz ortasından eylül sonuna kadar yaklaşık 8 hafta sürüyor. Promming isimli uygun fiyatlı ayakta biletleri ve coşkulu atmosferiyle Londra’ya yaz aylarında gelen müzik severlerin planlarına dahil edebilecekleri önemli etkinliklerden.
Londra Gezilecek Yerler Haritası
Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.
Gezilecek Yerler
- Buckingham Sarayı
- The King’s Gallery
- The Royal Mews
- Westminster Abbey
- Big Ben
- Westminster Sarayı
- Westminster Köprüsü
- Westminster Katedrali
- St James’s Park
- Green Park
- Trafalgar Meydanı
- National Gallery
- British Museum
- Leicester Meydanı
- Soho
- Carnaby Street
- Chinatown
- Kingly Court
- Liberty
- House of MinaLima
- Outernet London
- Foyles
- Mayfair
- Oxford Street & Oxford Circus
- Piccadilly Street & Piccadilly Circus
- Regent Street
- Bond Street
- Mercato Mayfair
- Royal Academy Of Arts
- Fortnum & Mason
- Apsley House
- Covent Garden
- The Apple Market
- Neal’s Yard
- Royal Opera House
- Seven Dials Market
- Somerset House
- London Transport Museum
- Marylebone
- Sherlock Holmes Müzesi
- Marble Arch
- Daunt Books
- The Wallace Collection
- Madame Tussauds
- Moco Museum
- Selfridges
- Frameless Immersive Art Experience
- Tate Britain
- The Household Cavalry Museum
- Churchill War Rooms
- Tower Bridge
- St Paul Katedrali
- Londra Kalesi
- Sir John Soane’s Museum
- Barbican Centre
- Leadenhall Market
- Sky Garden
- Guildhall
- The Garden at 120
- 30 St Mary Axe
- Exmouth Market
- Charles Dickens Müzesi
- Posta Müzesi
- The Monument
- Kensington Sarayı
- Kensington Bahçeleri
- Serpentine Gallery
- Serpentine North Gallery
- Albert Memorial
- Royal Albert Hall
- Hyde Park
- Speakers’ Corner
- Hyde Park Winter Wonderland
- Hyde Park Rose Garden
- Hyde Park Stables
- Londra Doğa Tarihi Müzesi
- Londra Bilim Müzesi
- Victoria Ve Albert Müzesi
- Notting Hill
- Portobello Road Market
- The Notting Hill Bookshop
- Electric Cinema
- Saatchi Gallery
- King’s Road
- Holland Park
- The Design Museum
- Leighton House
- Harrods
- London Eye
- Tate Modern
- Millennium Köprüsü
- Borough Market
- Shakespeare’s Globe
- National Theatre
- Southbank Centre
- The Queen’s Walk
- Golden Hinde
- Southwark Katedrali
- The Shard
- Maltby Street Market
- SEA LIFE London Aquarium
- Londra Zindanı
- HMS Belfast
- Mercato Metropolitano
- Hay’s Galleria
- Camden Market
- Regent’s Park
- Regent’s Canal
- Primrose Hill
- King’s Cross
- Platform 9¾
- Pancras Square
- Coal Drops Yard
- Word On The Water
- Abbey Road
- Roundhouse
- Brick Lane
- The Truman Brewery
- Old Spitalfields Market
- Whitechapel Gallery
- Columbia Road Flower Market
- Petersham Nurseries
- Kew Royal Botanic Gardens
- Richmond Park
- Prime Meridian
- Old Royal Naval College
- National Maritime Museum
- Cutty Sark
- The O2
- IFS Cloud Cable Car
- Canary Wharf
- Young V&A
- V&A East Storehouse
- Victoria Park
- ABBA Arena
- Islington
- Hackney
- BAPS Shri Swaminarayan Mandir
- Alexandra Palace
- Battersea Enerji İstasyonu
- Hampstead Heat
Yeme-İçme
- Circolo Popolare
- Steak and Company
- Burger & Lobster
- Berenjak Soho
- Honest Burgers
- Blacklock
- Speedboat Bar
- Bao
- The Devonshire
- Evelyn’s Table
- Pizza Pilgrims
- Black Tap Craft Burgers & Beer
- Barrafina
- The Palomar
- Brasserie Zedel
- Poppies Fish & Chips
- JUNK
- Milk Beach
- Ronnie Scott’s
- The French House
- Maison Bertaux
- Cahoots Underground
- Humble Chicken 3.0
- Bleecker Burger
- Hobson`s Fish & Chips
- Yeni
- Mr Fogg’s Gin Club
- Big Kid Ice Cream
- The Mayfair Chippy
- Hide
- Sketch
- The MAINE
- Scott’s
- Dishoom Covent Garden
- Flat Iron
- Punch & Judy
- Ben’s Cookies
- The Lamb & Flag
- Din Tai Fung
- The Barbary
- Rules
- Brother Marcus
- Sticks’n’Sushi
- Buns From Home
- Monmouth Coffee Company
- The Original Ivy
- Ave Mario
- Hawksmoor
- Arôme Bakery
- Bone Daddies
- Sunday in Brooklyn
- Carlotta
- The Golden Hind
- Kinkally
- Akoko
- Bill’s
- The Monocle Cafe
- Hanbaagaasuuteeki
- Regency Cafe
- Gordon’s Wine Bar
- Old Shades
- Ye Olde Cheshire Cheese
- Ye Olde Mitre
- Duck & Waffle
- Mikkeller Brewpub
- Scarfes Bar
- Madison
- Twinings
- Toklas
- Black Bear Burger
- Ikoyi Restaurant
- Old Bank of England
- Bounce Farringdon
- Fortitude Bakehouse
- The Eagle Farringdon
- Shawarma Bar
- Noble Rot Lamb’s Conduit
- St. John
- Ottolenghi Spitalfields
- Eggslut
- YEYE‘S Noodle & Dumpling
- The Ledbury
- Eggbreak
- Granger and Co. Notting Hill
- Akub Restaurant
- Core by Clare Smyth
- Chai Guys Bakehouse
- The Pelican
- Churchill Arms
- The Shed
- The Fox and Pheasant
- Danieru Sushi
- Jacuzzi
- OMA
- Agora
- Berenjak Borough
- Wright Brothers
- The Market Porter
- The Black Pig
- Kappacasein Dairy
- Bread Ahead Bakery
- Heard. Burger
- Kolae
- Padella
- The Mayflower Pub
- The Breakfast Club
- Caravan
- Dishoom King’s Cross
- Lina Stores Italian Restaurant & Deli
- The Tamil Prince
- Brat
- Smokesteak
- Beigel Bake
- Dishoom Shoreditch
- Brawn
- Friends Of Ours
- The Ten Bells
- Ozone Coffee
- Blank street Coffee
- Gloria
- The Clove Club
- The Rib Man
- Nightjar
- E Pellicci
- The Dusty Knuckle Bakery
- Satan’s Whiskers
- Pophams
- Silo
1. City Of Westminster’da Gezilecek Yerler

Londra’nın Sultanahmet’inden anlatmaya başlayalım. Bu bölgedeki yerlerin çoğu Londra’ya hiç gitmesenizde, popüler kültür sağolsun, aşina olduğunuz yerler. Kraliyetin resmi ikametgahı Buckingham Sarayı’ndan Kate Middleton ve Prens William’ın evlendiği Westminster Manastırı ve Londra magnetlerinin vazgeçilmezi Big Ben’e kadar şehirdeki çoğu turistik nokta bu bölgede bulunuyor. Soho, Mayfair, Marylebone ve Covent Garden gibi alt mahallelere ek olarak şehrin en ünlü yeşil alanları da burada. Haritadan da rahatlıkla göreceğiniz üzere en önemli Londra ikonları yakın yerlerde kümelenmiş vaziyetteler. Sarı ya da yeşil metro hattına binip Westminster durağında inebilirsiniz.
1.1 Buckingham Sarayı


Birleşik Krallık’ın Beyaz Sarayı olan saray, Kraliçe Viktorya’nın tahta çıkışını takiben 1837’den beri İngiliz Kraliyeti’nin resmi adresi. Aslında sarayı 1702’de Buckingham Dükü kendine Londra’daki malikanesi olarak yaptırıyor ama zamanla el değiştirerek ve genişletilerek kraliyet konutu haline geliyor. Kraliçe Viktorya’nın eşi Albert 1861’de vefat ettiğinde, kraliçe yas tutmaya başlıyor ve dünyevi zevklerden elini eteğini çekerek Windsor Şatosu’na taşınıyor. Bir süre saray boş kalıyor ama 1901’de Kral Edward ile saray tekrar canlanıyor. Kraliyet ailesinin halkı selamladığı meşhur balkon, Kral 5. George zamanında 1914’te ekleniyor. 1. Dünya Savaşı’nda sarayın o dönemki sakinleri Kral 5. George ve Kraliçe Mary apar topar kaçmak zorunda kalıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında da saray tam 9 kez bombardımana maruz kalıyor. Bu bombardımanlarda en büyük kayıp sarayın şapelinde veriliyor. Hatta bir bombardıman sırasında Kraliçe Elizabeth de o esnada sarayda.

Ne yazık ki Buckingham Sarayı her zaman ziyarete açık değil çünkü saray mensupları tarafından resmi ikametgah olarak yıl boyunca aktif olarak kullanılıyor. O nedenle de burayı sadece yaz sezonunda ziyaret edebiliyorsunuz. State Rooms denilen yerde devlet odaları görülüyor. Saraya alacağınız biletle veya katılacağınız turda buraları görebiliyorsunuz. Buckingam Sarayı giriş ve kraliyet yürüyüş turu bileti almak için tıklayın.
Ekstra bilet alınarak girilen Kral’ın Galerisi’nde de kraliyet eşyaları ve Royal Mews’ta ise kraliyet araçları görülüyor. Eğer hepsini görmek isterseniz, Royal Day Out adlı State Rooms + King’s Gallery + Royal Mews kapsayan bir bilet türü de var. Hepsinin açık oldukları zamanlar da değişiyor. Açık olduğu dönemler dışında gelenler için de saraya dışarıdan bakmak ve meşhur asker değişimini izlemek de Londra’nın olmazsa olmazları arasında. Bir sonraki maddede anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.
Muhtemel bir Buckingham Sarayı turunda göreceğiniz önemli noktalar şu şekilde olacaktır:
1.1.1 İngiliz Kraliyet Sarayı Buckingham’da Nöbetçi Asker Değişim Töreni (Changing The Guard)
Asker değişimi tüm Londra’nın en sevilen turistik aktivitelerinden biri. Nisan-Temmuz arasında her gün 11.00’de, Ağustos-Mart arası ise belirlenen günlerde sarayın önünde gerçekleşiyor. Değişim saati zaman zaman dönemsel olarak değişebiliyor. Güncel değişim saatlerini buradaki adresten gün gün ay ay kontrol edebilirsiniz. Değişim saatinden biraz önce alanda bulunmanız tavsiye olunur çünkü inanılmaz bir kalabalık oluyor.
Askerlerin değişim merasimini izlemek normalde ücretsiz fakat sarayın önündeki alan aşırı kalabalık olduğundan asker geçidini doğru düzgün göremiyorsunuz. O nedenle çok daha iyi bir yerden izleyebilmek için 2 saatlik rehberli turları tercih edebilirsiniz. Böylelikle her rengin, düğmenin, amblemin, sembolün ve hareketin öneminin olduğu bu göz kamaştırıcı merasimin şaşırtıcı kökeni hakkında çok daha derinlemesine bilgi sahibi olabilirsiniz. Buckingham Sarayı’nda nöbetçi asker değişim töreni rehberli turunu incelemek için tıklayın. Dilerseniz hem sarayı gezdiren hem de muhafız değişimine götüren rehberli tura da katılabilirsiniz. Buckingham Sarayı ve muhafız değişimi rehberli turuna bilet almak için tıklayın.
1.1.2 The Ballroom (Balo Salonu)
Buckingham Sarayı’nın en büyük Devlet Odası (State Room) olan Ballroom, Birleşik Krallık’ın ikonik etkinliklerine ev sahipliği yapmış görkemli bir salon. Kraliçe Victoria’nın şaşalı kostüm baloları, Kral VII. Edward ve Kral V. George’un taç giyme törenleri ve Kraliçe Elizabeth’ten MBE ödülünü almak üzere bu salona gelen The Beatles’ın ziyareti hep bu salonda gerçekleşmiş. Tamamlanmasa da Kral VII. Edward tarafından modernize edilmeye çalışılmış salon günümüzde önemli devlet etkinlikleri ve törenler için kullanılıyor.
1.1.3 The Throne Room (Taht Odası)
Yakut kırmızısı duvar halılarının, altın varaklı şamdan ve tahtaların tüm görkemiyle sizi karşıladığı Throne Room, Buckingham Sarayı’nın mutlaka görülmesi gereken kısımlarından. Bir kraliyet sarayından beklenen tüm ihtişamı ziyaretçilerine gösteriyor. Odanın yıldız parçaları Kraliçe II. Elizabeth’in 1953’teki taç giyme töreninde kullanılan iki adet kırmızı ipek taht sandalye. Bu iki sandalyeye ek olarak Kraliçe Victoria ve Kral VI. George’un taç giyme törenlerine eşlik etmiş sandalyeler de odada bulunan diğer unsurlardan.
1.1.4 The White Drawing Room (Beyaz Oturma Odası)
Bu oda da adının hakkını verecek şekilde beyazın en zarif ve incelikli haliyle döşenmiş. Altın rengi işlemeli İngiliz ve Fransız mobilyaları, görkemli avize ve şamdanlarıyla kraliyetin en zarif gelinliklerine benzetebiliriz kendisini 🙂 Ayrıca Kraliçe II. Elizabeth bu odayı sık sık kullanıyormuş. François Flameng’in Kraliçe Alexandra portresi de odayı incelerken dikkatinizi çekecek noktalardan.
1.1.5 The Picture Gallery (Resim Galerisi)
Kraliyet ailesinin nesiller boyunca dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini topladığı Kraliyet Koleksiyonu bu odada sergileniyor. Rembrandt’tan Van Dyck’e, Canaletto’dan Rubens’e resim sanatının üstadlarının eserlerinin sergilendiği bu koleksiyon sarayın içinde bulunan hazinelerden biri adeta.
1.1.6 The King’s Gallery (Kral Galerisi)
Ender mobilyalardan kraliyet kostümlerine, fotoğraf koleksiyonlarından tablolara göz alıcı pek çok eseri görebileceğiniz King’s Gallery halka açık bir sanat galerisi gibi. Asıl adı The Queen’s Gallery (Kraliçe Galerisi) iken Kraliçe II. Elizabeth’in vefatından sonra Kral III. Charles’a miras kaldığı için adı değişip The King’s Gallery (Kral Galerisi) olmuş. Tarihe ilgisi olanların yanında sanatseverlerin de mutlaka uğraması gereken bir kısım. Ayrıca burası Buckingham Sarayı’ndan bağımsız halde nisan-kasım ayları arasında perşembeden pazartesiye açık. için tıklayın. Haritada 2 numara.
1.1.7 The Royal Mews
Buckingham Palace’a birkaç dakika yürüme mesafesinde bulunan The Royal Mews, İngiliz kraliyet ailesinin ihtişamlı ulaşım araçlarının neredeyse tümünü görebileceğiniz bir müze. İçinde at arabalarından koşum takımlarına çeşit çeşit item bulunmakta fakat bunların arasında en önemlisi altın kaplama, sekiz at tarafından sürülen ve 250 yılı aşkın bir süredir önemli kraliyet etkinlikleri için kullanılmış “Gold State Coach”
isimli at arabası. Müze genellikle salı ve çarşamba günleri kapalı, girişler beş yaşın altındaki çocuklar için ücretsiz. için tıklayın. Haritada 3 numara.
1.1.8 Queen Victoria Memorial (Kraliçe Victoria Anıtı)

Buckingham Sarayı’na girerken veya dikkatinizden kaçtıysa en kötü çıkışta sarayın bahçesinde görebileceğiniz dairesel anıt. Birleşik Krallık’ın tarihinde II. Elizabeth’ten sonra en uzun süre tahtta kalan hükümdar Kraliçe Victoria adına yapılmış. Mimarı Sir Thomas Brock, halka açılış tarihi ise 16 Mayıs 1911. 32 metre yüksekliğinde ve 2.300 ton ağırlığında. En tepesinde kanatlı bir zafer meleği, alt kısımlarında ise tahtta oturan Kraliçe Victoria tasviri var. Aynı zamanda adaleti, anneliği ve azmi temsil eden diğer küçük heykelciklerle süslenmiş.
1.2 Westminster Abbey

Herkes burayı İngiltere Prensi William ve Cambridge Düşesi eşi Kate Middleton’ın düğününün gerçekleştiği yer olarak hatırlayacaktır. Hepimiz 29 Nisan 2011’de ekranlara kitlenip düğünü canlı yayından izlemiştik. Hatta internetten yayınlanan düğün 400 milyon tıklanarak rekorlar kırmıştı. İşte 700 yıllık tarihi manastır, kraliyet düğünleri, cenazeleri ve taç giyme törenleri gibi önemli etkinliklerin gerçekleştirildiği yer.

Aslında şu anki yapının öncesinde, burası Hristiyanlığın Benedikten mezhebine mensup bir manastır olarak kurulmuş. Yani manastırın bilinen tarihi aslında bundan 1000 küsür yıl öncesine 10. yüzyıla uzanıyor. Hem I. William’ın 1066’daki taç giyme töreninden beri İngiliz Kraliyet ailesinin taç giyme törenleri burada düzenleniyor hem de 17 hanedanın mezarları burada bulunuyor. Kraliyet üyesi olmasalar da dünyanın gelmiş geçmiş en önemli bilim adamlarından Isaac Newton ve Charles Darwin de buraya gömülen ünlü isimler arasında. Ayrıca manastır şu ana kadar Kate ve William’ınki dahil toplam 16 kraliyet düğününe sahne olmuş. Kral 3. Henry’nin emriyle 1245 yılında inşa edilen bugün görülen yapının mimarisi ise Anglo-Sakson stili Gotik tarzda. İçi tam bir yaşayan müze gibi. Her yer yağlı boya tablolar, vitraylar ve diğer değerli objelerle dolu.
Pazartesiden cumaya 09.30 – 15.30, Cumartesileri ise 09.00 – 15.00 saatleri arasında ziyarete açık. Pazar günleri ve ibadet saatlerinde turistik ziyarete kapalı. Ayrıca kraliyet etkinliklerinde veya bazı ulusal kutlama ve anma törenleri için de kullanıldığından bu gibi istisnai günlerde de ziyarete kapanabiliyor. Gitmeden önce mutlaka kontrol edin. Westminster Abbey giriş bileti bulmak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.
Sesli Rehber: Ünlü aktör Jeremy Irons’ın anlatımıyla İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Lehçe, Macarca, Japonca, Rusça ve Çince olmak üzere farklı dillerde ücretsiz sesli tur hizmeti alabiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken mulitmedia guide‘ı cep telefonunuza indirmek.
Zangoçlar eşliğinde turlar: Ayrıca manastırın zangoçları tarafından gerçekleştirilen rehberli turlar da var. Turlar pazartesi – cumartesi günleri gerçekleştiriliyor. Ücreti giriş ücreti + 10 Pound ve tur yaklaşık 1,5 saat sürüyor.
Westminster Manastırı ve Parlamento Binası’nı birleştiren ekonomik turlar: Bir taşla iki kuş vurmak isteyenler için hem Wesminster Abbey’de rehberli tur hem de Parlamento binasını rehberle gezdiren turlar bulabilirsiniz. Westminster Abbey + Parlamento binasını birleştiren turu incelemek için tıklayın. Buckingham Sarayı’nın içini gezdirmese de uğrayan, Westminster Manastırı’nı gezdiren bir de rehberli yürüyüş turu var. Bilet almak için tıkayın.
1.3 Big Ben

Londra’nın bir diğer ikonik yapısı da hiç şüphesiz Elizabeth Kulesi yani en yaygın bilinen ismiyle Big Ben. Aslında Big Ben kuledeki saatin 13 tonluk devasa çanın adı ama zamanla tüm kulenin ismi haline gelmiş. Westminster Sarayı 1834’de çıkan yangınla zarar görünce, saray kompleksini tekrardan ayağa kaldıran mimar Charles Barry, 1844’de 96 metrelik bu ünlü saat kulesini de tasarımına eklemiş. İlk yapıldığında Big Ben yerine başka bir çan varmış ama onarılamayacak şekilde çatlamış. Daha sonra çatlayan çanın metali eritilip yerine Big Ben yapılmış. Big Ben 31 Mayıs 1859’da ilk kez çalmış. Aslında Big Ben de asıldıktan kısa süre sonra çatlamış ama daha hafif bir tokmak takılıp hasarlı yer döndürülünce çözüm sağlanmış. O gün bugündür ses aynı Big Ben’den çıkıyor.

Peki neden Big Ben? Bu konuda 2 teori var. Birinci teori, yangın sonrası yeniden inşa sürecinin arkasındaki isimlerden biri olan Sir Benjamin Hall’un geniş cüssesine ithafen “Big Ben” olduğu ikinci teori ise zamanının ağır siklet boks şampiyonu Benjamin Caunt’a ithafen olduğu. Çünkü Benjamin Caunt’un takma ismi “Big Ben”miş ve bu takma isim zamanla halk arasında “en ağır” anlamında bir deyim olarak kullanılmaya başlanmış.
Big Ben Westminster Saray kompleksinin bir parçası olmasına rağmen rehberli turlara dahil değil. O yüzden sadece bakmakla yetinmemek isterseniz buradan ayrı bir bilet almanız gerekiyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.
1.4 Westminster Sarayı (Parlamento Binası)

Burası Birleşik Krallık’ta hem politikanın kalbinin attığı, hem de zamanında kraliyet ailesine ev sahipliği yapan yer. 11. yüzyılda inşa edilen saray, dönem dönem çıkan yangınlardan baya bir nasibini almış. 1512’de çıkan büyük yangına kadar İngiltere krallarının başlıca yerleşkesi olan yapının yangından sonra büyük bölümü hasar görmüş ve sonrasında İngiltere Parlamentosu ve Adalet Divanı’na ev sahipliği yapmaya başlamış. O hepimizin tarih derslerinden hatırlayacağı Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası işte bu binada toplanırmış. 1834’de ilkinden çok daha büyük bir yangın çıkmış ve binanın ortaçağdan kalan son kısımları da yok olmuş. O günlerden Bir tek Westminster Hall, St. Mary Şapeli’nin tavan kemerleri, St Stephen Kilisesi’nin manastırı ve Jewel Tower ayakta kalmış.

Elbette sarayın bugünkü yenilenmiş hali, eski saraydan geriye kalan bölümleri de içine alacak şekilde çok daha kapsamlı ve büyük. 300 metre uzunluğunda cepheye, 32,375 metrekarelik bir alana sahip 1000 küsür odalık dev yapı, 19. yüzyılda, Gotik üslupta mimar Charles Barry’nin tasarımıyla yeniden inşa edilmiş. Londra’nın bir diğer sembolü meşhur Big Ben resmi adıyla Elizabeth Kulesi de Barry’nin eklemelerinden biri. 1840’da başlayan süreç gecikmelerdi, bütçe aşımlarıydı, mimarın ölümü derken 30 yıl sürmüş. Bir de üzerine 2. Dünya Savaşı’ndaki bombardımanlarla yaşanan hasarın giderilmesi ve gittikçe metropol haline gelen Londra’nın hava kirliliği de eklenince, binanın koruma masrafları da kat be kat artmış. 1987’de olaya UNESCO el atmış ve tüm kompleksi Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil ederek koruma altına almış.
Parlemento Binası’nda bir de şöyle komik bir yasak var: Bina içinde ölmek! Çünkü bina içinde ölen kişiye yasalar gereği “state funeral” yani devlet cenazesi düzenlemek gerekiyor.

Gelmişken Parliament Square Garden’da Big Ben fonda fotoğraf çekinmeyi de ihmal etmeyin. Bu minik kare plan park yapılacak olan parlamento binası önünde yapılacak tüm eylem ve protestoların buluşma noktası kabul ediliyor. Ayrıca içinde Mahatma Gandhi, Winston Churchill ve Benjamin Disraeli gibi önemli politik isimlerin heykelleri de var.
Westminster Sarayı’nı yalnızca rehberli veya sesli rehberli turları satın alarak gezebiliyorsunuz. Westminster Sarayı’nı Westminster Abbey ile birleştiren ekonomik turlar da var. Westminster Abbey + Parlamento binasını birleştiren tur ile hem Wesminster Sarayı yani Parlamento binasını hem de Westminster Abbey’i canlı rehberle gezerek daha ekonomik, combo bir program yapabilirsiniz. Cumartesi ve pazar günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.
1.5 Westminster Köprüsü
London Eye’ın bulunduğu kıyıyı Big Ben’e bağlayan Thames Nehri üzerindeki köprü. Tüm Londra fotoğraflarının yıldızı Big Ben’i güzel bir açı ile çekebileceğiniz nokta burası. 18 Kasım 1750’de kullanıma açılmış, İsviçreli mühendis Charles Labelye imzalı. İngiltere’nin milletvekillerinden oluşan alt meclisi Avam Kamarası’nın koltuk rengini temsilen yeşil renge sahip. Hem araç hem de yaya trafiğine açık. Bir fotoğraf tüyosu daha verelim: Köprüyü geçtiğinizde Thames Nehri kıyısına inen bir merdiven var. Bizce oradan çok daha eşsiz bir Big Ben fotoğrafı çekebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 7 numara.
1.6 Westminster Katedrali



İngiltere’nin en büyük Katolik kilisesi olan Westminster Katedrali, hem İngiltere hem de Galler’in Roma Katolik Kilisesi’nin ana merkezi aynı zamanda. Tamamen tuğladan inşa edilen Neo-Byzantine tarzdaki binası mimar John Francis Bentley imzalı. 1895 ve 1903 yılları arasında yapılmış. İç mekanı farklı dönemlerde ve farklı sanatçılar tarafından yapılan devasa mozaikleri ve dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen 100’den fazla mermer sütunuyla dikkat çekici. Meryem Ana ve Kutsal Emanetler şapelleri de burada bulunuyor.
Bu katedralde gerçekleşen dikkat çekici olaylar arasında Papa II. John Paul ve Papa Benedict XVI’nın ziyaretleri, Kraliçe II. Elizabeth’in ilk kez bir Katolik ayinine katılması ve eski Başbakan Boris Johnson’ın düğünü gibi tarihsel olaylar var. Katedrale giriş tamamen ücretsiz fakat çan kulesine çıkmak isterseniz belli bir ücret ödüyorsunuz. Ayrıca şanslıysanız kusursuza yakın akustiğiyle dini ve klasik müzik konserlerine de denk gelebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 8 numara.
1.7 St James’s Park


16. yüzyılda Kral VIII. Henry tarafından bir av parkı olarak kurulan St James’s Park, şehirdeki sekiz kraliyet parkından biri. Gölündeki ördekleri, kazları, kuğuları ve hatta pelikanlarıyla bizce şehirde bir yürüyüş için en merkezi ve en en güzel parklardan biri. Ayrıca kraliyet parkı olmasının hakkını veriyor. Açıldığından itibaren kraliyet düğünlerine, askeri geçit törenlerine ve devlet kutlamalarına ev sahipliği yapmış. Bunların arasında en ünlü olanı “Trooping the Colour” isimli Bayrak Selamlama Töreni. Her yıl haziran ayında kralın doğum gününü kutlama amacıyla yapılıyor. En güzel zamanları göl kenarının rengarenk çiçeklerle bezeli olduğu bahar ayları ve ağaçların yapraklarının kızarıp sarardığı sonbahar ayları. İçinde yiyecek-içecek alanları da mevcut. için tıklayın. Haritada 9 numara.
1.8 Green Park


Kraliyet parklarının en küçüğü sayılan Green Park, 19 hektarlık sakin ve huzurlu bir yeşil alan. Konum olarak Buckingham Sarayı’nın hemen yanında yer alıyor. 1660’ta Kral II. Charles tarafından yaptırılmış. Gittiğinizde dikkatinizi çeker belki, burada diğer kraliyet parklarındaki gibi süslü çiçek tarhları yok. Sebebiyse biraz magazinsel. Kraliçe Braganzalı Catherine, kocası II. Charles’ın buradan gizli gizli çiçek toplayıp metreslerine hediye ettiğini öğrenince bu parka çiçek dikimini yasaklatmış. Genelde buraya insanlar çimlerde güneşlenmeye, kitap okumaya geliyor. için tıklayın. Haritada 10 numara.
1.9 Trafalgar Meydanı

Trafalgar Meydanı için de bir meydandan fazlası diyeceğiz ki yalan değil. Meydan adını 1805 yılında İngiltere’nin Fransız ve İspanyol donanmasını yendiği Trafalgar Savaşı’ndan alıyor. Trafalgar Savaşı’nda ölen komutan Amiral Horatio Nelson anıtı, ikonik taş aslanlar ve çağdaş sanatçıların türlü türlü enstalasyonlarına ayrılan ünlü dört numaralı heykel kaidesi bu meydanın simgeleri. Meydan kuzey cephesinden National Gallery’nin kapısına komşu. Müzenin yüksek merdivenlerinden meydana karşı en mükemmel açıyla fotoğraf çekmek olmazsa olmazlardan.
Trafalgar Meydanı tıpkı bizdeki Taksim Meydanı gibi tarih boyunca birçok kültürel ve siyasi olaya tanık olmuş. Özellikle 1887’de Kanlı Pazar diye anılan İrlanda’daki İngiliz hakimiyetine karşı düzenlenen ve birçok gösterici için kanlı geçen karşıt gösterilerin yapıldığı gün meydanın tarihindeki önemli siyasi olaylar arasında yer alıyor. Meydan, hem yılın Noel döneminde şehirdeki en büyük çam ağacının kurulduğu ve diğer kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği hem de yıl boyunca politik gösterilerin ve mitinglerin yapıldığı yer. Yani tam anlamıyla gerçek bir kamusal alan. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.
1.10 National Gallery



Ortaçağ döneminden Rönesans’a 2.000’den fazla tabloyu içeren koleksiyonuyla National Gallery, Londra’nın en önemli müzelerinden. Hatta ilk 3’e kesin girer. Dünyanın en kült eserlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Bunların başında Van Gogh’un Sunflowers’ı, Titian’ın Bacchus ve Ariadne’si, John Constable’ın The Hay Wain’i ve Claude Monet’nin Water Lilies’i var. İlgileri için sırayla bulundukları odalar Room 43, Room 8, Room 40 ve Room 46. Odalar da zaten dönemlere göre ayrılmış, örneğin 51 ve 66 aralığındaki odalar Orta Çağ ve Erken Rönesans dönemlerinden eserleri barındırıyor. Bellini, Botticelli ve Leonardo da Vinci’nin eserleri hep bu odalarda. 38 ve 46 aralığındaki odalar ise 1800’ler sonrasına ait eserleri içeriyor. Cezanne, Monet ve Van Gogh’un eserleri de bu odalarda. Kalıcı koleksiyonunun yanı sıra birçok önemli modern ustanın da geçici sergileri oluyor. Tabii Londra’daki diğer tüm devlet müzelerinde olduğu gibi girişi tamamen ücretsiz. 1 Ocak ve 24-26 Aralık Noel arası hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri, Cuma günleri ise 10.00 – 21.00 saatleri arasında ziyarete açık.
Müzenin tüm galerileri için girişler ücretsiz ancak sıra beklemeden giriş yapmak için belirli bir güne ve saate rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Ancak şunu hatırlatalım, müze size herhangi bir rehberli tur hizmeti sunmuyor. O nedenle kendi rehberli turunuzu önceden ayarlamanızda fayda var. Çünkü bu hakkı ancak rehberli bir turla verebileceğiniz türden müzelerden. National Gallery’de rehberli tur almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.
1.11 British Museum



British Museum, insanlık tarihinin 2 milyon yılından fazlasına tanıklık eden bir koleksiyona sahip dünyanın en prestijli müzelerinden biri. Aslında bir müzeden çok her dönemden ve medeniyetten somut kültür öğelerinin tek çatı altında toplandığı bir konservasyon merkezi gibi. 1753’de kurulan ve yılda 6 milyon ziyaretçisi olan müzede, Athena’nın tapınağı Parthenon’dan heykeller, Mısır’dan mumyalar, Roma’dan kalıntılar, Kuzey Amerika yerlileri kültürlerine ait objeler, modern dönemden kalıcı bir sanat koleksiyonları ve geçici sergilerin yer aldığı bölümler var. Ayrıca beş çayı yapayım derseniz müzenin cafesi de çok uygun.

☜ Bu Likyalılara ait anıt mezar Osmanlı İmparatorluğu zamanında Türkiye’den getirilmiş. Açıklamada devletten izin alınarak toprak altından çıkarıldı ve sonra İngiltere’ye getirildi yazıyor.
Yunanistan’ın en önemli tarihi anıtı, simgesi ve milli gururu olan Partenon için de benzer bir durum söz konusu. Yunanistan’ın Osmanlı toprağı olduğu zamanında tapınağın en gözde heykelleri İngiltere’ye götürülmüş. Yunanistan uzundur geri almaya çalışıyor. Brexit sonrası işler iyice zorlaştı. Bu arada yapılan araştırmalarda İngilizlerin %69’unun geri verilmesi gerektiğini düşündüğü ortaya çıkmış.
☜ Burası da British Museum’un okuma odası.
Karl Marx, dünyayı sallayan Das Kapital (Kapital) isimli kitabını Londra’ya sürgüne gönderildiği dönemde bu odada yazmış. Ancak yayınladığını göremeden vefat etmiş. Ölümünün ardından bir arkadaşı yazdıklarını derleyerek kitabın yayınlanmasını sağlamış.
Not: Müze krokisinde her kat için bir “don’t miss” listesi var. Bu listede görülecek en önemli eserleri rahatlıkla bulabilirsiniz.
Her gün 10.00 – 17.00 saatlerinde yılın her günü açık. Sadece 24 – 26 Aralık tarihleri arasında ve 1 Ocak’ta kapalı. Cuma günleri 20.30’a kadar açık. Her gün saat 11.00’den 16.00’ya bazı objeleri elinize alıp inceleyebildiğiniz ücretsiz turlar oluyor. Ayrıca her gün 30-40 dakikalık, müzede görülmesi gereken en temel noktaları içeren ücretsiz turlar da oluyor. Tur saatlerini websitesinden öğrenebilirsiniz. Tabii tahmin edersiniz ki bu turlar gönüllülük esasına göre düzenlenen, çok da kapsamlı olmayan turlar. Müzeyi alanında uzman bir rehber eşliğinde 2 saatlik bir turla gezmek isterseniz British Museum rehberli turunu incelemek için tıklayın. Müzenin tüm galerileri için girişler ücretsiz. Yine de önden belirli bir gün ve saat için online rezervasyon yaptırmanız bekleniyor. Rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.
1.12 Leicester Square

Londra’nın İstiklal Caddesi veya Taksim Meydanı diyebileceğimiz hareketli ve canlı bir meydan. Özellikle sinemalar ve tiyatrolar açısından zengin. Her yıl Odeon Luxe ve Empire gibi büyük sinemalarda hatrı sayılır derecede kırmız halı galası yapılıyor. Ayrıca dünyanın en büyük Lego mağazasına ve yine aynı şekilde çok büyük bir M&M’s World mağazasına sahip. Yine de bir bakıp geçmenizi tavsiye edeceğimiz noktalardan çünkü daha çok kumarhaneler, turistik restoranlar, barlar ve kafeler ile çevrili. için tıklayın. Haritada 14 numara.
1.13 Soho



Canlı gece hayatı, kokteyl barları, hip kafe ve restoranlarıyla Soho, Londra merkezdeki en bohem mahallelerden. Hem kültür sanat etkinlikleri hem de yeme içme mekanlarının zenginliği açısından Berlinvari bir havası da var. Aynı zamanda queer bar ve publarıyla da LGBT topluluğu için önemli bir merkez. Bu sebeple şehrin gay-friendly bölgelerinin başında geliyor. Soho’nun çehresini kısaca özetlemek istersek tiyatrolardan müzikallere, caz kulüplerinden restoranlara herkesin kendine göre bir şeyler bulabileceği, her çeşit zevke hitap eden renkli ve hareketli bir bölge. Hem yerlilerin hem de turistlerin Londra’daki uğrak noktalarından. Bizim de favorilerimizden. için tıklayın. Haritada 15 numara.
Bu mahallede atlamayın diyeceklerimiz ise şöyle:
1.13.1 Carnaby Street




İsmini Karnaby Evi’nden alan Carnaby Street, Soho’nun ünlü ve tamamen yayalara açık olan Asmalıvari caddesi. Modernliği, eğlenceyi ve hedonizmi vurgulayan 60’ların ünlü Swinging Sixties döneminin de kalbiymiş. Moda konusunda bir devrime yol açan, döneminin ötesindeki mağaza ve butikler The Beatles, Rolling Stones gibi gruplar tarafından sık sık ziyaret ediliyormuş. Günümüzdeyse bu renkli ve yaratıcı dokusu hala geçerli. Barbour, Paul Smith ve Dr. Martens gibi İngiliz markalarından global markalara, ayriyeten Lazy Oaf, RIXO, Finlay London gibi birçok konsept mağazaya ev sahipliği yapıyor. Ayrıca restoranlar, kafeler ve barlarca da çok zengin bir bölge. Yıl boyu konsept süslemeleri ile de meşhur yerlerden. için tıklayın. Haritada 16 numara.
1.13.2 Chinatown


Chinatown, Londra’da Çin kültürünü kadar yaşatan renkli ve canlı bir mahalle. Geleneksel Çin kapıları, kırmızı fenerleri ve aslan heykelleriyle özellikle turistlerin fotoğraflamayı sevdiği bir bölge. Otantik Çin ve Asya mutfağı temalı pek çok restoranı, hediyelik eşya dükkanlarını ve uzak doğu mağazalarını içinde barındırıyor. Ayrıca her yıl ocak-şubat aylarında dragon dansları ve geçit törenleriyle kutlanan Çin Yeni Yılı burada düzenlenen en büyük etkinliklerden biri. Oturup Çin yemeği yemeyecek olsanız bile Çin kapılarından birinden girip fenerli sokaklarında şöyle bir yürümek keyifli. için tıklayın. Haritada 17 numara.
1.13.3 Kingly Court

Dünya mutfağını her türlüsünü barındıran bu şehirde tek bir noktadan gastronomik tur yapmak için en uygun noktalardan biri Kingly Court olabilir. Burası bir avluya açılan mekanlardan oluşan, kışın kapalı, yazın ise açık havada hizmet veren bir gastronomi merkezi. İçinde İtalyan, Yunan, Karayip, Japon, Amerikan mutfaklarından lezzetler tadabilir, Hint-Britanya gibi füzyon mutfakları da deneyebilirsiniz. Ayrıca akşamları vakit geçirebileceğiniz konsept barları var. için tıklayın. Haritada 18 numara.
1.13.4 Liberty London


Dıştan tarihi bir İngiliz konağını andıran Liberty London, 1875’te kurulan ve Londra’nın simgelerinden olan lüks bir alışveriş noktası. 1875 yılında Arthur Lasenby Liberty tarafından kurulan avm çoğunlukla İngiliz zanaatkarlığını yansıtan lüks kumaşlardan, mücevherlerden ve sanat objelerinden oluşuyor. Toplam altı kattan oluşuyor ve her sene şehrin en güzel Noel aranjmanlarından biri burada kuruluyor. Bu dönemde geldiyseniz özellikle bir içine girip görmek isteyebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 19 numara.
1.13.5 House of MinaLima
Sıradaki durak Harry Potter hayranları için. Harry Potter ve Fantastic Beasts evrelerinin grafik tasarımcıları olan ikili Miraphora Mina ve Eduardo Lima’nın Soho’da bulunan galeri ve mağazası. İçinde hem Harry Potter’ın orijinal grafik tasarımlarını, afişlerini ve film aksesuarlarını galeri gibi gezip görebilir hem de koleksiyonluk parçaları satın alabilirsiniz. için tıklayın. Haritada 20 numara.
1.13.6 Outernet London



Outernet London için yeni nesil bir eğlence ve kültür merkezi diyebiliriz. Devasa ultra HD ekranların olduğu son teknolojiye sahip konser salonlarına ve etkinlik alanlarına sahipler. Bu sebeple 2.000 kişilik bir konsere de, etkileşimli sergilere de, marka lansmanlarına da ev sahipliği yapıyorlar. Misyonları da 1940’lardan günümüze Londra’daki en büyük yeni eğlence alanı olmak. Elbette konserler ücretli ancak sergiler ve dijital gösterimler ücretsiz. için tıklayın. Haritada 21 numara.
1.13.7 Foyles


Charing Cross Road’da bulunan Foyles Londra’nın en ünlü kitapçılarından biri. Beş kattan oluşan binasının ilk dört katı kitaplardan oluşurken en üst katı kafe olarak hizmet veriyor. 200.000’den fazla kitap türüne sahip olan Foyles’ta edebiyattan akademik kaynaklara, tiyatrodan yabancı dil kitaplarına geniş bir kitap çeşitliliği var. O yüzden İngilizce kitap satın almak isterseniz burası listenizde olsun. için tıklayın. Haritada 22 numara.
1.13.8 Soho’dan Yeme-İçme Önerilerimiz


– Circolo Popolare: Sicilya mutfağı temalı ünlü bir restoran. Neopolitan pizzaları ve dev peynir tekerleklerinde döndürülüp servis edilen carbonaları ile ünlü. Ayrıca renkli ve eklektik iç dekorasyonu da oldukça dikkat çekici. Rezervasyon yaptırmak şart. için tıklayın. Haritada 1 numara.

– Steak and Company: Leicester Square, Covent Garden ve Piccadilly Circus gibi Londra’nın ünlü noktalarında şubeleri bulunan bir et restoranı. Klasik seçeneklere ek olarak bir de steak stone adlı bir olayları var. Az pişirilmiş etleri sıcak bir mermerle servis ediyorlar, böylece etinizi istediğiniz soslarla istediğiniz ayarda pişirmeye kendiniz devam ediyorsunuz. için tıklayın. Haritada 2 numara.

– Burger & Lobster: Leicester Square’in en popüler restoranlarından biri fakat Londra’da başka bölgelerde de şubelerine rastlayabilirsiniz. Adı aslında konseptini net şekilde gösteriyor, tamamen burger ve ıstakoz üzerine kurulu bir menüsü var. Özellikle “Lobster Roll” isimli ıstakoz sandviçi ünlü. için tıklayın. Haritada 3 numara.
– Berenjak Soho: Michelin yıldızlı İran restoranının Soho’daki şubesi. Dekorasyonu aynı şekilde hem moderniteyi hem de geleneği kapsayan bir çizgide. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 4 numara.


– Honest Burgers: Şehrin popüler burgercilerinden. Dana eti, tavuk ve vegan/vejetaryen malzemelerden oluşan burgerleri çeşitli sos ve yancılarla servis ediliyor. Biz Soho şubesini verdik ama Borough, Spitalfields ve Leicestrer Square gibi noktalarda başka şubeleri de bulunuyor. için tıklayın. Haritada 5 numara.
– Blacklock: Londra’da birkaç şubesi bulunan şık bir et restoranı. Ayrı ayrı et çeşitleri söyleyebileceğiniz gibi “All In Sunday Roast” isimli her tipten tadımlık et barındıran menüsünü de tercih edebilirsiniz. Üstüne beyaz çikolatalı cheesecake’i de olmazsa olmazlardan. Rezervasyon şart. için tıklayın. Haritada 6 numara.
– Speedboat Bar: Londra’da hep aynı şeyleri yemekten sıkılıp daha farklı tatlar denemek isteyenler için Speedboat Bar en uygun adreslerden olabilir. Tayland’ın gece pazarlarının kaotik ve renkli yanını alıp kendi dekorasyonuna yansıtan bir Tayland restoranı kendisi. Menüsünde stir fry’lardan noodle’lara, curry’lerden salatalara pek çok seçenek bulunuyor. Çin Mahallesi’ndeki şubesi Notting Hill’deki şubesine kıyasla daha popüler. için tıklayın. Haritada 7 numara.

– Bao: Burası da Londra’nın çoğu önemli noktasında şubesi bulunan bir Tayvan restoranı. Adından da anlaşılacağı gibi “bao” isimli buharda pişmiş pofuduk ekmek sandviçleri ile ünlü. Tavuk ve biftek gibi dolgularının yanında vegan seçenek de sunuyor. Soho’yla birlikte King’s Cross, Borough ve Marylebone da en ünlü şubelerinden. için tıklayın. Haritada 8 numara.

– The Devonshire: Yemyeşil dış cephesi ve nostaljik atmosferi ile The Devonshire, Soho’nun meşhur publarından biri. Alt katı salaş bir pub, üst katlarıysa daha resmi bir restoran konseptinde işliyor. Sunday Roast’u için insanlar aylar öncesinden rezervasyon kovalıyor, web siteleri üzerinden sizin de yapmanız mümkün. Her gün 11.00’den itibaren açık. Eğer pub tarafına gelecekseniz de akşam çok geçe kalmayın çünkü her ne kadar kapısının önünde de takılabilecek olsanız sipariş vermesi bile imkansız hale geliyor. için tıklayın. Haritada 9 numara.
– Evelyn’s Table: Eski bir bira mahzeninde bulunan Evelyn’s Table, sadece 12 kişilik masası olan nezih bir restoran. Bir Michelin yıldızına sahip. Baş şefi de aynı şekilde Michelin yıldızlı Seamus Sam. Restoran açık mutfak konseptinde, konuklar tek bir masayı paylaştığı için samimi bir atmosfere sahip olduğu söylenebilir. Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmak gerekiyor. için tıklayın. Haritada 10 numara.
– Pizza Pilgrims: Otantik Napoliten pizzalar yapan Pizza Pilgrims, Londra’da pek çok şubesi bulunan epey meşhur bir pizzeria. Margherita, carbonara gibi klasiklere ek olarak glutensiz ve vegan opsiyonları da var. için tıklayın. Haritada 11 numara.
– Black Tap Craft Burgers & Beer: Katman katman devasa milkshakeleri ve hamburgerlerinin uyumuyla bilinen bir Amerikan restoranı. Her gün 11.00’den itibaren açık. için tıklayın. Haritada 12 numara.
– Barrafina: Chipirones, patatas bravas ve creama catalana gibi İspanyol tatlarını bulabileceğiniz modern bir tapas restoranı. Deniz mahsulleri ve et severlere hitap ettiği gibi vejetaryenlere uygun seçenekler de var. Haftanın her günü açık. Borough Yards, Druruy Lane ve Adelaide Street gibi şubeleriyle Londra’da birkaç noktada daha görmek mümkün. için tıklayın. Haritada 13 numara.
– The Palomar: Leicester Square’e yürüme mesafesinde olan The Palomar, Akdeniz’i üç bir taraftan çevreleyen İspanya, İtalya, Kuzey Afrika ve Levant ülkelerine ait lezzetlerin birlikte oluşturduğu füzyon bir menüye sahip. Modern bir dizaynı ve samimi bir atmosferi var. Online rezervasyon yapılabilir. için tıklayın. Haritada 14 numara.
– Brasserie Zédel: Moulin Rouge! The Musical’in hemen karşı tarafında bulunan bir brasserie. Fransızca menüsü, soğan çorbası, steak tartare gibi tabakları ve Moulin Rouge gibi kırmızının hakim olduğu dekorasyonuyla Fransız etkisini net şekilde hissettiriyor. Hem akşam yemekleri hem de bir şeyler içip vakit geçirmek için tercih edilebilir. için tıklayın. Haritada 15 numara.

– Poppies Fish & Chips: Poppies Fish & Chips de Londra’nın ikonik fish and chips restoranlarından biri. Old Compton, Hawley Cres, Portobello Road ve Hanbury St. olmak üzere toplam dört şubesi var. Her bir şubesinin tasarımı 1950’lerden fırlamış gibi görünen Amerikan tipi diner’ları anımsatıyor. için tıklayın. Haritada 16 numara.
– JUNK: Soho’nun kalbinde smash burger’ler yapan hamburgerci. Klasik burgerlerine ek olarak trüflü ve vejetaryen opsiyonları da var. İç mekanında oturma alanları mevcut. için tıklayın. Haritada 17 numara.
– Milk Beach: Plaj havası estiren dekorasyonuyla Soho’da şık bir akşam yemeği vadeden Avustralya restoranı. Kahvaltı için de öğle ve akşam yemekleri için de tercih edilebilir. Rezervasyon faydalı olacaktır. için tıklayın. Haritada 18 numara.
– Ronnie Scott’s: 1959’dan beri Ella Fitzgerald ve Miles Davis gibi en büyük caz efsanelerine ev sahipliği yapmış tarihi bir caz kulübü. Yeni yeteneklere de kapısını açmasıyla caz tarihinin bir parçası haline gelmiş. Kısaca Londra’ya giden müzik severlerin özellikle yolunu düşürdüğü yerlerden biri. Düzenlenen etkinliklere bilet alabilir veya önceden rezervasyon yaptırarak içeri girebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 19 numara.
– The French House: Soho’da yer alan özgün bir pub. Yemek menüsü günlük değişiyor. Duvarlarındaki irili ufaklı çerçeveli resimleri ve nostaljik atmosferiyle tercih edeni oldukça fazla, bu yüzden rezervasyon gerekli gibi bir şey. için tıklayın. Haritada 20 numara.

– Maison Bertaux: 1871’den beri hizmet veren Maison Bertaux, Londra’nın en eski pastanesi sayılıyor. Akşamüstü çayı veya kahvaltı için tercih edilebilir. Özellikle scone’ları ile popüler. için tıklayın. Haritada 21 numara.
– Cahoots Underground: II. Dünya Savaşı döneminden bir yer altı tren istasyonunu andıran tasarımıyla tematik bir kokteyl bar. Eski posterler ile çevrili vintage tren vagonlarında oturuyorsunuz. Rezervasyon zorunlu olmasa da yaptırmanız iyi olur. için tıklayın. Haritada 22 numara.
– Humble Chicken: İki Michelin yıldızına sahip olan Humble Chicken, şef Angelo Sato’ya ait bir Japon restoranı. Hem a la carte menüsü hem de günlük menüleri bulunuyor. Menünün yıldızları Yakitori, Sukiyaki ve Piggy Bao. Ayrıca sake menüsü de mevcut. Rezervasyon zorunlu olmasa da tavsiye ediliyor. Pazar, pazartesi ve salı günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 23 numara.
– Bleecker Burger: New York tarzı dry-aged etler ile burgerler yapan bir zincir. 2024 yılında “Ulusal Burger” ödülüne layık görülmüşler. için tıklayın. Haritada 24 numara.

– Hobson’s Fish & Chips: Klasik İngiliz lezzeti fish & chips’i deneyebileceğiniz bir aile işletmesi. için tıklayın. Haritada 25 numara.

– Yeni: Beyoğlu, Kazancı Yokuşu’ndaki restoranının yıllardır müdavimi olduğumuz ünlü Türk şef Civan Er’in Soho’daki restoranı. Elbette o ünlü mantısı Londra’daki restoranında da menüde yer alıyor. için tıklayın. Haritada 26 numara.


– Mr Fogg’s Gin Club: Viktoryen esintiler taşıyan dekorasyonu ile üst katı daha pub havasında ama alt katı daha speakeasy tarzda olan bir kokteyl bar. için tıklayın. Haritada 27 numara.

– Big Kid Ice Cream: Zeytinyağ ve baklava gibi yaratıcı ve sıradışı tat kombinasyonları ile dikkat çeken bir dondurmacı. için tıklayın. Haritada 28 numara.
1.14 Mayfair

Michelin yıldızlı restoranlardan dünyaca ünlü moda markalarına çeşitli lüks mağaza ve mekanın bulunduğu Mayfair, Avrupa’nın en pahalı ve prestijli bölgelerinden biri. Ayrıca Bond Street, Regent Street, Oxfort Street ve Picaddily Street gibi Londra’daki çoğu ünlü caddenin de kesiştiği bölge, bu sebeple epey turistik ve kalabalık. E doğal olarak yankesiciler için bir cennet haline geliyor, o yüzden Mayfair’deyken çevrenize karşı ekstra dikkatli olmanızı tavsiye ederiz. için tıklayın. Haritada 23 numara.
1.14.1 Oxford Street & Oxford Circus


600’e yakın mağazaya ev sahipliği yapan Oxford Street, Avrupa’nın en büyük ve en yoğun alışveriş caddesi unvanına sahip. Mayfair’den başlayıp Soho’ya kadar uzanıyor. Özellikle tüm büyük moda evlerinin cephe süslemesinde birbiri ile yarıştığı, ışıl ışıl Noel ve tatil dönemlerinde burası hıncahınç dolu. Bu caddede bir de Oxford Circus var. Oxford Street ve Regent Street caddelerinin kesiştiği şehrin en ünlü ve işlek kavşağı. Ünlü mimar John Nash tarafından 1819’da tasarlanmış, “Circus” ismini de yolların dairesel bir kavşak oluşturmasından almış. Kesinlikle sokak boyunca ve mağazalara girdiğinizde telefonunuza cüzdanınıza mukayyet olmanız gereken yerlerden. için tıklayın. Haritada 24 numara.
1.14.2 Piccadilly Street & Piccadilly Circus


Bol ışıklı devasa reklam panoları, mağazaları ve gündüz gece demeden eksik olmayan kalabalığıyla Piccadilly Street, Londra’nın Times Square’i gibi bir şey. Shaftesbury Memorial Fountain olarak geçen Eros heykeli buradaki çok ünlü bir buluşma noktası. Piccadilly Circus da Oxford Circus gibi hem ünlü bir kavşak hem de metro istasyonunun adı. O meşhur kırmızı otobüslerin arzı endam ettiği kavşaklar buralar işte. için tıklayın. Haritada 25 numara.
1.14.3 Regent Street


Londra sokakları arasından favorimiz olan Regent Street her yeni yıl döneminde o devasa melek ışıklandırmalarının yerleştirildiği nokta. 1819’da ünlü mimar John Nash tarafından tasarlanan cadde Prens Regent, yani IV. George için yapılmış. Zaten cadde de ismini buradan alıyor. Paris’i andıran mimarisiyle dünyaca ünlü alışveriş caddelerinden bir tanesi kendisi. Oxford Street’e kıyasla daha prestijli ve lüks mağazalara sahip. İster alışveriş için ister de keyifli bir yürüyüş için tercih edilebilir. için tıklayın. Haritada 26 numara.
1.14.4 Bond Street
Halihazırda pahalı bir şehir sayılan Londra’nın en lüks alışveriş caddelerinden biri. Güney (Old Bond Street) ve Kuzey (New Bond Street) olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Bu cadde boyunca Chanel, Bulgari, Louis Vuitton, Cartier, Hermès ve Tiffany & Co. gibi lüks markaların mağazaları uzanıyor. 1700’lerden beri sosyetenin yeri. Yeni yıl döneminde en güzel entalasyonlar ve süslemelerden bazıları bu caddede oluyor çünkü buradaki 5 yıldızlı oteller ve lüks markalar bu konuda birbirleri ile yarışıyor. için tıklayın. Haritada 27 numara.
1.14.5 Mercato Mayfair

Mercato Mayfair, 18. yüzyıldan kalma St Mark’s kilisesinin dönüştürülmesiyle kafelerin, restoranların ve yemek tezgahlarının bulunduğu iki katlı bir yeme-içme pazarı. Dramatik yüksek tavanların ve renkli vitrayların altında dünya mutfağından çeşit çeşit lezzeti tadabiliyorsunuz. Bunların arasında bao dumpling de var taze poke kaseler ve el yapımı makarnalar da… Ayrıca çatı terasında kokteyl barlar mevcut bodrum katında da bir şarap mahzeni var. için tıklayın. Haritada 28 numara.
1.14.6 Royal Academy Of Arts


1768 yılında döneminin sanatçı ve mimarları tarafından kurulan Royal Academy Of Arts, bugün Londra’nın prestijli sanat kurumlarından bir tanesi. İçinde antik heykellerden çağdaş sanat eserlerine kadar geniş bir eser yelpazesi var. John Constable, J.M.W. Turner ve David Hockney eserlerini görebileceğiniz sanatçılar arasında. Müze pazar günleri kapalı, ana koleksiyonu görmek ücretsiz. için tıklayın. Haritada 29 numara.
1.14.7 Fortnum & Mason



1707 yılında Kraliçe Anne’in sarayında çalışan bir uşak olan William Fortnum ve Hugh Mason’un ortaklığıyla kurulan Fortnum & Mason, bugün şehrin en prestijli lüks gıda ve hediyelik mağazası olarak biliniyor. Çayları, şık paketleri ve ikonik “hamper”ları, yani içinde binbir çeşit ürün bulunan hasır sepetleri ile ünlü. Ana şubesi olan 181 Piccadilly, her yıl binlerce turistin uğrak noktası. Siz de ister hediyelik almak için uğrayabilir, ister Afternoon Tea geleneklerine katılarak çay yanında klasik İngiliz aperatiflerini tadabilirsiniz. için tıklayın. Haritada 30 numara.
1.14.8 Apsley House
Waterloo Muharebesi’nde Napolyon’u defeden komutanlardan biri olan Demir Dük lakaplı Arthur Wellesley’in gösterişli konağı. 18. yüzyılda İngiliz mimar Robert Adam tarafından neo-klasik tarzda inşa edilen konağın içinde savaş üniformalarını da, altın varaklı odalarda Velázquez, Rubens, Goya ve Titian gibi üstadların eserlerini de görebiliyorsunuz. Pazartesi ve salı günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 31 numara.
1.14.9 Mayfair’den Yeme-İçme Önerilerimiz

– The Mayfair Chippy: Taze ürünleri, büyük porsiyonlu ve ödüllü fish & chips’leri ile bilinen bir balık restoranı. Çabuk ilerlese de önünde genellikle uzun kuyruklar oluyor, beklemek istemiyorsanız rezervasyon yaptırabilirsiniz. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 29 numara.
– Hide: Green Park metro istasyonuna yürüme mesafesinde bulunan bir Michelin yıldızlı modern restoran. Dekorasyonu genel olarak doğal tonlarda, sade bir çizgiye sahip fakat en vurucu öğesi ahşaptan yapılmış heykelsi, organik formlu merdiveni. Her bir katı farklı durumlara uygun, örneğin zemin katı daha gündelik, üst katı daha lüks ve alt katı bar gibi. Rezervasyon mutlaka gerekiyor. için tıklayın. Haritada 30 numara.


– Sketch: Sanatın, dekorasyonun ve mutfağın bir arada olduğu eşsiz ve etkileyici bir restoran. Gitmeden fotoğraflarına şöyle bir bakınca siz de bunu hissedeceksiniz. Aynı binayı paylaşan ve birbirinden farklı konseptlere sahip salonlarıyla göze hitap etmeyi başarıyor. Örneğin The Glade isimli salonu bar olarak hizmet verirken insana adeta sihirli bir ormandaymış gibi hissettiriyor. Keza altın tonların hakim olduğu Afrika esintili salonu da şık bir akşamüstü çayı içmelik. Ancak en popüler olan kısım The Gallery adlı tamamen toz pembe olan salon. Ayrıca dev yumurta kapsülleri şeklindeki ikonik tuvaletleri de çok ünlü. Rezervasyon mutlaka gerekli. için tıklayın. Haritada 31 numara.
– The MAINE: Lüks ortamı ve canlı müzik performansları ile bilhassa özel günler için tercih edilen bir restoran. Yüksek tavanlı, kadife koltuklu ve büyük avizeli dizaynı The Great Gatsby tarzı bir gösterişe sahip. Menüsü deniz mahsulleri, makarnalar ve et yemekleri açısından zengin. Rezervasyon özellikle akşam yemekleri ve hafta sonları için gerekiyor. için tıklayın. Haritada 32 numara.
– Scott’s: Hem 1851’e uzanan geçmişiyle tarihi hem de modern ve şık dekorasyonuyla nezih bir restoran. Mevsimsel İngiliz lezzetlerinin yanında özellikle deniz mahsulleri ile ön plana çıkıyor. Michelin’in “Londra’daki En İyi Deniz Ürünleri Restoranları” listesinde bulunuyor. Çocuklar ve evcil dostlar için spesifik kuralları var, örneğin çocuklar sadece hafta sonları öğle yemeklerinde kabul ediliyor. Bu sebeple gitmeden web sitesine göz atmak faydalı olabilir. için tıklayın. Haritada 33 numara.
1.15 Covent Garden


Kafanızı çevirdiğinizde her bir köşesinde ya alev üfleyen birilerini, ya pandomimci ya da jonglör gördüğünüz Covent Garden sokak sanatçılarıyla, canlılığıyla ve merkeziliğiyle bizdeki İstiklal Caddesi’ni andırıyor. Ayrıca başta müzikaller olmak üzere kültürel etkinliklerin de merkezi. New York’ta Broadway nasılsa Londra’da da Covent Garden aynısı. Aşırı kalabalık ve turistik bir bölge. O yüzden burada da yankesicilere karşı dikkatli olmak lazım. için tıklayın. Haritada 32 numara.
1.15.1 The Apple Market



İsmini 17. yüzyılda buraya ilk gelip yerleşen elma satıcılarından alan The Apple Market, Covent Garden’ın dünyaca ünlü meyve-sebze pazarı. Tabii bugün sadece meyve-sebze değil giyim, ev eşyaları, sanat ve el işi ürünlerini de içeriyor. Salı ve pazar günleri arasında el yapımı ürünler, takılar ve çizimler, pazartesi günleri ise antika eşyalar odaklı. Genellikle her gün 10:00 – 18:00 saatleri arasında açık. Önündeki meydanda her daim sokak sanatçılarının performansları oluyor. için tıklayın. Haritada 33 numara.
1.15.2 Neal’s Yard

Covent Garden bölgesinin kuytu köşede kalmış en renkli sokağı. Tam olarak Instagram’lık bir yer. Mavinin, morun, sarının ve turuncunun en parlak renkleriyle boyanmış olan binaları masalsı bir hava katıyor buraya. İsmini siyasetçi Thomas Neale’dan alan sokak, 1970’lerde aktivist Nicholas Saunders tarafından sürdürülebilirliğe dikkat çekmek adına dönüştürülmüş. Bugünlerde de doğal ürünler almak, vegan ve vejetaryen yemekler denemek, kahve içmek veya sadece fotoğraf çekmek için klasik Londra duraklarından biri. için tıklayın. Haritada 34 numara.
1.15.3 Royal Opera House
Neoklasik mimarisi, kusursuz sayılan akustiği ve ikonik salonlarıyla Londra performans sahnesinin gözbebeklerinden olan Royal Opera House şehrin en büyük kültür merkezlerinden biri. Covent Garden bölgesinde yer alan opera evi yeni binasıyla 1858’den beri faaliyet gösteriyor. İlgililerine biraz detaylandıralım; Carmen ve Il Trovatore gibi klasiklerin yanında çağdaş opera temsillerine de yer veriyor. için tıklayın. Haritada 35 numara.
1.15.4 Seven Dials Market


Yaklaşık yirmi bağımsız yiyecek ve içecek işletmesinden oluşan bir yemek salonu. Aynı zamanda oldukça hareketli ve sosyal bir buluşma noktası. Hotdog’lardan dondurma ve tatlılara, burgerlerden el yapımı makarnalara çeşit çeşit lezzeti bulabileceğiniz iki katlı bir yemek cenneti. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 36 numara.
1.15.5 Somerset House

Yaz aylarında 18. yüzyıl avlusunda yapılan fıskiye gösterilerinden, kışın en ünlü buz pateni pistlerinden birine dönüşmesine çeşit çeşit sergilerden etkinliklere Somerset House Londra’nın önde gelen kültür merkezlerinden. Ayrıca London Design Biennale ve Now Play This gibi tiyatro festivalleri de burada gerçekleşiyor. Somerset House’un önünde Kasım ayında kurulan buz pateni pistiyle Londralılar 25 yıldır Noel’in gelmekte olduğunu unutmuşlarsa da hatırlıyorlar. Işıklandırmaları, süslemeleri ve olmazsa olmaz çam ağacıyla Londralılara Noel atmosferiyle çevriliyken buz pateni yapma fırsatı sunuyor. Takvimleri her yıl güncel yayınlanıyor fakat genellikle Kasım ayının ortalarından Ocak ayının başlarına kadar kurulu kalıyor. Biletleri de hemen tükenebilir, o yüzden illa gitmek istiyorsanız web sitesini sık sık takip edip, erkenden biletinizi alın deriz. Somerset House Courtauld Galerisi giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 37 numara.
1.15.6 London Transport Museum
At arabalarından tren vagonlarına, kırmızı çift katlı otobüslerden retro taksilere Londra’nın meşhur toplu taşıma ağının tarihçesini örnekleriyle gözler önüne seren tematik bir müze. Oyun alanları ve simülatörlerle özellikle çocukların ilgisini çekecek bir müze. Haftanın her günü 10:00 ve 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. 17 yaşın altındakiler için girişler ücretsiz fakat bilet alacaklar için sadece yıllık bilet satılıyor. Neyi kastediyoruz, tek seferlik bilet olarak değil yıllık olarak biletlerini tasarlamışlar. Yani aldığınız biletle yıl içinde ne zaman isterseniz müzeye gidebiliyorsunuz, fakat turistik olarak tek seferliğine Londra’ya gidenler için bu ne kadar mantıklı bir tercih bilemiyoruz. Herhalde bilet fiyatına değsin diye böyle bir strateji seçmişler. London Transport Museum giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 38 numara.
1.15.7 Covent Garden’dan Yeme-İçme Önerilerimiz
– Dishoom Covent Garden: Londra’da beşten fazla şubesi bulunan bir Hint restoranı. Menüsünde paylaşımlık tabaklar, kahvaltı, öğle ve akşam yemeği opsiyonları mevcut. Şubelerinin dekorasyonu da genel olarak modern ve ferah bir havaya sahip. Rezervasyon yaptırmanız iyi olur çünkü çok turistik bir şubesi. için tıklayın. Haritada 34 numara.

– Flat Iron: Şehrin en ünlü et restoranlarından. Çok şubeli mekanlardan. “Flat Iron” isimli bifteği meşhur, genellikle yanında patates ve soslarla tercih ediliyor. Rezervasyon zorunlu olmasa da faydalı olacaktır. Yemeğin sonundaki ücretsiz dondurma ikramı için bile tercih sebebi. için tıklayın. Haritada 35 numara.


– Punch & Judy: Covent Garden’da, 1787’den beri açık olan klasik bir pub. Hem iç hem de dış mekanındaki oturma alanları açısından zengin ama gelen geçeni izlemek açısından dışarıda oturmak daha keyifli. Bir şeyler atıştırıp içmek için tercih edebileceğiniz meşhur bir yer. için tıklayın. Haritada 36 numara.


– Ben’s Cookies: Londra’nın pek çok noktasına yayılmış ünlü bir kurabiyeci. Pralinliden matchalıya çeşitli aromaları var fakat en favori Double Chocolate Chunk. için tıklayın. Haritada 37 numara.

– The Lamb & Flag: Geçmişinin 1623’e kadar uzanmasıyla Londra’nın tarihi ve deyim yerindeyse efsanevi publarından bir tanesi. İngiliz yazar Charles Dickens’ın da sık sık bu puba uğradığının söylenmesi ile adı nam salmış. için tıklayın. Haritada 38 numara.
– Din Tai Fung Covent Garden: Şık ve modern dekorasyonla büyük porsiyonlar birleşince ortaya Din Tai Fung çıkıyor. Kendisi Londra’da toplam dört şubesi bulunan bir Tayvan restoranı. Menüsündeki en sık tercih edilen lezzetler noodle ve buharda pişmiş dumpling’ler. için tıklayın. Haritada 39 numara.

– The Barbary: Falafel, fattuş ve borani gibi geleneksel tatları deneyebileceğiniz bir Kuzey Afrika restoranı. Zaten ismini de Fas, Cezayir ve Tunus’un bulunduğu Berberi Kıyısı’ndan alıyor. Geleneksel lezzetler desek de restoranın modern bir havası olduğunu belirtelim. Oturma yerleri kısıtlı olduğu için rezervasyon şart. için tıklayın. Haritada 40 numara.
– Rules: 1798’de kurulan ve bu sebeple Londra’nın en eski restoranı olarak bilinen Rules, av hayvanları yoğunluklu bir menüye sahip. En çok tercih edilen lezzetleri arasında orman tavuğu (Grouse) ve pisi balığı (Halibut) var. Rezervasyon zorunlu değil fakat şansa bırakmak istemiyorsanız faydalı olacaktır. için tıklayın. Haritada 41 numara.
– Brother Marcus: Doğu Akdeniz mutfağı üzerine uzmanlaşmış bir restoran zinciri. Şakşuka, baklava ve ızgara köfte gibi lezzetleriyle de bizim damak tadımıza oldukça yakın seçenekler menüsünde bulunuyor. Ayrıca kahvaltı veya brunch dahil günün her öğünü için bir şeyler bulabileceğiniz bir seçenek. için tıklayın. Haritada 42 numara.

– Sticks’n’Sushi: Sushi ve çöp şişin Japon versiyonu yakitori ağırlıklı bir menü sunan zincir Uzak Doğu restoranlarının Covent Garden şubesi. için tıklayın. Haritada 43 numara.

– Buns From Home: Londra’da deyim yerindeyse her köşe başında görebileceğiniz modern bir pastane. Her gün taptaze hazırlanan el yapımı, yumuşacık ve bol malzemeli İskandinav usulü tarçınlı çörek yani cinnamonroll’ü ile ünlü. Başka noktalarda birkaç şubesi daha var. için tıklayın. Haritada 44 numara.
– Monmouth Coffee Company: Kaliteli kahve ve atıştırmalık hamur işleri bulabileceğiniz bir kafe. Kahvenin her sürecini takip edip kendi kahvelerini kavuruyorlar. İç ve dış mekanındaki oturma alanları açısından zengin. Pazar günleri hariç her gün 08.00 ve 19.00 saatleri arasında açık. Londra’da üç başka şubesi daha bulunuyor. için tıklayın. Haritada 45 numara.
– The Original Ivy: Art Deco tarzı vitray pencereleri, koyu ahşap mobilyaları ve profesyonel garsonlarıyla oldukça şık ve klasik bir Londra restoranı. West End tiyatrolarına yakın olduğu için ünlülerin ve özellikle oyuncuların uğrak noktası. Fish and Chips ve Shepherd’s Pie gibi geleneksel lezzetleri tatmak için ideal yerlerden biri. Haftanın her günü 11.30 ve 23.30 arası açık, rezervasyon mutlaka gerekiyor. için tıklayın. Haritada 46 numara.
– Ave Mario: Big Mamma Group’un restoranlarından Ave Mario, siyah beyaz çizgili duvarları, altın detaylı lambaları ve oval aynalarıyla Art Deco esintili şık bir İtalyan restoranı. Menüsünde taze makarnalar ve Napoliten pizzalar öne çıkıyor. Online rezervasyon mümkün. için tıklayın. Haritada 47 numara.
– Hawksmoor: Kömür ateşinde pişen bifteklerinin başrolü oynadığı menüsüyle Hawksmoor, organik ve mevsimsel malzemelerle hazırlanan tabaklar sunan lüks bir et restoranı. Deniz mahsulleri de bulmak mümkün. Londra’nın başka noktalarında yedi şubesi daha bulunuyor. için tıklayın. Haritada 48 numara.
– Arôme Bakery: İki şubesi bulunan modern bir fırın. Tatlı-tuzlu hamur işlerine eşlik edecek içecekler de sunuyorlar. Oturup yiyebileceğiniz birkaç masası mevcut. Pazartesi günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 49 numara.
1.16 Marylebone

Kırmızı tuğla cepheli nizami evleri ve temiz sokaklarıyla her şeyin gayet düzenli gözüktüğü rafine bir mahalle. Mayfair’in devamı gibi düşünebilirsiniz, sadece oranın kalabalığı ve kaosundan daha uzak. Polisiye severler için Sherlock Holmes Müzesi, sanat severler için The Wallace Collection ve kitap severler için Daunt Books gibi daha niş ziyaret noktalarına sahip. Ayriyeten belirtelim, her pazar günü 10:00 ve 14:00 saatleri arasında burada kurulan bir açık hava pazarı da var. için tıklayın. Haritada 39 numara.
1.16.1 Sherlock Holmes Museum


221B Baker Street, dünyanın en meşhur dedektifi Sherlock Holmes’un ve polisiye roman türünün babası Sir Arthur Conan Doyle hayranlarının mabedi. Bu müze ev, serinin bütün maceralarında geçen, Sherlock Holmes’un ev arkadaşı ve ekürisi Dr. Watson ile yaşadıkları evin, kitapta geçtiği adresinde müze olarak kurgulanmış hali. Müzede Sherlock Holmes’ün maceralarından fırlama balmumu heykeller, Viktorya dönemi eşyaları ve hatıra dükkanı var.
Müzeyi gezdikten sonra Sherlock Holmes’un kitaplarında, dizisinde ve filmlerinde geçen, Arthur Conan Doyle’a ilham veren yerleri göreceğiniz 2 saatlik bir yürüyüş turunun keyfini da çıkarabilirsiniz. Sherlock Holmes yürüyüş turunu incelemek için tıklayın. Noel hariç her gün 09.30 -18.00 saatleri arasında açık. Önce hediyelik eşya dükkanından bilet alıp, sıraya girip öyle giriş yapıyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara.
1.16.2 Marble Arch
1827’de John Nash tarafından tasarlanan Marble Arch, ilk başta Buckhingam Sarayı’nın ana giriş kapısı olarak yapılan fakat sonrasında plan değişikliğiyle Hyde Park’ın kuzeyine taşınan bir zafer takı. İtalya’dan gelen Carrara mermeri ile yapılmış. Zamanla etrafındaki bölgeye de adını vermiş. için tıklayın. Haritada 41 numara.
1.16.3 Daunt Books

Londra’da pek çok şubesi bulunan Daunt Books’un ilk şubesi Marylebone’daki. Uzun meşe galerileri ve ışık alan tavanlarıyla bir Edward dönemi binasında bulunuyor. Dünyanın ilk özel tasarlanmış kitabevi olduğu düşünülen Daunt Books’un bölümleri coğrafi olarak ayrılmış.Yani rehberler, dil, tarih ve kurgu kitapları artık o ülke veya bölge neyse ona göre gruplanıyor. Kendisini diğer kitabevlerinden ayıran özelliklerden biri de bu. Kitapların çoğunun da seyahat temalı olduğunu belirtelim 🙂 Ayrıca aldığınız kitapları taşıyabileceğiniz ikonik bez çantaları var. Londra’dan size tatlı birer hatıra olarak kalabilirler. için tıklayın. Haritada 42 numara.
1.16.4 The Wallace Collection
Marylebone’daki Hertford House adlı tarihi bir konakta bulunan The Wallace Collection, Londra’nın önemli sanat koleksiyonlarından biri. 18. ve 19. yüzyılda Hertford Dükleri ve Sir Richard Wallace tarafından toplanan koleksiyon 1897’de Lady Wallace tarafından İngiliz devletine bağışlanmış, bu da dönemi için epey ses getiren büyük bir bağış olmuş. Koleksiyonun içinde Titian, Velázquez, Rubens ve Van Dyck gibi sanatçıların yağlı boya tabloları, prenslere ait zırh ve silahlar, Fransız esintileri taşıyan dekoratif sanat eserleri bulunuyor. Giriş herkes için tamamen ücretsiz. için tıklayın. Haritada 43 numara.
1.16.5 Madame Tussauds London
Üç kattan ve sekiz farklı bölümden oluşan Madame Tussauds London, ünlü isimlerin gerçek boyutlu balmumu heykellerini görebileceğiniz, fotoğraf çekebileceğiniz bir balmumu heykel müzesi. 1835’te Madame Marie Tussaud tarafından Baker Street’te açılsa da günümüzde Marylebone Road’daki binasında bulunuyor. Taylor Swift, Harry Styles, Timothée Chalamet, Harry Styles ve Elton John gibi isimlerin balmumu heykellerini görmek ve fotoğraf çekilmek istiyorsanız uğrayabileceğiniz bir durak. Ayrıca biletinizi gişeden değil de online olarak alırsanız daha ucuza malediyorsunuz. Madame Tussauds Müzesi giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 44 numara.
1.16.6 Moco Museum


Amsterdam ve Barselona’da da şubeleri bulunan Moco Müzeleri’nin Londra şubesi. Marble Arch’da bulunan müze; Andy Warhol, Jean-Michel Basquiat, Banksy, Damien Hirst, Yayoi Kusama ve Keith Haring gibi modern sanatın önemli isimlerinin eserlerini içinde barındırıyor. Diğer şubelerinde olduğu gibi dikkat çeken interaktif ve dijital bir atmosferi var. Çocuklar için de giriş ücretsiz. Moco Musum giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 45 numara.
1.16.7 Selfridges

Londra’nın en ünlü ve prestijli alışveriş merkezlerinden biri de Selfridges. Moda, teknoloji, güzellik, ev eşyaları ve takı üzerine çoğu ürünü bulabileceğiniz mağazaları altı kata yayılmış. Ayrıca Selfridges Foodhall isimli yemek salonu da gurme bir mola vermek için ideal. Londra seyahatinizden dönmeden valizinizi doldurmak istiyorsanız uğranabilecek noktalardan biri kısaca. için tıklayın. Haritada 46 numara.
1.16.8 Frameless Immersive Art Experience
Burası da Mable Arch’ın hemen karşısında bulunan dijital bir sanat deneyimi merkezi. Boşuna deneyim merkezi denmemiş çünkü klasik müzelerin aksine ziyaretçilerin sanat eserlerinin “içine girmesini” ve onlarla etkileşime girmesini mümkün kılıyor. Hareket sensörleri ve sanal teknoloji sayesinde tablolar hareketli hale getirildiği için ziyaretçilerin hareketleri eserleri hareket ettirebiliyor. Bu eserler arasında Salvador Dali’nin, Gustav Klimt’in, Monet’nin ve Rembrandt’ın ünlü eserleri var. En dikkat çekenin ise Van Gogh’un Yıldızlı Gece’si olduğunu söyleyelim. Ayrıca müzeye giriş 3 yaş altındakilere ücretsiz. Framless Immersive Art Experience giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 47 numara.
1.16.9 Marylebone’dan Yeme-İçme Önerilerimiz

– Bone Daddies: Londra’nın pek çok noktasında şubesi bulunan ramen restoranı. Menüsünde en çok tercih edilen lezzetler arasında Tonkotsu Ramen, Chicken Katsu Bao ve Korean Fried Chicken Wings var. için tıklayın. Haritada 50 numara.

– Sunday in Brooklyn: Hem kahvaltı hem de öğle ve akşam yemekleri için tercih edebileceğiniz Amerikan tipi bir restoran. Menüsünde sandviçleri salatalar, brunch tabakları ve hamur işleri bulunuyor. Marylebone’dan başka bir şubesi de Notting Hill’de. için tıklayın. Haritada 51 numara.
– Carlotta: Big Mamma grubuna bağlı İtalyan restoranlarından bir diğeri de Carlotta. Duvarlarını süsleyen büyük çerçeveler, kadife perdeler ve şamdanlarla kendine has şık bir atmosferi var. Özel yemekler için ideal tercih olabilir. Ayrıca rezervasyon faydalı olacaktır. için tıklayın. Haritada 52 numara.
– The Golden Hind: Tarihi 1914’e dayanan klasik bir bir fish and chips restoranı. için tıklayın. Haritada 53 numara.
– Kinkally: Şehrin sevilen Gürcü restoranı. Menüsünün baş yıldızı hinkali, fakat öğünlük büyük tabaklar da tadımlık küçük tabaklar da bulabiliyorsunuz. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 54 numara.
– Akoko: Michelin yıldızına sahip olan bir Batı Afrika restoranı. Sahibi Aji Akokomi. Yaratıcı dokunuşlar ve estetik sunumlarla Gana, Senegal ve Nijerya gibi Batı Afrika ülkelerinin geleneksel yemekleri yorumlanıyor. Hem öğle hem de akşam yemekleri için tadım menüleri mevcut. Rezervasyonlar online yapılabilir. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 55 numara.
– Bill’s: Tatlı-tuzlu pankeklerden eggs benedict’e, shawarma’dan burgerlere günün her öğünü için bir şeyler bulabileceğiniz meşhur bir restoran zinciri. Soho, London Bridge ve Covent Garden gibi şehrin çoğu köşesinde Bill’s şubesine rastlamak mümkün. için tıklayın. Haritada 56 numara.

– The Monocle Café: Instagram ünlüsü küçük bir kafe. Menüsünde kahvelerine ek olarak vejetaryen ve vegan atıştırmalık seçenekleri mevcut. Hem iç hem de dış mekanında oturmak için küçük masaları bulunuyor. için tıklayın. Haritada 57 numara.
1.17 Tate Britain



16. yüzyılın başlarından günümüze kadar İngiliz sanatının her aşamasından eseri içinde barındıran ulusal galeri. Konum olarak Westminster-Millbank’te, Thames Nehri kıyısında. Şeker üreticisi Sir Henry Tate tarafından 1897’de Millbank Hapishanesi’nin yerine yaptırılmış. Kuruluş adı da National Gallery of British Art’mış fakat zamanla önce Tate Gallery, ardından Tate Britain olmuş.
İçinde eserleri bulunan en önemli sanatçılar arasında J.M.W. Turner ve William Blake var. Örneğin dünyanın en büyük Turner koleksiyonu ve William Blake’in “Newton” eseri bu müzede bulunuyor. Ayrıca Francis Bacon, Lucian Freud, David Hockney ve Bridget Riley gibi daha çağdaş sanatçıların eserlerini de sanatseverlerin karşısına çıkarıyor. Her gün 10.00 ve 18.00 saatleri arasında açık. Kalıcı koleksiyon için giriş tamamen ücretsiz. Sadece bazı özel sergiler için ekstra ücret alınabiliyor. Tate Britain rehberli tura bilet almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 48 numara.
1.18 The Household Cavalry Museum ve Horse Guards Parade
Tarihi Horse Guards binasında bulunan The Household Cavalry Museum, Kraliyet Atlı Muhafızları’nın 350 yılı aşkın tarihini gözler önüne seren bir müze. Bina eskiden Buckingham Sarayı’na çıkan resmi giriş kapısı olduğu için adını burada görev yapan Kraliyet Atlı Muhafızlarından almış. İçinde Waterloo Muharebesi gibi karşılaşmalardan kalan üniformalar, hatıra eşyaları, silahlar ve madalyalar sergileniyor. İnteraktif şekilde üniformaları deneyebileceğiniz bir kısmı da var. Önceden bilet almak zorunlu olmasa da tavsiye ediliyor. The Household Cavalry Museum giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 49 numara.
İçine girip gezecek ne vaktim ne de bütçem var diyorsanız size bir tüyo da verelim. Bilet parası vermeden dışarıda gerçekleşen Atlı Muhafız seremonilerini yani Horse Guards Parade’i burada izleyebiliyorsunuz. Tam nöbet değişimleri pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 11:00’de gerçekleşiyor. Standart birlik kontrolleri de her gün saat 16:00’da gerçekleşiyor. Tabii bu durumların hava durumu gibi koşullara bağlı olduğunu unutmayın, her an iptal de olabilirler. Ayrıca her yıl Haziran ayında yapılan “Trooping The Colour” adlı gösterişli tören de Kral’ın resmi doğum gününü kutlamak için gerçekleştiriliyor.
Downing Sokağı
Müzenin hemen yanındaki çıkmaz sokak ise meşhur Downing Sokağı. 17. yüzyılda Sir George Downing tarafından yaptırıldığı için onun adını taşıyan sokak, İngiliz siyasi hayatının önemli bir öznesi. Sebebiyse İngiliz hükûmetinin en önemli iki üyesinin, Birleşik Krallık başbakanı ve hazine şansölyesinin evlerinin ve ofislerinin burada bulunması. Hatta İngilizler buradan bahsederken “Falan olay için Downing St. bu konu hakkında ne düşünüyor?” gibi söylemlerde bulunuyor. Bizdeki “Ankara” gibi siyasi kararların alındığı ve hükûmeti simgeleyen bir deyim gibi bu sokak. Elbette sadece kapısından bakıp geçebiliyorsunuz çünkü tüm sokak çevik kuvvet görevlilerince korunuyor ve geçişe izin verilmiyor.
1.19 Churchill Savaş Odaları
Imperial War Museum’un bir parçası olan Churchill Savaş Odaları, İkinci Dünya Savaşı’yla ilgili kararları almak üzere Winston Churchill’in ve diğer bakanların bir araya geldiği kabine odaları oluyor. Tarihin gidişatını değiştiren kararların alındığı odalarda yapılan bu görüşmeler o kadar gizliymiş ki deyim yerindeyse etrafında kuş uçurulmuyormuş. En son Ağustos 1945’i gösteren takvimler, belgeler ve ajandalarla
çevrili odalarda sadece savaşın izlerine değil, Churchill’in eşine yazdığı aşk mektupları ve favori puroları gibi kişisel eşyalarına da rastlıyorsunuz. İlgilileri için müze her gün 9:30’tan 18:00’e kadar açık, fakat son girişler saat 17:00’de. 5 yaşın altındaki çocuklar için giriş ücretsiz. Churchill Savaş Odaları giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 50 numara.
1.20 City Of Westminster’dan Diğer Yeme-İçme Önerilerimiz
– Hanbaagaasuuteeki: Menüsünde Asya mutfağından esintiler bulunduran ödüllü bir hamburgerci. “Miso Loaded Fries” ve “ Kimchi Burger” ünlü lezzetlerinden. Dekorasyonu ise 50’lerden kalma klasik bir Amerikan diner’ını anımsatıyor. Haftanın her günü 11:00 ve 00:00 saatleri arasında açık. için tıklayın. Haritada 58 numara.
– Regency Cafe: Siyah ve küçük karo seramiklerle kaplı dış cephesiyle bulunduğu sokağın en ikonik mekanlarından biri. Otantik İngiliz kahvaltısı olan Full English Breakfast’ı menüsünde bulabileceğiniz yerlerde. Pazar günleri hariç her gün 07.00’den itibaren açık. için tıklayın. Haritada 59 numara.
– Gordon’s Wine Bar: 1890’da açılan Gordon’s Wine Bar, Londra’nın en eski şarap evi. Tam bir aile işletmesi olan barın çalışanları bile emaktar. İşletmenin temel felsefesi zaten “değişiklik yapmamak”. Bu nedenle mekanın orijinal atmosferini, klasik ve geleneksel menülerini koruyor, fiyatlarla oynamıyorlar. Masalarının bir kısmı mağara benzeri bir mahzenin içinde bulunuyor, bu sebeple rustik ve loş bir ortamı olduğunu söyleyebiliriz. Bu özel kısım için rezervasyon yaptırmak gerekiyor ama kalan masalar için zorunlu değil. için tıklayın. Haritada 60 numara.
– Old Shades: 18. yüzyıldan beri hizmet veren tarihi bir pub. Klasik, ahşap ağırlıklı dekoru ve samimi atmosferiyle yıllar boyu insanların sıklıkla uğradığı bir durak olmuş. Shepherd’s Pie en ünlü lezzeti. için tıklayın. Haritada 61 numara.
1.21 City Of Westminster’dan Önerdiğimiz Oteller ve Evler
– The Landmark London $$$: Marylebone bölgesinde, ihtişamlı bir binaya sahip lüks denebilecek bir otel.
– Sofitel London St James $$$: Saint James Parkı yakınlarında, dış kısmının otantik mimarisi korunmuş ama diğer yandan içi de çok modern dizayn edilmiş beş yıldızlı bir otel seçeneği.
– The Beaumont Mayfair $$: Mayfair semtinde, Sir Antony Gormley’nin ikonik, 3 katlı bir heykeline ev sahipliği yapan 1926 yılından kalma, bir binada yer alan, Art Deco tarzında döşenmiş odaları olan bir otel opsiyonu.
– The BoTree – Preferred Hotels and Resorts $$: Marylebone bölgesinde, Oxford Street’e 400 metre yürüme mesafede yer alan, ahşap detaylarla sıcak ve samimi bir atmosferi olan otel seçeneği.
– The Chesterfield Mayfair $$: Mayfair’de, Oxford Caddesi’ne 800 metre mesafede, her odası başka dizayn edilmiş, geleneksel mimariye sahip bir İngiliz oteli.
– Page8, Page Hotels $$: Trafalgar Meydanı karşısında ve Buckingham Sarayı, Leicester Meydanı gibi noktalara yürüme mesafesinde oldukça merkezi konumlu bir seçenek.
– The July – London Victoria $$: Spa ve sağlıklı yaşam merkezi, sauna, odalarında özel banyo, mutfak olanakları, wifi, klima gibi olanaklar sunan 4 yıldızlı bir otel.
– Welcome London Piccadilly Circus $$: Piccadilly Circus’ta, bir yatak odası, tam donanımlı mutfak, banyo ve çekyatlı geniş bir oturma odası bulunan daire seçeneği.
2. City Of London’da Gezilecek Yerler


Akıllarda canlanan o klasik Londra silüetinden ayrışan City Of London bölgesi, iş merkezlerinin, modern binaların bulunduğu bir finans merkezi. Fakat böyle gözüktüğü için son birkaç yılda kurulmuş gibi bir algı oluşmasın sakın, burası ta Romalılara dek uzanan bir geçmişe sahip. O zamanlar da hem ülkenin hem de kıtaların siyasi ve ekonomik kararları buradan veriliyormuş. “Devlet içindeki devlet” de diyorlar. Günümüzde beyaz yakalılar bölgede çoğunluğu oluşturuyor. Şık barlar, Michelin yıldızlı restoranlar açısından da zengin.
2.1 Tower Bridge


Tower Bridge, Londra’nın ünlü açılır kapanan baskül köprüsü. Şehrin iki yanını birbirine bağlayan ikiz kuleli köprü, 1894’te 11.000 ton çelik kullanılarak 432 işçinin her gün çalışmasıya 8 yılda inşa edilmiş. Köprü eskiden buhar enerjisiyle fakat şimdi ise elektrikle çalışıyor. Yine de eski sisteme ait her detay olduğu gibi korunmuş ve bir sergiye dönüştürülmüş. Thames Nehri üzerinde, Victoria stili eski makina dairesini gezebilir, köprünün açılış kapanış saatlerine göre burada olup sonradan yapılan cam yürüyüş yolundan manzarayı izleyebilirsiniz. Köprünün açılıp kanma zamanları için tıklayın.

Tower Bridge’deki ziyaretiniz Kuzey Kulesi’ne tırmanmayla başlıyor. Ardından, ikonik Glass Floor’u geçerek East Walkway ve West Walkway boyunca ilerliyorsunuz. Güney Kule’den yol seviyesine inip köprüyü yürüyerek geçiyor ve motor odalarına gezip hediyelik eşya dükkanında bitiriyorsunuz. Biletinizi alana gittiğinizde Kuzey Kule’deki ana girişte bulunan bilet ofisinden satın alabilirsiniz ancak, girişler zaman dilimlerine ayrılmış olduğundan açıkta kalıp bilet bulamama olasılığı çok yüksek. O nedenle de hiç riske atmadan biletinizi önceden ayırtmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Tower Bridge giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 51 numara.
2.2 Aziz Paul Katedrali

Anglikan mezhepine ait Aziz Paul Katedrali hem Londra’nın en büyük dini yapısı hem Piskoposluk merkezi hem de en çok turist çeken noktalarından bir tanesi. Her ne kadar 17. yüzyıldan kalma olsa da görüp geçirdiği savaşlarda aldığı hasarlar nedeniyle birçok kez yeniden yapılması gerekmiş. Yapıldığı dönemde 111 metre ile Londra’nın en uzun binasıymış. Şimdi ise Liverpool Katedrali’den sonra Birleşik Krallık’ın 2.büyük dini yapısı. Denilene göre kubbesi de dünyadaki en büyük kilise kubbesiymiş.
Burada gerçekleşen önemli olaylardan bazıları, Sir Winston Churchill ve Margaret Thatcher’ın cenaze törenleri, Kraliçe Victoria’nın yıldönümü kutlaması, Prens Charles ve Prenses Diana’nın düğünü, Kraliçe Elizabeth’in 80. ve 90. doğum günleri…Fakat buranın en büyük olayı 500 yıldır geleneksel hale gelmiş kilise müziğinin olması. Neredeyse her hafta farklı konserler, kilise korosu etkinlikleri, kilise orgu dinletileri oluyor. Tüm müzik programına kilisenin web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Pazartesi – Cumartesi 08.30 – 16.30 saatleri arasında ibadet dışı ziyarete açık. Eğer içeride özel bir etkinlik varsa yıl içinde belirli günlerde kapalı olabiliyor. Gelmeden web sitesinden kontrol edebilirsiniz. Kapıda aldığınızda fiyatlar arttığından daha ekonomik bir seçim olarak biletinizi online almanızda fayda var. Aziz Paul Katedrali online bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 52 numara.
2.3 Tower of London (Londra Kalesi)



Kuzgunları, “Beefeater” muhafızları ve İngiliz Kraliyet Mücevherleri’ne ev sahipliği yapmasıyla ünlü olan Londra Kalesi, heybetinden de anlaşılacağı şekilde Londra’nın en ikonik tarihi yapılarından biri. 1988’den beri de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Tarih boyunca saray, darphane, hapishane, cephanelik ve idam yeri olarak kullanılan kompleksin ilk yapısı 1078’de I. William tarafından yaptırılmış. Beyaz Kule (White Tower) olarak adlandırılan bu kule Norman istilalarını ve Londra’yı kontrol altında tutmak için yapılmış. Kral I. Richard, III. Henry ve I. Edward’ın da yıllar içinde surlar, hendekler ve kuleler yaptırmasıyla bugünküne yakın bir görünüme ulaşmış. 19. yüzyılda ise askeri işlevini kaybederek halka açık bir müzeye dönüştürülmüş.



İç içe geçmiş üç bölgeden, yani ward’lardan oluşan kalenin en iç kısmı Innermost Ward. Burada kurulan ilk yapı Beyaz Kule var. Onun içinde de St. John Şapeli ve Kraliyet Zırh Koleksiyonu bulunuyor. Diğer bir kısımsa Inner Ward. Burası da 13 kulenin bulunduğu surlarla çevrili ana avlu. Bloody Tower, Beauchamp Tower ve St. Peter ad Vincula Kilisesi’nden oluşuyor. Kaleyi çevreleyen en dış sur da Outer Ward isimli dış bölge. Ayrıca taçlar, asalar ve tören eşyaları gibi İngiliz Kraliyet Mücevherleri’ni görmek isterseniz de buradaki bir diğer yapı Jewel House’a, yani Mücevher Evi’ne gitmeniz gerekiyor.
Kule her gün 09:00 ve 17:30 saatleri arasında ziyarete açık. Biletleri online olarak ziyaretinizden önce almanız sizi uzun kuyruklardan kurtaracaktır. Tower of London giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 53 numara.
2.4 Sir John Soane’s Museum



Bank of England’ın mimarı olan Sir John Soane’nin şahsi evinin dönüştürülmesiyle ortaya çıkan müzede mimarın kişisel eşyalarını ve ağırlıklı olarak heykellerden oluşan sanat koleksiyonunu görme fırsatı buluyorsunuz. Mısır Firavunu Seti I’in lahti, William Hogarth’ın ünlü tabloları ve Turner, Canaletto, Piranesi gibi ressamların eserlerinden oluşan 20.000’den fazla esere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca buraya giriş tamamen ücretsiz! Önceden rezervasyon falan da yaptırmanıza gerek yok. Yalnız içerisi biraz küçük olduğundan belirli sayıda ziyaretçi aynı anda gezebiliyor o nedenle kapısında kısa bir sıra beklemeniz muhtemel. Pazartesi ve salı günleri kapalı. Bir de bu müzede zaman zaman mum ışığı eşliğinde akşam gerçekleşen çok güzel bir rehberli tur da oluyor. Websitesinden tarihlere bakabilirsiniz. Butik ve farklı bir müze deneyimi yaşamak isterseniz mutlaka listenize alın. için tıklayın. Haritada 54 numara.
2.5 The Barbican Center


Tasarımdan sinemaya, tiyatro ve kütüphaneden müzik etkinliklerine sanatın çoğu formuna dair tüm sene bir şeyler bulabileceğiniz çok başarılı bir etkinlik-kültür merkezi. Her gittiğinizde insana ilham veren bir sergiye veya sevdiğiniz sanatçının bir konserine denk gelebileceğiniz yerlerden. Aynı zamanda Avrupa’nın en büyük gösteri sanatları merkezi. 1982’de Kraliçe II. Elizabeth tarafından açılmış. Londra Senfoni Orkestrası ve BBC Senfoni Orkestrası bu merkezin konser salonunu kullanarak çeşitli etkinlikler düzenliyorlar, ilgiliyseniz programlarını internet sitesi üzerinden göz atabilirsiniz. Brutalist mimarinin ikonik örneklerinden biri olan binası özellikle mimari turlar ile geziliyor. Merkezin içinde restoran ve kafeler de mevcut. için tıklayın. Haritada 55 numara.
2.6 Leadenhall Market


The Monument ve Liverpool Caddesi arasında kalan Leadenhall Market yeşil, bordo ve krem renklerin hakim olduğu çatısı, taş döşeme zemini ve demir-cam iskeletiyle geçmişi 14. yüzyıla dayanan kapalı bir pazar yeri. Sir Horace Jones tarafından 1881’de tasarlanmış. Ayrıca pazar yeri desek de bizdekiler gibi bir şey hayal etmeyin, daha çok bir pasajı andırıyor. İçinde restoranlar, şarap barları, kafeler, şık butikler ve The Lamb Tavern gibi geleneksel pub’lar var. Harry Potter hayranları için de vazgeçilmez bir durak çünkü film serisinde Diagon Yolu olarak gördüğünüz yer aslında burası! için tıklayın. Haritada 56 numara.
2.7 Sky Garden
London Eye’a alternatif olarak görülen Sky Garden için şehrin en yüksek halka açık terası diyebiliriz. İçinde şarap tadımlarından yoga seanslarına çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Ayrıca restoran ve barlar da burada mevcut. The Shard gökdeleninden St Paul Katedrali’ne Londra’nın 360 derece panoramik görüntüsünü sunan teras kısmı ise ücretsiz şekilde görülebiliyor fakat üç hafta önceden gün ve saat seçerek rezervasyon yapmak gerekli. Bizce en güzel saatleri gün batımı saatleri ama Londra’nın havası pek tahmin edilemediği için rezervasyon yaptıracağınız dönemde havanın açık mı kapalı mı olacağını kestiremeden kör bir seçim yapmış olacaksınız. Eğer buradaki mekanlara da rezervasyon yaptırırsanız, bahçeyi gezmek için ekstra bir rezervasyon daha yaptırmanız beklenmiyor. Haftanın her günü 10:00 ve 21:00 saatleri arasında açık. için tıklayın. Haritada 57 numara.
2.8 Guildhall
Tarihi ta Roma dönemine uzanan ve vakti zamanında Londra’nın ilk amfitiyatrosu olarak inşa edilen Guildhall, günümüzde City of London’ın tören ve etkinlik merkezi olarak kullanılıyor. 15. yüzyılda John Croxton tarafından tasarlanan binası 1600’lerde Büyük Londra Yangını’nı, I. Dünya Savaşı’ndaysa Blitz bombardımanını yaşamış. Günümüzde Great Hall’u, sanat galerisi ve altında bulunan Roma amfitiyatrosu kalıntıları ziyaret edilebiliyor. için tıklayın. Haritada 58 numara.
2.9 The Garden at 120
360 derece Londra manzarası sunan çatı-teras bahçelerinden biri. Su havuzları, çiçek tarhları, ahşap yürüyüş yolları ve oturma alanlarından oluşan modern bir peyzaj tasarımına sahip. Güzel yanı, Sky Garden’ın aksine rezervasyonsuz ve tamamen ücretsiz şekilde girebiliyorsunuz 🙂 için tıklayın. Haritada 59 numara.
2.10 30 St Mary Axe (Gherkin)

Seveni kadar sevmeyeni de çok olan 30 St Mary Axe gökdeleni, Londra silüetine şöyle bir baktığınızda dikkatinizi çekecek ilk birkaç yapıdan biri. Şehrin 21. yüzyıla ait ilk yapılarından olup İngiliz mimar Sir Norman Foster tarafından tasarlanmış. 2004 yılında da resmi olarak inşası bitmiş. Architectural Digest tarafından “The World’s Most Iconic Buildings” listesine alınmış olsa da dediğimiz gibi Londralılar tarafından “hıyar” anlamına gelen “Gherkin” ismiyle zorbalandığı da oluyor 🙂 Normal şartlarda içine girip dolaşma imkanınız yok fakat üst katlarındaki restoran ve barlara gidip panoramik Londra silüetine karşı vakit geçirebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 60 numara.
2.11 Exmouth Market
Exmouth Market, 19. yüzyıldan beri halka açık olan bir pazar alanı. Adını sokakta bulunan Exmouth Arms Pub’dan almış. 1990’lardan önce bölgenin şöhreti çok da iyi değilken dönüştürme projeleriyle, yeni kafelerin, restoranların ve pubların açılmasıyla hareketli bir gastronomi ve kültür durağına dönüşmüş. Bugün de 21’i kalıcı olmak üzere 32 tezgahtan oluşuyor. Konseptleri sokak lezzetlerinden el emeği takılara kadar değişiyor. Hafta sonları özellikle lokallerin vakit geçirmeyi sevdiği yerlerden biri. için tıklayın. Haritada 61 numara.
2.12 Charles Dickens Müzesi
Seyahat etmeyi sevdiği kadar edebiyatı da sevenler toplaşın! Oliver Twist’in, İki Şehrin Hikayesi’nin ve Büyük Umutlar’ın yazarı Charles Dickens’ın tek ayakta kalan evi Londra’da, 48 Doughty Street’te bulunuyor. Evlendikten bir yıl sonra buraya taşınmış ve Oliver Twist’i de burada yazmış. Kendisi maddi anlamda güçlendikçe daha büyük başka evlerde de yaşamış ama hayatın cilvesi, bir tek bu evi ayakta kalmış. 1925’te müze haline getirilen ev, yazarın kişisel eşyalarını, mobilyalarını ve tablolarını içeriyor. Giriş 6 yaşın altındaki çocuklara ücretsiz. için tıklayın. Haritada 62 numara.
2.13 Posta Müzesi
İngiltere’nin biraz da sosyal tarihini merak ediyorsanız Posta Müzesi tam sizlik. Viktorya dönemi sevgililerinin birbirlerine yazdığı aşk mektuplarından savaşan askerlerin ailelerine yazdıklarına postanın sosyal ilişkilerde nasıl bir dönüşüme yol açtığını müzedeki örneklerle görebiliyorsunuz. Çocuklar için etkileşimli aktivitelerin bulunmasıyla da aile dostu. Burası ayrıca Londra’nın gizli yeraltı demiryolu Mail Rail’in bulunduğu müze. Mail Rail posta taşımak için tasarlanan ve yeraltında çalışan küçük bir tren. Aldığınız biletlerle trene binip ufak bir yolculuk yapabiliyorsunuz. Binmek için bir yaş kısıtlaması yok. Posta Müzesi giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 63 numara.
2.14 The Monument


The Monument, 1666’da çıkan Büyük Londra yangını anısına yapılmış bir dorik sütun. Onca gökdelenin arasında sıkışıp kalmış bir anıt. Yangının başlangıç noktası olarak bilinen Pudding Sokağı’na 60 metre mesafede olacak şekilde dikilen 61 metre yüksekliğindeki anıtın 311 basamağını tırmanıp, biraz bizdeki Galata Kulesi’ni andıran şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Kapalı olduğu tek zaman Noel dönemi. Konum için tıklayın. Haritada 64 numara.
2.15 City Of London’dan Yeme-İçme Önerilerimiz
– Ye Olde Cheshire Cheese: Londra’nın en köklü, sayılı publarından olan Ye Olde Cheshire Cheese, şehri ziyaret edenlerin Big Ben gibi turistik bir nokta olmasa da gezilecek yerler listesine aldıkları yerlerin başında geliyor. Kendisi 13. yüzyıldan kalma bir manastırın içine kurulup 1538’den 1666’a kadar pub olarak hizmet vermiş. 1666’daki Büyük Londra Yangın’da zarar görüp 1667’de yeniden kurulmuş, o günden beri de aktif şekilde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. İç kısmı hala 17. yüzyılı anımsatan mobilyalara sahip. Ayrıca et bölümü, bar bölümü gibi farklı odalardan oluşuyor. Tarih boyunca Sir Arthur Conan Doyle, Mark Twain, Dr. Samuel Johnson, Voltaire ve Winston Churchill gibi isimlerin de uğrak noktası olduğunu belirtelim. Her gün açık, normalde rezervasyon yapmadan girilebiliyor fakat mutlaka gideceğim diyenlerdenseniz sıra beklememek adına rezervasyon yaptırabilirsiniz. için tıklayın. Haritada 62 numara.


– Ye Olde Mitre: Şehrin en eski, tarihi publarından biri. Koyu kahve renkli ahşap panelleri ve alçak tavanlarının gösterdiği gibi tarihi neredeyse Orta Çağ’a, 1546’ya uzanıyor. Gerçek pubseverlerin Londra’ya gidince mutlaka uğradıkları yerlerden biri. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 63 numara.


– Duck & Waffle: Heron Tower adlı plazanın üstünde bulunan Duck & Waffle’ın en klasik tabağı, restoranın adına da ismini veren konfi ördek etli, göz yumurtalı ve waffle’lı tabağı. Menüsü daha çok brunch ve tatlılar odaklı. Asıl göz alıcı özelliği ise şehri tepeden gören manzarası ve boydan boya camlarla kaplı dizaynı. Ayrıca ekleyelim, bu restoran 7/24 açık. Biraz turistik bir tercih ama Londra’ya ilk kez geliyorsanız şans verebileceğiniz yerlerden. Ancak ön ödemeli bir rezervasyon şart. için tıklayın. Haritada 64 numara.
– Mikkeller Brewpub: Danimarka esintileri bulunan, hipster bir brewery. Zaman zaman DJ setleri de oluyor. için tıklayın. Haritada 65 numara.
– Scarfes Bar: Son iki yıldır üst üste “Dünya’nın En İyi 50 Barı” listesinde yer almış bir kokteyl barı. Her gün gece yarısına kadar açık. için tıklayın. Haritada 66 numara.
– Madison: St Paul Katedrali’nin süslediği şehir manzaralı çatı terasıyla meşhur olan restoran-bar. Şık bir akşam yemeği için tercih edilebileceği gibi insanlar bir şeyler yudumlayıp terasından manzarayı seyretmek için de gidiyor genelde. için tıklayın. Haritada 67 numara.
– Twinings – The Strand: İngilizlerin dünyaca ünlü çay markası Twinnings’in The Strand’de bulunan dükkanı. 1706’dan beri binbir türlü çay çeşidinin satıldığı, çay masterclass’larının verildiği bir çağ mağazası, hatta müzesi bile denebilir. Londra’dan sevdiklerinize götürebileceğiniz çayları iyi bir hediye fikri olabilir. Dükkan her gün açık. için tıklayın. Haritada 68 numara.
– Toklas: Pazar günleri hariç her gün tercih edilebilecek bir Modern Avrupa restoranı. Menüsü mevsimsel hazırlanıyor, ayrıca taze malzeme kullanmalarıyla dikkat çekiyorlar. Aynı isimli bir fırın da hemen birkaç adım ötesinde bulunuyor. için tıklayın. Haritada 69 numara.
– Black Bear Burger: İngiliz sığırlarından yapılan köfteleriyle bol malzemeli ve sulu hamburgerler yapan ödüllü bir restoran. Exmouth Market’in giriş kısmında kalıyor fakat Oxford Street, Canary Wharf ve Shoreditch gibi noktalarda da şubeleri mevcut. için tıklayın. Haritada 70 numara.
– Ikoyi: Mutfağının başında şef Jeremy Chan’ın olduğu iki Michelin yıldızlı, üst-segment restoran. Menüsünün başrolü baharatlar. Sebzeler, etler ve kalan tüm malzemeler onların etrafında şekilleniyor. Akşam ve öğle olmak üzere iki tadım menüleri var. Hafta sonları kapalı. Rezervasyonlar her ayın 1’inde açılıyor, online olarak yapmak mümkün. için tıklayın. Haritada 71 numara.
– Old Bank of England: Adının da yansıttığı gibi öncelerde eski bir banka binası olarak hizmet veren Old Bank of England, günümüzde şamdanları, yüksek tavanlı ve koyu ahşap mobilyalarıyla epey gösterişli bir pub olarak kullanılıyor. için tıklayın. Haritada 72 numara.
– Bounce Farringdon: 1901’de Jaques & Son tarafından bu bölgede bulunan ve patenti alınan “ping pong”, Bounce Farringdon’ı tarif ederken en çok kullanılan kavram. Geleneksel ve sakin bir İngiliz pubındansa daha dinamik bir atmosfer sahip çünkü sahip olduğu ping pong masalarıyla insanlar buraya gelip spor yaparken bir yandan da sohbet edip sosyalleşiyorlar. Sadece masalarda oynayabilmek için rezervasyon yapmanız gerekiyor. için tıklayın. Haritada 73 numara.
– Fortitude Bakehouse: Butik bir mahalle fırını. Kek, bun ve kruvasanlarıyla çeşit çeşit hamur işi bulmak mümkün. Genelde al-götür olarak tercih ediyor. için tıklayın. Haritada 74 numara.
– The Eagle Farringdon: Klasik ve rustik bir ambiyansı olan, geleneksel bir İngiliz pub’ı. Yemek menüsü günlük değişiyor. En popüler yemeği “Bifana” isimli etli sandviçi. için tıklayın. Haritada 75 numara.
– Shawarma Bar: Kendi ufak dokunuşlarıyla Levant mutfağından lezzetler sunan bir restoran. Tasarımıyla şık ve resmi bir restorandan ziyade samimi bir bistro havasında. Menüsündeki shawarma, humus ve patlıcan şinitzel en çok tercih edilen tabaklardan. Pazartesi günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 76 numara.
– Noble Rot Lamb’s Conduit: Mayfair ve Soho’da da şubeleri bulunan bir restoran-şarap evi. Günlük değişen menülere sahip. Hem şık akşam yemekleri hem de bir şeyler içip vakit geçirmek için tercih edilebilir. Pazar günleri kapalı. Rezervasyon zorunlu olmasa da tavsiye ediliyor. için tıklayın. Haritada 77 numara.
– St. JOHN: Michelin yıldızlı St. JOHN, günlük değişen menüleriyle geleneksel İngiliz mutfağını deneyimlemenizi sağlayan bir restoran. Dekorasyonu beyaz duvarları, örtülü masaları ve ahşap sandalyeleriyle oldukça sade. Menünün yıldızı “Roast Bone Marrow” isimli kemik ilikli tabağı. Ayrıca yemekten sonra tatlı niyetine mutlaka madeleine’lerini de tatmalısınız. Önden rezervasyon yapmak faydalı olacaktır. için tıklayın. Haritada 78 numara.
– Ottolenghi Spitalfields: Notting Hill, Chelsea ve Marylebone gibi Londra’nın merkezi noktalarında şubeleri bulunan Akdeniz restoranı. Özellikle sebze severlerin gözdesi. Açık mutfak konseptindeki şubeleri minimal ve şık bir dizayna sahip. için tıklayın. Haritada 79 numara.
– eggslut: eggslut içi çeşit çeşit şekilde hazırlanmış çırpılmış/omlet yumurtalardan oluşan sandviçlere sahip. Kahvaltı ve brunch saatlerinde daha kalabalık. Portobello, Stratford ve Shoreditch gibi şubeleriyle Londra’nın pek çok noktasında daha rastlamak mümkün. için tıklayın. Haritada 80 numara.
– YEYE‘S Noodle & Dumpling: Kapısında her daim sıra olan bir Çin mantıcısı ve noodlecı. için tıklayın. Haritada 81 numara.
2.16 City Of London’dan Önerdiğimiz Oteller ve Evler
– Pan Pacific London $$$: Geniş oda ve süitlerinde klima, tv, çay ve kahve makinesi, wifi gibi donanımlara sahip 5 yıldızlı, zarif ve lüks bir otel seçeneği.
– Vintry & Mercer Hotel – Small Luxury Hotels of the World $$: St.Paul Katedrali’ne 700 metre yürüme mesafesinde yer alan 5 yıldızlı bir konaklama seçeneği.
– Apex Temple Court Hotel $$: Temple Bölgesi’nde, konumu da çok iyi, orta segmentte bir otel.
– master Cannon $$: Sky Garden’a 5 dakikalık yürüme mesafesinde, içinde özel banyo, modern cihazlarla donatılmış mutfak, wifi, klima ve tv bulunan bir daire seçeneği.
– Native Kings Wardrobe, St Pauls $$: St. Paul Katedrali’ne sadece 100 metre mesafede, tv, ankastre mutfak, wifi, tv gibi tüm donanımlara sahip bir daire seçeneği.
– Tower Suites by Blue Orchid $$: Panoramik Tower Bridge, Londra Kulesi ve Thames Nehri manzarası olan bir daire işletmesi.
– The Chamberlain $$: Londra Kulesi, Tower Bridge (Tower Köprüsü), Thames Nehri gibi turistik yerlere yürüme mesafesinde otantik bir tarzda döşenmiş otel seçeneği.
3. Kensington ve Chelsea’de Gezilecek Yerler


Londra’nın kaymak tabakasının yaşadığı, yan yana bulunan iki zengin bölge. Kraliyet etkisi yoğun olduğu için “Royal Borough” ismiyle de bir yerlerde görebilirsiniz. Kensington Palace, Saatchi Gallery, V&A Museum ve Science Museum hep buralarda. O sebeple müzeler açısından tatmin edici. Kensington ve Chelsea kısaca Londra’nın en “posh” bölgelerinden.
3.1 Kensington Sarayı


Kensington Bahçeleri içinde bulunan bu mütevazı saray, 17. yüzyıldan beri İngiltere krallarının, kraliçelerinin, dük ve düşeşlerinin evi olmuş. Kral William’ın astım sorunu olduğu için, Kral William ve Kraliçe Mary, Thames Nehri’nin sis ve neminden uzak bu bahçe içindeki sarayı 1689’da satın alırlar ve hayatlarının sonuna kadar burada yaşarlar. Daha sonra saray Kraliçe Anne’e ev olur. Onun saraya kazandırdığı en güzel kısım 1704’te inşa edilen Orangery. Zamanla bu Orangery sıradan bir sera olmaktan çıkar ve kraliyet üyelerinin keyifle vakit geçirdiği bir sosyalleşme mekanı haline gelir.


Kral 1. ve 2. George dönemlerinde de kraliyet rezidansı olan saray, daha sonraki dönemlerde prenslere ve düklere ev sahipliği yapar. 1837’de Büyük Britanya Kraliçesi Victoria tahta geçtiğinde kendisi Buckingham Sarayı’na geçse de ailesini ve yakınlarını buraya yerleştirir. Kraliçe Mary 1867’de burada doğar. Sarayın birçok odası, 1. Dünya Savaşı’nda cephede görev alan askerlerin kullanımına açılır. 2. Dünya Savaşı’nda şehrin Almanlar tarafından bombalandığı zamanlarda saray yer yer hasar alsa da gerekli onarımlar yapılır. Hatta savaş sonrasında, o zamanın Prenses Elizabeth’i şimdinin Kraliçe Elizabeth’i ve Prens Philip 1947’de evlenip bir süre burada yaşarlar.
Yeni evli Galler Prensi Charles ve Lady Diana, Lady Diana’nın trajik ölümüne kadar burada yaşar, çocukları Prens Harry ve William burada büyürler. Prenses Diana’nın 1997’deki ölümünden sonra, bir süre boş kalan saray daha sonrasında Savunma Sekreterliği’nin bürosu, hayır kurumlarının ofisleri olarak işlevselleştirilir. Şimdi ise burası 2013’den beri dünyanın en gözde çifti Prens William, Cambridge Düşesi Kate’in ve çocuklarının evi.

Bugün sarayın turizime açık bölümleri kar amacı gütmeyen kurum tarafından yönetiliyor. Buraya geldiğinizde, 18 yüzyıl mimarisinde kral ve kraliçelerin yaşam alanlarını, kraliyet bahçelerini, eğer ziyarete açıklarsa Kraliçe Viktorya’nın veya Prenses Diana’nın gardroplarındaki kıyafetleri görebiliyorsunuz. Hazır buraya gelmişken sarayın cafesi olarak kullanılan Orangery’de kraliyet ailesi usulü çay içmeyi de es geçmeyin deriz. Biletinizi kapıda almak yerine gelmeden önce online almak daha ekonomik bir seçim oluyor. Kensington Sarayı online bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 65 numara.
3.2 Kensington Bahçeleri


Kensington Sarayı’nın da içinde bulunduğu, Hyde Park’ın hemen batısında kalan Kensington Garden da şehrin kraliyet parklarından biri. Hyde Park’a kıyasla daha sakin ve daha nezih bir atmosfere sahip. Hoş çiçek tarhları, geniş çimenlikleri ve ağaçlı yollarıyla şehrin ortasında huzurlu bir doğa molası vermek için ideal. Her bir köşesinde yürüyenlere ve koşanlara, piknik yapanlara, kuğuları ve ördekleri izleyenlere rastlamak mümkün. Biraz tarihine dokunmak istersek de 18. yüzyılda Kraliçe Caroline tarafından tasarlandığını ve Kensington Sarayı’nın özel bahçesi olduğunu söyleyebiliriz. Sonraki yıllarda halka açılmış. için tıklayın. Haritada 66 numara.
Buraya geldiğinizde sarayı gezdikten sonra parkın içinde kalan bu noktaları da es geçmeyin deriz.
3.2.1 Orangery

18. yüzyılda Nicholas Hawksmoor and Sir John Vanbrugh tarafından inşa edilen kırmızı tuğlalı Orangery binası adını bahçesindeki portakal ağaçlarından almış. Queen Anne tarafından hobisi olan bitkilerle uğraşmak ve misafirlerini ağırlayıp çay partileri vermek için kullanılıyormuş. Günümüzde binanın içindeki Orangery Restaurant’ın kahvaltı tabaklarından tatlılara, başlangıçlardan ana yemeklere kapsamlı bir menüsü var fakat en popüler özelliği tabii ki the afternoon tea’si. Özellikle “Classic Victoria Sponge” keki mutlaka denenmeli.
3.2.2 Diana Princess of Wales Sunken Garden

Prenses Diana’ya adanan küçük ama zarif bir bahçe. Dikdörtgen bir havuza ve Diana heykeline eşlik eden, beyaz çiçeklerin hakim olduğu bir peyzaj tasarımına sahip. İlk kez 1908’de açılan bahçenin adı Diana’nın ölümünün 20. yılı anısına ismine ekleme yapılarak 2017 yılında resmen prensese adanmış. Ayrıca Prens Harry and Meghan Markle’ın nişanlarını duyurdukları yer de burası. Teknik olarak bahçeye giriş yok fakat etrafını çevreleyen çitlerin kenarında yürüyerek parkı da görmüş oluyorsunuz.
3.2.3 Queen Victoria Heykeli

Kensington Sarayı’nın tam önünde bulunan Queen Victoria Heykeli, Birleşik Krallık tarihinin en önemli hükümdarlarından Kraliçe Victoria’yı onurlandırmak adına yapılmış. Spesifik olarak da 18 yaşında gerçekleşen taç giyme törenini anlatıyor. Beyaz mermerden yapılan heykelin buraya yapılmasının sebebi de kraliçenin bu sarayda doğup büyümüş olması. Ayrıca ilginç bir bilgi de verelim, bu heykeli yapan kişi kraliçenin kendi kızı Prenses Louise… Ne tatlı ama!
3.2.4 Serpentine Gallery


Kuzey ve Güney olmak üzere iki galeriden oluşan Serpentine Gallery, Kensington Bahçeleri içinde ücretsiz olarak gezebileceğiniz bir modern sanat galerisi. Eski bir barut deposunun 2013’te Zaha Hadid imzasıyla dönüştürülmesiyle kültür-sanat alanına hizmet vermeye başlamış. Sanat enstalasyonları, video gösterimleri, heykeller ve fotoğraflar etrafında dönen çeşitli geçici sergiler düzenliyorlar fakat konsept genel olarak hep çağdaş sanat ekseni etrafında dönüyor. Leydi Diana’nın zamanında meşhur siyah intikam elbisesini giyip gittiği etkinlik de burada düzenlenmişti. Pazartesi günleri hariç her gün 10:00 ve 18:00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edilebiliyor. Güney Serpentine Gallery için tıklayın. Haritada 67 numara. Kuzey Serpentine Gallery için tıklayın. Haritada 68 numara.
3.2.5 Albert Memorial

Parkın içinde çeşitli anıt ve heykeller mevcut fakat bunların arasından en ünlüsü Albert Memorial. Kraliçe Victoria’nın eşi Prens Albert’e adanmış. George Gilbert Scott tarafından Yüksek Viktorya Gotik tarzında tasarlanmış. Dikkatli incelendiğinde Prens Albert’in ilgi alanlarının ve Viktorya dönemi başarılarına ait sembollerin işlendiği görülüyor. Kısaca kendisi için Londra’nın en ihtişamlı ve detaylı anıtlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. için tıklayın. Haritada 69 numara.
3.3 Royal Albert Hall

Kubbeli, yuvarlak ve devasa tasarımıyla etkileyici bir Viktorya dönemi yapısı olan Royal Albert Hall, söz konusu müzik oldu mu dünyanın en prestijli konser salonlarından biri sayılıyor. Prens Albert anısına eşi Kraliçe Victoria tarafından “bilimi ve sanatı geliştirme” niyetiyle yaptırılmış. Mühendisler Francis Fowke ve Henry Young Darracott Scott tarafından tasarlanmış, inşası da 1871’de tamamlanmış.
Kurulduğu günden itibaren ünlü BBC Proms konserleri başta olmak üzere klasik müzikten rock’a, pop’tan operalara hem müzik hem de çeşitli kültür-sanat aktivitelerine ev sahipliği yapmış. Frank Sinatra, The Beatles, Pink Floyd, Jimi Hendrix, Led Zeppelin ve Adele gibi dünyaca ünlü sanatçılar, Zeki Müren ve Sezen Aksu gibi Türk sanatçılar, Winston Churchill, Nelson Mandela ve Dalai Lama gibi konuşmacılar Royal Albert Hall’de yer alan isimler arasında. Bu salonu gezmenin en iyi yolu ücretli turlar veya bir etkinliğe katılmak. Özellikle belirtilmediği takdirde herhangi bir dress code yok. Güncel programı incelemek için internet sitesini inceleyebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 70 numara.
3.4 Hyde Park


Hyde Park Londra’nın 142 hektarlık bir alana yayılan kraliyet parkı. İlk kez Henry Vlll. tarafından 1536 yılında düzenlenen park ilk başlarda saray sakinlerinin geyik avları için ayrılmış özel alanken 1. James zamanında önce elit kesimin kullanımına daha sonra I. Charles ile birlikte 1637’de tüm halkın kullanımına açılmış.


“Halkın Parkı” olarak anılan Hyde Park yüzyıllar boyunca çeşitli etkinlik, eğlence ve protestoya ev sahipliği yaptığı için Londra’nın tarihinde önemli yer tutan bir park. Parkta gerçekleşen en önemli etkinlik 1851’de Türkiye’nin de yurtdışında katıldığı ilk sergi olma özelliğini taşıyan ve daha sonra büyük bir yangında kül olan Kristal Saray’da gerçekleşen Büyük Sergi (Great Exhibition – Londra tarım ve sanayi ürünleri sergisi). Şimdi ise burası Pink Floyd, Bon Jovi, Rolling Stones gibi yaşayan efsanelerin konserlerinin gerçekleştiği, 2012’de Londra Olimpiyatları’nda triatlona ev sahipliği yapan, kışın Winter Wonderland’in kurulduğu, bisikletten, biniciliğe birçok aktivitenin, yeme içme alanlarının olduğu şehrin en büyük ve en işlek parkı. Su kuşlarıyla parkın kalbi sayılan Serpentine isimli parkı ikiye bölen büyük bir göle de sahip. Konum için tıklayın. Haritada 71 numara.
Geldiğinizde mevsime ve döneme bağlı olarak Hyde Park’ta kaçmaz dediklerimiz ise şu şekilde:
3.4.1 Speakers’ Corner
Hyde Park dendi mi bahsetmemiz gereken önemli noktalardan ilki Speakers’ Corner. Türkçe’ye Konuşmacılar Köşesi olarak çevrilen bu alan 1800’lerden itibaren ifade özgürlüğünün, halka açık tartışmaların ve topluluk önü konuşmalarının yapıldığı dünyaca ünlü bir nokta. Karl Marx, Vladimir Lenin ve George Orwell gibi tarihe damga vurmuş isimlerin yolunun düştüğü ve konuştuğu bir yer. için tıklayın. Haritada 72 numara.
3.4.2 Winter Wonderland



Bahsetmemiz gereken bir diğer nokta ise Winter Wonderland. Kendisi her yıl Kasım ve Ocak ayları arasında kurulan devasa bir Noel pazarı ve aynı zamanda içinde panayırlara özgü atraskiyonların ve oyuncakların olduğu bir eğlence parkı. Buz pateninden dev dönme dolaba, Bavyera çadırından rollercoasterların başrolde olduğu lunapark eğlencelerine Londra’nın en büyük Noel etkinliği. Buraya gündüz “Off-Peak” denilen belirli bir saat diliminde girişler ücretisiz ama akşam 16.00’dan itibaren girişler ücretli hale geliyor. Bir kez girdiğinizde istediğiniz saate kadar içeride kalabiliyorsunuz yani ücretsiz saatte giriş yapıp akşamına devam da edebilirsiniz. Eğer “Off-Peak” saatleri dışında giriş yapacaksanız biletler internet sitesi üzerinden belirli bir gün ve giriş saati seçilerek alınıyor ancak biletler hızlı tükenebiliyor. için tıklayın. Haritada 73 numara.
3.4.3 Hyde Park Rose Garden
Hyde Park’ın içinde, adından da anlaşılabileceği gibi gül ağırlıklı olmak üzere çiçek tarhlarından oluşan bir süs bahçesi. 1994’te açılan bahçeyi ziyaret etmek için en güzel mevsim yaz, fakat her mevsim görülecek hoş kokulu çiçekler bulmanız mümkün. için tıklayın. Haritada 74 numara.
3.4.4 Hyde Park Stables
Burası Hyde Park’ın içinde binicilik deneyimi yaşayabileceğiniz küçük bir binicilik okulu, ahır da diyebiliriz. Turistlerin ziyaret etmek için aklına gelen ilk duraklardan değil fakat tecrübeli olun veya olmayın Londra’dayken at binmek istiyorsanız sizin için ideal bir durak. Dersler ücretli ve önceden mutlaka rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Ayrıca dersi alabilmek için 4 yaşından büyükler ve 80 kilonun altındakiler kabul ediliyor. için tıklayın. Haritada 75 numara.
3.5 Londra Doğa Tarihi Müzesi


Londra’nın girişi ücretsiz olan en güzel müzelerinden bir diğeri de Londra Doğa Tarihi Müzesi. 80 milyondan fazla jeolojik ve biyolojik örnek içeren koleksiyonuyla dünyanın en önemli doğa tarihi müzelerinden. İçinde botanikten mineralojiye, paleontolojiden zoolojiye pozitif bilimlerin çoğu alanına dair bir şeyler bulmak mümkün. Ayrıca Viktorya dönemi mimarisiyle tasarlanmış binası bile başlı başına görülmeye değer.
İçinde özellikle görülmesi gerek dediğimiz nesneler ve kısımlar var. Bunlar arasında Hope isimli dev mavi balina iskeletine ev sahipliği yapan Hintze Salonu, T-Rex ve Diplodocus gibi dinozorların gerçek boyuttaki iskeletlerini içeren Dinozor Galerisi, Japonya’daki depremlerin şiddetini hissedebileceğiniz interaktif bir deprem simülatörü ve uzaydan gelen taşları görme fırsatı sunan Meteoritler kısmı var. Hepsi birbirinden etkileyci ve ayrı ayrı talep görüyor. Detaylıca gezmek için yaklaşık 3-4 saat ayırmanız gerekiyor. Haftanın her günü açık olan müzelerden. Bir tek 24-26 Aralık tarihleri arasında Noel nedeniyle kapalı.
Natural History Museum’un “Silent Disco” ve “New Year’s Eve” isimli iki sıra dışı aktivitesi bulunuyor. Silent Disco’lar adı üzerinde, herkesin kulaklık takarak kendi dünyasına kapıldığı ve dışarıdan bakıldığından ortamda en ufak müziğin bulunmadığı partiler. DJ’ler üç farklı kanaldan müzik veriyor ve size denk gelen kulaklıkta artık hangi kanal çalıyorsa onunla kendinizi müziğin akışına bırakıyorsunuz. New Year’s Eve partisinde ise müzenin yılbaşı gecesine özel olarak kapatılıp DJ setleriyle ve rengarenk ışıklandırmalarla süslenen Hintze Hall’unda, ikonik balina iskeleti altında yeni yıla giriyorsunuz. Her ikisinin biletleri de ayrı ayrı satılıyor, özellikle New Year’s Eve partisinin biletleri çabuk tükeniyor. İlginizi çektiyse web siteleri üzerinden biletleri satın almak mümkün. için tıklayın. Haritada 76 numara.
3.6 Science Museum London
1857’den beri şehrin en fazla turist çeken müzelerinden olan Science Museum London, uzay araçlarından buhar makinelerine, modern genetik çalışmalarından ilk bilgisayarlara 250.000’den fazla nesneye ev sahipliği yapan bir bilim müzesi. Bilimi toplumun her kesimine ulaşılabilir kılma misyonuyla eğitici ve interaktif etkinliklere de programlarında yer veriyorlar. Dört kattan oluşan müzenin zemin katının yıldızı Apollo 10 isimli uzay kapsülü. Ayrıca Sanayi Devriminde aktif olarak kullanılmış buhar makinelerinin yer aldığı Enerji Galerisi de bu katta. İlk katı Newton ve Galileo gibi bilim insanlarının çalışmalarını sergileyerek Aydınlanma Çağı’na odaklanıyor. İkinci katı ise tıp tarihine dair 3.000’den fazla nesnenin sergilendiği alan. Son katı da Wonderlab isimli ücretli interaktif bir alana ayrılmış. Burası hem yetişkinler hem de çocuklar için ilgi çekici bir kat. Müze, haftanın her günü 10:00 ve 18:00 saatleri arasında ziyarete açık. Özel sergiler hariç tamamen ücretsiz şekilde gezilebiliyor. için tıklayın. Haritada 77 numara.
3.7 V&A Müzesi



Prince Albert ve Kraliçe Victoria’ya atfen Victoria ve Albert Müzesi, kısaca V&A, İngiltere’nin en değerli sanat koleksiyonlarından birine sahip müzelerden biri. 5000 yıllık zaman dilimine ait eserlerin bulunduğu müze 1852 yılında kurulmuş ve bugüne kadar koleksiyonuna yeni parçalar katarak büyümüş. Geçtiğimiz yıllarda restorasyona giren müzede Ortaçağ ve Rönesans galerilerinden, mücevherat, mimarlık ve tasarım galerilerine İngiliz tarihine tanıklık eden 2.3 milyon parça var. Her gün 10.00 – 17.45 Cuma günleri ise 10.00-22.00 saatleri arasında açık. 24-26 Aralık tarihleri arasında Noel nedeniyle kapalı. Müzenin tüm galerileri için girişler ücretsiz ve giriş için herhangi bir ön rezervasyon yaptırmanız beklenmiyor. Konum için tıklayın. Haritada 78 numara.
3.8 Notting Hill


Julia Roberts ve Hugh Grant’ın başrollerini paylaştığı 1999 yapımı “Notting Hill” isimli filmle popüler olmuş kozmopolit mahalle. (Henüz izlemediyseniz de gittikten sonra dönünce izlemek isteyeceksiniz) İnsanlar filmin geçtiği yerleri adeta bir mabed gibi ziyaret edip pastel renkli kutu kutu evlerin önünde fotoğraf sıraları oluşturuyorlar. Bu durumdan bıkan ev sahipleri de belediyeye “Şu evleri normal renklere boyayalım da kurtulalım artık.” gibisinden yakınmakla kalıyorlar 🙂 Filmin çekildiği durakların haricinde vintage pazarları ve Karayip komünitesine ev sahipliği yapmasıyla da biliniyor. Zaten Ağustos sonu Londra’da iseniz şehirdeki Karayip topluluğunun kültürlerini kutlamak ve yaşatmak için 1966’dan beri düzenledikleri Notting Hill Carnival adlı çılgın sokak festivaline de denk gelirsiniz. için tıklayın. Haritada 79 numara.
3.8.1 Portobello Road Market

Notting Hill mahallesinin en ünlü yeri, dünyanın en ünlü bit pazarlarından biri olan Portobello Road Market’in de kurulduğu sokak Portobello Road. Burası tüm Londra’nın en hareketli ve canlı caddelerinden. Daha iyi anlamak adına önce caddeyi biraz anlatalım, ardından da pazara geçelim. Portobello Road tarihi 1700’lerin öncesine dayanan Green’s Lane isimli bir kır yoluymuş. 19. yüzyıla gelindiğinde kentleşmeyle, özellikle demiryolunun gelmesiyle, kademeli olarak bir şehir caddesi haline gelmiş. İsmini de bu civarlardaki aynı isimli bir çiftlikten almış. Günümüzdeyse Viktorya döneminden kalma ev ve dükkanlara, kült eser 1984’ün yazarı George Orwell’in evine ve Portobello Road Market’e ev sahipliği yapıyor.
Portobello Road Market ise aklınıza gelebilecek her türlü şeyi bulabileceğiniz, ünü dünyaya yayılmış bir bit pazarı. Cumartesi günleri kurulan pazarda porselen ve çatal-bıçak takımları gibi antika ürünlerden giysi ve aksesuarlara, sebze meyvelerden yemek tezgahlarına, plak ve cd’lerden kürklere çeşit çeşit ürüne rastlıyorsunuz. 19. yüzyılda sadece taze meyve sebze satan yerel bir pazar olarak kurulmuş fakat bugün edebiyat, film ve müzik gibi alanlara ilham veren önemli bir turistik nokta. Ayrıca bir uyarıda da bulunalım; pazara gelirken yanınızda mutlaka nakit bulundurun. Yoksa bankamatiklerin önündeki uzuun kuyurkları beklemek zorunda kalırsınız. için tıklayın. Haritada 80 numara.
3.8.2 The Notting Hill Bookshop

Notting Hill filmi hayranlarının mabed gibi ziyaret ettikleri bir kitabevi. Filmde Hugh Grant’ın işlettiği “The Travel Book Co” kitapçısının ilham kaynağı olan yer aslen burası. Filmle ilgilenmiyorsanız da özellikle seyahat kitapları konusunda zengin bir koleksiyona ulaşabilirsiniz. Haftanın her günü 09:00 ve 19:00 saatleri arasında açık. Birkaç adım ötesinde de kahve içip vakit geçirebileceğiniz aynı isimli bir kafesi var. için tıklayın. Haritada 81 numara.
3.8.3 Electric Cinema

Mimar Gerald Seymour Valentin tarafından Edward dönemi mimarisiyle tasarlanan Electric Cinema, Londra’nın en eski sinemalarından biri. Bir nevi Londra’nın Atlas Sineması diyebiliriz. Öyle ki dünya savaşlarını, bombardımanları ve yangınları hiç zarar görmeden atlatmış. İsmi de bölgede elektriği kullanan ilk binalardan biri olmasından geliyor. Kadife rengi pofuduk koltukları, retro abajurları ve ayak uzatmalık puflarıyla halen daha film severleri hem rahat hem de lüks bir görünümle ağırlıyor. Hem güncel hem de klasik filmlerin gösterimi oluyor. Fuaye alanındaki cafesi de ayrıca keyifli. Konum olarak Portobello Road’un hemen üzerinde. White City House ismiyle başka bir şubesi daha var. için tıklayın. Haritada 82 numara.
3.9 Saatchi Gallery


Ünlü sanat koleksiyoncusu Charles Saatchi tarafından 1985’te kurulan çağdaş sanat odaklı bir galeri. Misyonu daha çok genç ve uluslararası sanatçılara olanak sunmak üzerine kurulu. Aynı zamanda tüm gelirlerini bağışlayan bir hayır kurumu. Koleksiyonu Andy Warhol’dan, Agnes Martin’den ve Georg Baselitz gibi çağdaş sanatçıların eserlerinden oluşuyor. Özel sergiler hariç bu sabit koleksiyonu ziyaret etmek ücretsiz. için tıklayın. Haritada 83 numara.
3.10 King’s Road


Londra’nın Nişantaşı’sı diyebileceğimiz King’s Road tasarım mağazaların, butiklerin ve markaların boylu boyunca uzandığı şık bir ana cadde. Günümüzde Dolce&Gabbana, Louis Vuitton gibi high-end mağazalara ev sahipliği yapsa da geçmişinde bir isyan kültürünün sonucu ortaya çıkmış Vivienne Westwood ve Mary Quant gibi tasarımcıların parladığı punk bir merkezmiş. Alışverişe ek olarak burada yapabilecekleriniz arasında antika ve dekorasyon temalı dükkanları gezmek ve kafe, bar ve restoranlarda vakit geçirmek var. Ayrıca her sene mayıs ayında tüm cadde Chelsea in Bloom adlı çiçek enstalasyonları ve aranjmanlarından oluşan bir etkinliğe de ev sahibi oluyor. Bu dönemde gelirseniz bu caddeyi özellikle boydan boya yürümeyi es geçmeyin. için tıklayın. Haritada 84 numara.
3.11 Holland Park

İngiliz bahçeleri, tavus kuşları ve özellikle Japon Kyoto Garden ile akıllara gelen geniş şehir parkı Holland Park, Londralıların şehrin keşmekeşinden uzaklaşmak için tercih ettikleri büyük bir yeşil alan. İçindeki Japon bahçesi, Japonya ve Birleşik Krallık arasındaki dostluğu temsil etmesi adına Kyoto Ticaret Odası tarafından Chelsea Belediyesi’ne hediye mahiyetinde yapılmış. Renkli koi balıklarının yüzdüğü göleti, geleneksel taş fenerleri, kiraz çiçekleri ve açelyalarıyla ücretsiz şekilde ziyaret edilebilecek, şehrin içinde sakin bir vaha. için tıklayın. Haritada 85 numara.
3.12 Design Museum

Holland Park’ın güney ucunda bulunan müze, dünyanın önde gelen çağdaş tasarım müzelerinden biri. İçinde mobilyadan modaya, mimariden grafiğe modern tasarımın her alanına dokunan eserler bulunuyor. Ayrıca buraya giriş ücretsiz, en azından kalıcı koleksiyon için. Bazı özel sergilere giriş ücretli olabilir. için tıklayın. Haritada 86 numara.
3.13 Leighton House
Viktorya dönemi ressamı Frederic Lord Leighton’ın evi ve atölyesi olan Leighton House, bugün bir müze olarak ziyaret edilebiliyor. Sanatında daha çok İncil’den ve mitolojiden sahnelere yer veren sanatçının en dikkat çekici özelliklerinden biri de sık sık seyahat etmesi. Öyle ki, evin en meşhur kısmı olan Arab Hall’da Türkiye, Mısır, Suriye ve Cezayir gibi ülkelere yaptığı seyahatlerden topladığı eserleri görebiliyorsunuz. Leighton, seyahat ettiği yerleri bir parça da olsa kendi evine taşımak istemiş, bu sebeple odanın tasarımında oryantalist etki net şekilde hissediliyor. İlgilenenler için müze salı günleri hariç her gün 10:00 ve 17:30 saatleri arasında açık. Sesli rehberler bulunuyor. Biletler 6 yaşın altındaki çocuklar için ücretsiz. için tıklayın. Haritada 87 numara.
3.14 Harrods



Her nasıl ki Hyde Park için sıradan bir parktan çok fazlasıysa Harrods da sıradan bir alışveriş merkezinden çok daha fazlası. Çünkü burada 160 yılı aşkın zamandır şehirdeki lüks alışverişin kalbinin attığı, en prestijli markaların en ayrıcalıklı koleksiyonlarının sergilendiği, Kraliçe’nin bile alışveriş yaptığı yerden bahsediyoruz. İngiliz asaletinin hakim olduğu 7 katlı 330 mağazalı merkezde, yeme-içmeden modaya, kozmetikten kişisel bakıma, ev dekorasyonundan teknolojiye birçok segmentten herkesin ilgisini çekebilecek ürün bulmak mümkün. Özellikle uluslararası dev markaların sadece buraya özgü butik mağazalarının ön plana çıktığı Harrods’da lüks hizmetin sınırı yok.
AVM’nin 1903 tarihli Eklektik stildeki binası da bir o kadar zarif ve görülmeye değer. İçerisinde ilginç bir şekilde Mısır medeniyetine dair hiyeroglif benzeri referanslar dikkatinizi hemen çekecektir. Bunun sebebi ise 1985–2010 arasında mağazanın sahibi olan Mohamed El‑Fayed’in (Prenses Diana’nın trafik kazasında birlikte vefat ettiği sevgilisi Dodi El‑Fayed’in babası) Mısırlı bir iş adamı olması ve kendi memleketinin zengin kültürel mirasını Londra’da temsil etmek istemesi. Food court kısmı özellikle görülmeye değer. Konum için tıklayın. Haritada 88 numara.
3.15 Kensington ve Chelsea’den Yeme-İçme Önerilerimiz
– The Ledbury: Üç Michelin yıldızlı modern şef restoranı. Hem yönetimin hem de mutfağın başında Brett Graham ve Tom Spenceley var, bir de ekipleri tabii ki. Her tabağı sanat eseri gibi özenle hazırlamayı hedefleyen restoranın öğle ve akşam olmak üzere günün iki öğününe hitap eden tadım menüleri mevcut. Pazar ve pazartesi günleri kapalı. İnternet siteleri üzerinden rezervasyon yapmak mümkün fakat epey talep gördüğü için erken davranmakta fayda var. için tıklayın. Haritada 82 numara.


– Eggbreak: Yumurtanın neredeyse her türlü versiyonunu menüsünde bulunduran bir kahvaltı restoranı. Sandviçlerden omletlere, şakşukadan çılbıra çeşit çeşit kahvaltı alternatifi sunuyor. Küçük bir dükkan olduğunu belirtelim. için tıklayın. Haritada 83 numara.

– Granger and Co. Notting Hill: En popüler şubesi Notting Hill’de olan Avustralya restoranı. Brunch tabakları ile ünlü fakat menüsünde kokteyller, salatalar, kahve ve tatlı seçenekleri de bulunuyor. Avokado tostu ve pankekleri en çok tercih edilen tabakları arasında. için tıklayın. Haritada 84 numara.
– Akub Restaurant: Filistin mutfağını modern ve zarif dokunuşlarla yorumlayıp sunan bir restoran. Fatteh, humus ve musahhan menüsünde göze çarpan lezzetler. Pazartesi günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 85 numara.
– Core by Clare Smyth: Şef Clare Smyth’in Notting Hill’deki üç Michelin yıldızlı restoranı. Dekorasyonunda açık renkler kullanılmış, ahşap mobilyalar ve canlı çiçeklerle renklendirilmiş. İngiliz mutfağı odaklı hem mevsimsel hem klasik hem de a la carte menüleri mevcut. Özel günler ve şık yemekler için tercih edilebilir. Rezervasyon gerekli. Pazar ve pazartesi günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 86 numara.
– Chai Guys Bakehouse: Electric Cinema’nın hemen yanında bulunan fırın. Kruvasan, pain au chocolat ve pistachio bun gibi çeşit çeşit el yapımı hamur işleri sunuyorlar. için tıklayın. Haritada 87 numara.
– The Pelican: İsterseniz bir şeyler içmek, isterseniz de yemek için tercih edebileceğiniz bir gastro pub. Doğal tonların kullanıldığı sıcak bir atmosferi var. Bone Marrow ve Achill Oysters isimli tabakları ünlü. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 88 numara.


– Churchill Arms: Hem dış duvarlarını hem de iç mekanında tavanlarını süsleyen sarmaşık ve çiçekleriyle en meşhur Londra publarından biri. 1750’de kurulmuş, Winston Churchill’in büyük dede ve nineleri tarafından da sık sık ziyaret edilirmiş. Yiyecek menüsü tamamen Tayland mutfağına ait; pad thai, prawn rolls ve green curry en meşhur tabakları. Ayrıca Noel zamanında özen gösterilerek süsleniyor. İnsanlar Kadıköy’deki Şekerci Cafer Erol gibi dışından yılbaşı süslemeleriyle fotoğraf çekiliyorlar. Haftanın her günü 23:00’e kadar açık. için tıklayın. Haritada 89 numara.
– The Shed: İngiliz kırsalındaki sevimli evleri anımsatan dekorasyonuyla mevsimsel tabaklar sunan şık bir restoran. Her tabağı tarladan sofraya konseptiyle hazırlıyorlar. “Duck Breast” ve “Sea Bass” lezzetleri popüler. Rezervasyon zorunlu değil fakat faydalı olacaktır. için tıklayın. Haritada 90 numara.
– The Fox and Pheasant: Tarihi 1846’ya dayanan bir pub. Fakat yemek menüsüyle restoran klasmanına da girebilir. A la carte menüsü her daim var, özellikle Sunday Roast’u popüler. Her gün açık. için tıklayın. Haritada 91 numara.
– Danieru Sushi: Suşi setleri, noodle’ları ve hot roll’larıyla Sloane civarında tercih edebileceğiniz bir Japon restoranı. Oturma alanı bakımından kısıtlı, bu sebeple mutlaka gidecekler önceden rezervasyon yaptırmalı. için tıklayın. Haritada 92 numara.
– Jacuzzi: Ave Mario gibi Jacuzzi de Big Mama’nın diğer restoranlarından. Konsept olarak hepsi birbirine benziyor diyebiliriz. Sadece Jacuzzi’nin dizaynı içinde daha çok yeşil bitki barındırıyor, diğerlerine kıyasla daha romantik bir atmosferi var. Menüsü klasik İtalyan lezzetleri açısından zengin. Rezervasyon internet üzerinden yapılabilir. için tıklayın. Haritada 93 numara.
3.16 Kensington ve Chelsea’de Önerdiğimiz Oteller ve Evler
– Milestone Hotel Kensington $$$: Hyde Park ve Royal Albert Hall gibi noktalara yürüme mesafesinde yer alan 5 yıldızlı klasik bir İngiliz oteli.
– COMO The Halkin $$: Hyde Park Corner’da, ideal konumlu, modern klasik ve oldukça şık bir konaklama seçeneği.
– The Ampersand Hotel – Small Luxury Hotels of the World $$: Victoria ve Albert Müzesi 2 dakika yürüme mesafesinde, Viktoryan tarzda döşenmiş şık bir otel.
– The Adria $$: Viktorya döneminden kalma bir evin butik otele dönüştürülmesi ile oluşturulmuş, zarif bir konaklama opsiyonu.
– Notting Hill Apartments Collection $$: Portobello Road Market’e sadece 3 dakikalık yürüme mesafesinde, içinde mini mutfak, özel banyo, wifi bulunan bir daire.
– Notting Hill Luxury 3BR Duplex Modern Spacious Gem $$: 3 yatak odalı, iki banyolu, dubleks, modern ve ferah bir daire seçeneği.
– Spacious and Modern 4 beds home in Kensington $$: Toplam 9 kişinin aynı anda konaklamasına imkan veren, 4 yatak odalı, iki banyolu, geniş ve modern bir daire.
– Stay Kula London – Kensington $: Doğa Tarihi Müzesi’ne 16 dakikalık yürüme mesafesinde, içinde wifi, klima ve tam donanımlı mini mutfak, özel banyo bulunan daireler sunan uygun fiyatlı bir işletme.
4. South Bank ve Southwark’ta Gezilecek Yerler


Thames Nehri’nin güney kıyısında bulunan iki komşu bölge. Burada hem London Eye gibi turistik noktalar hem de Borough Market gibi lokallerin arasına karışabileceğiniz yerel duraklar var. Yine bu yakadaki Tate Modern de şehrin en gözde modern sanat kurumu. Buraları ziyaret etmenin haricinde insanlar genellikle Queen’s Walk denilen kıyı şeridinde yürüyüş yapmak için tercih ediyorlar bölgeyi. Sabah ayrı, akşam ışıklandırmalarıyla ayrı bir ambiyansa bürünüyor.
4.1 London Eye


Her nasıl ki Eiffel Kulesi Paris’in en popüler turistik olayıysa Londra’nınki de hiç şüphesiz London Eye. London Eye deyince şöyle bir duraksayanlar için hani şu her Londra fotoğrafında arka plandan fırlayan, Big Ben ve Parlemento Binası gibi klasiklere modern bir kontrast olarak eşlik eden devasa dönme dolap diyelim hemen anlaşılacaktır. Londra’nın South Bank bölgesinde, Thames Nehri’ne bakan bir konumda bulunan ve Millennium Wheel olarak da geçen dönme dolap 135 metre yüksekliğiyle ve 120 metre çapıyla Avrupa’nın en büyüğü. Aslında yıllardan yıllara isminin önüne çeşitli markaların isimleri geldiğinden güncel ismini takip etmek biraz zor. Tarihi çok da eskiye dayanmıyor. 1999’da inşa edilen dönme dolap, 2013’e kadar Londra’nın en yüksek panoramik gözlem noktasıydı. 2013’de The Shard açılınca haliyle ikinci sıraya geriledi ama hala yılda 3.75 milyon turist ziyaretçi ile tüm Birleşik Krallık’ın en çok turist çeken noktası.



Bizce Paris’te Eiffel Kulesi’ne, New York’ta Empire State Binası’na çıkmanın pek bir anlamı olmadığı gibi Londra’da London Eye’da tur atmanın da pek bir anlamı yok ama merak edenler için hemen söyleyelim yüksek güvenlikli teknoloji ile yapılmış camdan kapsüller içinde bir tam tur dönüyorsunuz ve tur yaklaşık yarım saat sürüyor. Güzel bir günde 40 metreye kadar görüş alanınız oluyor. Eğer online bilet alırsanız tüm kategorilerde fiyatlar kapıda son dakika almaktan daha uygun oluyor. London Eye giriş biletinizi online almak için tıklayın. Dilerseniz biletinizi hızlı geçiş özellikli de yapabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 89 numara.
4.2 Tate Modern



Tate Modern, Cézanne, Matisse, Picasso, Rothko, Dalí, Pollock, Warhol gibi modern dönem ustalarından eserlerin sergilendiği, dünyanın en prestijli modern sanat müzelerinden biri. Geçtiğimiz yıllarda Thames Nehri kıyısında harika bir manzaraya sahip, eskiden enerji istasyonu olarak kullanılan Switch House adındaki yeni binasına taşındı. Böylece müze, kapasitesinin %60 oranında arttırmış oldu. Noel tatili zamanı müze kapalı. Fakat diğer tüm ulusal bayramlarda, tatillerde ve yeni yılda açık. Müzenin kalıcı koleksiyonu için girişler ücretsiz. Sadece bazı kısa süreli özel sergiler ücretlendirmeye tabi tutuluyor. Konum için tıklayın. Haritada 90 numara.
4.3 Millennium Köprüsü


St Paul Katedrali’yle Tate Modern’i birbirine bağlayan çelik bir köprü. Sadece yayalara açık. Kraliçe II. Elizabeth tarafından yaptırılan Millennium Köprüsü, Foster & Partners grup ve heykeltıraş Anthony Caro işbirliğiyle tasarlanmış. 2000 yılında da hizmete açılmış ismi de oradan geliyor zaten fakat “çok sallanmasından” ötürü 2002 yılına kadar kullanıma kapatılmış. Tabii bu olay Londralıların dilinden düşmemiş ve çok sallanmasına ithafen “Wobbly Bridge” ve “Wibbly Wobbly” isimleri takılmış. Biz sallansa da sallanmasa da en az bir kere güneyden kuzeye ya kuzeyden güneye yürüyerek köprüyü geçin deriz. için tıklayın. Haritada 91 numara.
4.4 Borough Market



Southwark bölgesindeki Borough Market, ülkenin her yanından yerel üreticilerin en taze ürünlerini görücüye çıkardıkları 100’den fazla stant ve tezgahın bulunduğu capcanlı bir gurme market. Asla sıradan bir yeme-içme pazarı değil burası, adeta bir deneyim alanı. Et, balık, peynir, sebze, meyve, kahve, kek, trüf mantarı, istiridye, pasta tezgahlar arasında ne ararsanız var. İnsanların akın akın Londra’nın sokak lezzetlerini tatmak için uğradıkları bir lokasyon, bu yüzden her daim çok kalabalık ve çok renkli. Burası Ortaçağ’dan başlayan tarihi ile o kadar uzun zamandan beri işlekliğini koruyan bir pazar ki 2014’te 1000’inci yılını kutlamış. 20. yüzyılda şehrin diğer semtlerine toptan satış yapan bir meyve sebze hali gibiyken günümüzde bire bir tüketiciye de ulaşan, içinde yeme-içme alanları da olan çok kapsamlı bir market.



Market her gün açık ama en kötü yanı akşamları erken kapatıyor olması. Yıl boyunca çalışma saatleri değişebiliyor ama en geç 18.00 en erken de 16.00 gibi kapandığı günler oluyor. O yüzden gideceğiniz günü planlarken mutlaka güncel saatlerini kontrol edin. Dilerseniz bu markette yerel gurme bir rehber eşliğinde bol yemeli bol içmeli bir yemek turuna da katılabilirsiniz. Borough Market Londra’nın lezzetleri gurme turuna bilet almak için tıklayın. Bu marketten uğramanızı önerdiğimiz lezzet duraklarını da yeme-içme kısmına ekledik. Konum için tıklayın. Haritada 92 numara.
4.5 Shakespeare’s Globe


Shakespeare’in yaşadığı dönemde, yani 16. yüzyılda, oyuncular topluluğu tarafından kurulan Globe Tiyatrosu’nu duymuşsunuzdur belki. Shakespeare’in ve daha pek çok yazarın tiyatro oyunlarının oynandığı bu bina birkaç yıl içinde büyük bir yangından yanınca yerine yenisi inşa edilmiş ve uzun yıllar da bu şekilde kullanılmış. 1997 yılına gelindiğinde ise II. Elizabeth bu kült Globe Tiyatrosu’nun modern bir yorumunu yaptırmak isteyince Amerikalı oyuncu Sam Wanamaker’ın vizyonuyla eski tiyatronun olduğu bölgeye modern bir versiyonu inşa edilmiş. Londra’da Shakespeare’s Globe’a yolunuz düştüğünde burada bir oyunu izlemek zevkli olabilir. İnternet siteleri üzerinden güncel ve detaylı programı inceleyebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 93 numara.
4.6 National Theatre

Brutalist tarzıyla dikkat çeken binasıyla National Theatre, 1963’te Laurence Olivier liderliğinde kurulan bir tiyatro. Kurulduktan 25 yıl sonra, isminin başına “Royal” ünvanı eklenmiş fakat kraliyet bağlantısı tiyatro topluluğunu rahatsız ettiği için bu unvan kaldırılmış. Repertuarında çoğu tiyatro gibi Shakespeare’nin klasik eserlerinden günümüz modern oyunlarına geniş bir seçki var. için tıklayın. Haritada 94 numara.
4.7 Southbank Centre


Londra’da konserlerden festivallere, sanat sergilerinden bale ve tiyatro gösterimlerine sanatın her türlüsüne rastlayabileceğiniz dinamik, herkes için bir şeyler olan devasa bir kültür merkezi. Hatta dünyanın en büyük kültür merkezlerinden biri. Her yıl 5,000’den fazla etkinlik düzenleyip altı milyondan fazla insanı ağırlıyorlar. Sadece sayıca da değil, düzenledikleri etkinliklerin niteliğiyle dünyanın kültür-sanat alanını yönlendiriyorlar. Etkinliklerin tümü web sitelerinden güncel şekilde takip edilebilir. Pazartesi günleri hariç her gün 10:00 ve 23:00 saatleri arasında açık. için tıklayın. Haritada 95 numara.
4.8 The Queen’s Walk



Thames Nehri’nin güney kısmında, Lambeth ve Tower köprüleri arasından yer alan uzunca bir yürüyüş yolu. 1977’de Kraliçe Elizabeth’in Gümüş Jübilesi yani egemenliğinin 25. yılı anısına tasarlanmış. Özellikle London Eye’dan Tower Bridge’e uzanan çoğu atrakasiyonu gördüğü için turistlerin severek yürüdüğü bir yol. Özellikle de yolun konumunu eklediğimiz noktası Tower Bridge’i gören harika açısı ile favori. için tıklayın. Haritada 96 numara.
4.9 Golden Hind

Golden Hind, dünyanın çevresini dolaşan ilk İngiliz korsan Sir Francis Drake’in, 1577 yılında başlayan dünya turunu yaptığı İngiliz gemisinin orijinal boyutundaki replikası. Hem Drake’in maceralarını öğrenebileceğiniz hem de gemi mürettebatı eşliğinde 16. yüzyıl denizci yaşamını görebildiğiniz gemi, bugün müze olarak ziyaret edilebiliyor. Her gün saat 10.00’dan itibaren açık. için tıklayın. Haritada 97 numara.
4.10 Southwark Katedrali

Güney yakasının katedrali olan Southwark Katedrali, Londra’nın en eski Gotik katedrallerinden biri olma özelliğine sahip. Büyük taş işçiliği örneklerinden olan Great Screen ve Altar Piece, Shakespeare’e adanmış Shakespeare Penceresi ve Anıtı, Harvard Üniversitesi’nin kurucusuna adanmış Harvard Şapeli katedralde görülecekler arasında. Katedral her gün açık, ayrıca girişler ücretsiz. için tıklayın. Haritada 98 numara.
4.11 The Shard


310 metrelik yüksekliğiyle Birleşik Krallık’ın en yüksek gökdeleni olan The Shard, 2012’de açılmış. Tasarımı İstanbul Modern Müzesi’nin de mimarı olan İtalyan mimar Renzo Piano imzalı. Modern cam cephesiyle Londra’nın klasik atmosferine farklılık katan modern bir yapı. İçinde ofisler, restoranlar ve lüks bir otel bulunuyor. Ayrıca 360 derece Londra silüeti sunan bir terası da var. için tıklayın. Haritada 99 numara.
4.12 Maltby Street Market
Demiryolu kemerlerinin altında bulunan ve 2010’dan beri faaliyet gösteren samimi, özgün bir semt pazarı. Bağımsız ve küçük işletmelerden hizmet alıyorsunuz. Diğer pazarlara kıyasla daha az bilinen, daha gizli saklı kalmış diyebiliriz. Atmosferine neredeyse her ülkeden renk renk bayraklar hakim, ayrıca tarihi bir dokusu da var. Raclette, taco, confit ve steak gibi dünya mutfağından yemekleri sokak lezzeti konseptinde deniyorsunuz. Yalnız sadece cuma, cumartesi ve pazar günlerinde ziyaret edilebiliyor fakat yeni yıl döneminde cuma günleri de açık. için tıklayın. Haritada 100 numara.
4.13 Sea Life Londra Akvaryumu

Birbirinden ilginç deniz canlılarını bir arada görebildiğiniz, deniz kaplumbağaları ve köpek balıklarının size eşlik ettiği camdan tünelleriyle Londra Akvaryumu Londra’nın en büyük turist çekim merkezlerinden biri. Öyle ki yıllık 1 milyonluk ziyaretçi sayısıyla müzelerle yarışır durumda. Bunda en büyük pay, sıradan bir şehir akvaryumundan öte, içinde denizlerde yaşayan canlıların ekosistem içindeki önemi ve değeri üzerine farkındalık yaratıcı eğitim programlarının, koruma ve yaşatma çalışmalarının yürütülmesi. Biletinizi önceden almanın size ekonomik ve zamansal olarak avantaj sağlayacağı yerlerden. Sea Life Londra Akvaryumu giriş bileti için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 101 numara.
4.14 Londra Zindanı
Korkunç duvarları arkasında 5 duyuya hitap eden tarihteki tüyler ürperten hikayelerden, şehir efsanelerinden ve gerçekten yaşanmış olaylardan esinlenen Londra Zindan turu, Londra’da bir paket halinde sunulan turistik etkinliklerin başında geliyor. Karındeşen Jack’ten katil berber Sweeney Todd’a birçok ünlü korku karakteri burada çeşitli etkinlik ve showlarla karşınıza çıkıyor. Lunaparklardaki klasik korku tünellerinden prodüksiyon olarak belki bir tık yukarıda olsa da Madame Tussauds balmumu heykel müzeleri turistikliğinde hatta onların yaratıcıları tarafından tasarlanmış bir atraksiyon olduğundan her kesime hitap ettiğini söyleyemeyeceğiz. London Dungeon giriş bileti için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 102 numara.
4.15 HMS Belfast
Imperial War Museums’a bağlı müzelerden biri. Fakat tarihi bir binadaymış gibi düşünmeyin, kendisi II. Dünya savaşından kalma, Tower Bridge’in hemen yanına demirli bir savaş gemisi. 9 kattan oluşan gemi şimdiye kadar 950 insana sular üzerinde ev sahipliği yapmış. İçinde mutfağı, reviri, fırını hatta kendi şapeli bile var. Ziyaret ettiğinizde sesli rehberlerle geminin ve burada yaşamış insanların hikayelerini keşfedip özel hazırlanmış fotoğraf noktalarında hatıra fotoğrafı çekebiliyorsunuz. Her gün 10:00 ve 17:00 saatleri arasında açık. Biletler internet sitesinden alınabilir, beş yaşın altındaki çocuklar için ücretsiz. için tıklayın. Haritada 103 numara.
4.16 Mercato Metropolitano
Mercato Metropolitano, İtalya’dan Japonya’ya, Brezilya’dan Meksika’ya dünyanın dört bir köşesinden sokak lezzetlerini tadabileceğiniz büyük bir kapalı yeme-içme pazarı. İçinde 50’ye yakın stand ve bar bulunuyor. Herkesin damak tadına göre bir şeyler var. Christmas gibi dönemler için özel etkinlikler ve pop-up’lar da düzenleniyor. Her gün ziyarete açık. için tıklayın. Haritada 104 numara.
4.17 Hay’s Galleria

Thames Nehri’nin kıyısında, HMS Belfast’ın hemen karşısında bulunan bir alışveriş merkezi. Cam çatılı pasajıyla oldukça ikonik bir görünüme sahip. İçinde ofisler, restoranlar, butikler ve mağazalar bulunuyor. Günümüzde Grade II koruması altında bulunan binası, birkaç yüzyıl önce Londra limanının deposu olarak kullanılıyormuş. Öyle ki şehrin kuru gıda ticaretinin büyük kısmı burada döndüğü için zamanla “Londra’nın kileri” de denmeye başlamış. 1980’lerde dönüştürülmesinden beri de bugünkü gibi alışveriş merkezi olarak kullanılıyor. Haftanın her günü, 24 saat açık. için tıklayın. Haritada 105 numara.
4.18 South Bank ve Southwark’tan Yeme-İçme Önerilerimiz


– OMA: Ferah ve minimalist tasarımıyla Borough Market yakınlarında bulunan Yunan restoranı. Bir Michelin yıldızına sahip. Menüsündeki seçenekler ortaya söylemelik küçük tabaklardan oluşuyor. Rezervasyon şart. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 94 numara.
– AGORA souvla bar: OMA’nın alt komşusu, Yunan mutfağından lezzetler sunan, Bib Gourmand rozeti alabilmiş restoranlardan biri. Bir şehir olarak Atina’dan ve Atina’nın sokak lezzetlerinden ilham almış. Sıra beklememek için önden rezervasyon faydalı olabilir. için tıklayın. Haritada 95 numara.
– Berenjak Borough: Londra’da iki şubesi bulunan Michelin yıldızlı İran restoranı. Hem menüsünde hem de dekorasyonunda geleneği ve moderniteyi harmanlayan bir çizgiye sahipler. Chenjeh ve Konodek kebapları en çok tercih edilen lezzetlerinden. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 96 numara.


– Wright Brothers Borough Market: Borough Market’in içindeki deniz mahsulleri temalı restoran. Pazardaki diğer işletmelere kıyasla daha üst-segment kalıyor. Levrek gibi ana yemek opsiyonlarının yanında istiridyesi en çok tercih edilen lezzetlerinden. için tıklayın. Haritada 97 numara.

– The Market Porter: Geleneksel İngiliz atıştırmalıklarını bulabileceğiniz bir pub. Konum olarak Borough Market’in güneybatı kısmında. Pazarın kalabalığından yorulduysanız bir şeyler atıştırmak istiyorsanız tercih edebileceğiniz bir mekan. Genelde herkes kapısının önünde marketten aldıklarını yiyip içiyor. için tıklayın. Haritada 98 numara.


– The Black Pig: Borough Market’te bulunan bir sandviç arabası. Taze ve bol malzeme kullanmaları onları ön plana çıkarıyor. Daha çok ‘ayaküstü ye’ konseptinde. Hassasiyeti olanlar için ekleyelim, sadece domuz eti ile sandviçlerini hazırlıyorlar. Alternatif olarak sadece “Veggie One” isimli sebzeli sandviçleri var. Pazartesi günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 99 numara.

– Kappacasein Dairy: Sadece perşembe, cuma ve cumartesi günleri açık olan bir peynir dükkanı. Çiğ sütten kendi yaptıkları peynirleri ile tostlar hazırlıyorlar. Peynir soslu patatesleri de bir diğer ürünleri. Oturup yemek için masaları bulunmuyor. için tıklayın. Haritada 100 numara.


– Bread Ahead Borough Market: İçi çeşit çeşit dolguyla hazırlanmış donutlara sahip. Fakat insanların gidip de nokta atışı aldıkları sosyal medyada viral olmuş bir donut’ı var ki o da creme brulée aromalı olanı. Oturmak için masaları yok, tamamen al-götür konseptte. Pazartesileri kapalı. Şehirde iki başka şubesi daha bulunuyor. için tıklayın. Haritada 101 numara.
– Heard. Burger: İki Michelin yıldızlı şef Jordan Bailey tarafından kurulmuş Heard., lokal üreticilerden aldıkları malzemelerle özenli burgerler hazırlayan bir restoran. Borough Market ve Soho olmak üzere Londra’da iki şubesi var. için tıklayın. Haritada 102 numara.
– Kolae: Modern Güney Tayland mutfağı sunan, Bib Gourmand olarak Michelin rehberinde kendine yer edinmiş bir mekan. Baharatların, tuzun ve ekşi tatların hakim olduğu tabakları genellikle paylaşımlık konseptte. Gitmeden rezervasyon yaptırmak tavsiye ediliyor, haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 103 numara.
– Padella Borough Market: Her gün taze taze hazırlanan el yapımı makarnalar bulabileceğiniz İtalyan restoranı. Menüsündeki en ünlü tabaklar pappardelle ve ravioli. Tatlı olarak da tiramisu mutlaka öneriliyor. Önündeki kuyrukta sıra beklememek için rezervasyon yapılabilir. Her gün açık. Shoreditch’te bir başka şubesi daha var. için tıklayın. Haritada 104 numara.
– The Mayflower Pub: Thames Nehri kıyısında bulunan, şehrin en eski publarından biri. Eski adı “The Spread Eagle” ile 1790 yılından 1957’ye kadar Londralıların severek uğradığı bir yermiş, sonrasında sadece isim değiştirmiş. Hem iç mekanında hem de teras kısmında bolca oturma alanı mevcut. için tıklayın. Haritada 105 numara.
– The Breakfast Club: Adından da anlaşılacağı gibi kahvaltı ve brunch için pek çok seçenek bulabileceğiniz diner tipi bir restoran. Dekorasyonu da aynı şekilde 1950 ve 60’ları anımsatan retro dokunuşlara sahip. Londra’da Spitalfields, Soho ve Seven Dials gibi noktalarda başka şubeleri mevcut. için tıklayın. Haritada 106 numara.
4.19 South Bank ve Southwark’tan Önerdiğimiz Oteller ve Evler
– Shangri-La Hotel at The Shard $$$: Shangri-La zaten dünya çapında ünlenmiş lüks otellerden. Bu yüzden lüks bir yerde kalmak istiyorum gerekirse parama kıyarım diyenler için güzel bir seçenek.
– London Bridge Hotel $$: Southwark’ta, London Bridge İstasyonu’nun karşısında yer alan, tüm odalarında son teknoloji olanaklar bulunan 4 yıldızlı bir otel seçeneği.
– Staybridge Suites London-Vauxhall by IHG $$: Thames Nehri’ne sadece birkaç metre mesafede yer alan çağdaş ve tasarım odaklı bir otel. Her modern süit veya stüdyoda küçük bir mutfak, özel banyo ve tv bulunyor. Kahvaltı da oda fiyatına dahil.
– Bankside Hotel, Autograph Collection $$: London Eye’a 13 dakikalık yürüme mesafesinde kalan, tüm odalarında tv, özel banyo, klima bulunan bir otel opsiyonu.
– The Dream Factory – London Bridge- by Frankie Says $$: Kalabalık gruplar ve aileler için uygun, tam donanımlı mutfak, dört yatak odası ve üç banyo bulunan bir daire seçeneği.
– Luxury Penthouse Overlooking the Thames $$: Üç yatak odası ve iki banyodan oluşan, Thames Nehri’ne bakan lüks ve ferah bir çatı katı dairesi.
– Urban Chic – Clink Street $$: Şehir manzaralı balkonu bulunan, özel banyo, wifi, klima ve mini mutfak içeren yakın zamanda yenilenmiş bir daire.
5. Camden ve Çevresinde Gezilecek Yerler


Regent’s Kanalı tarafından ortadan ikiye ayrılan Camden bölgesi dünya mutfağından sokak lezzetleriyle, mekanlarından sokaklarına yayılan canlı müzik ve punk geçmişiyle, ilham verici sokak kültürüyle bizce tüm şehrin en bohem en özgür ruhlu bölgesi. Tıpkı mahallenin en ünlü sakini Amy Winehouse’un kendisi gibi Londra’nın turistik merkezine oranla çok daha aykırı bir yer. Elbette bunun da ayrı bir cazibesi var. İster hipster ister rock ister punk ister gotik olsun her türlü alternatif tarzın yansımasını bulabileceğiniz, üstüne açık hava pazarlarında uygun fiyata karnınızı doyabileceğiniz eğlenceli bir semt.
5.1 Camden Market


Londra’nın en ünlü ve alan olarak da en büyük açık hava pazarlarından biri de Camden Town’da kuruluyor. İçindeki 1000’den fazla tezgahta yaratıcı tasarımlardan antika eşyalara, smash burger veya hotdog gibi sokak lezzetlerinden bol baharatlı Thai veya Hint yemeklerine binlerce ürün satılıyor. Tezgahlara ek olarak bar ve pub gibi uzun oturmalık mekanlar da var.


Pazarın 70’lere dayanan punk/rock alternatif bir tarihi var. 1974’te Dingwalls adlı mekanın arka bahçesinde 16 tezgahlık küçük bir pazar kurulmuş. 70’lerin efsanevi grupları The Clash ve Sex Pistols bu bölgedeki mekanlarda çıktığı için pazar zamanla alternatif gençlerin buluşma noktası haline gelmiş. Bugün Londra’ya gittiğinizde söz konusu sokak modası ve sokak yemeği oldu mu yolunuzu düşürmeniz gereken ilk yerlerden. Biz genel olarak Camden Market diyoruz ancak çok geniş bir alana yayılan ve birbirinin devamı olan birkaç pazardan bahsediyoruz aslında o yüzden küçük bir yer gibi düşünmeyin.


Doğma büyüme Camdenlı olan Amy Winehouse’ın da pazarın içinde bronz bir heykeli var. İnsanların kendisi ile hatıra fotoğrafı çektirmesinden hemen fark edeceksiniz zaten. Pazar her gün 10:00 ve 19:00 saatleri arasında kuruluyor. için tıklayın. Haritada 106 numara.
5.2 Regent’s Park


İnsanların eşi dostuyla buluştuğu, piknik yaptığı, bisiklet sürdüğü, tek başına gelip kitap okuduğu, spor yaptığı ve daha pek çok aktiviteyi mümkün kıldığı Regent’s Park, 170 hektarlık büyük bir kraliyet parkı. Hyde Park’ın ününe sahip olmasa da Londra’nın en sevilen parklarından biri. Göllere, cafelere, gül bahçelerine, spor sahalarına, açık hava tiyatrosuna ve bir hayvanat bahçesine sahip. için tıklayın. Haritada 107 numara.
5.3 Regent’s Canal


Regent’s Canal, Regent’s Park, King’s Cross ve Camden Market’in yanından geçen neredeyse 15 kilometrelik bir kanal. John Nash tarafından tasarlanmış ve 1820 yılında tamamlanmış. O günden bugüne de hem Londralıların hem de turistlerin şehrin karmaşasından kaçıp sakin ve huzurlu vakit geçirmek için tercih ettiği hoş bir yürüyüş ve spor rotası. Ayrıca tekne ve kano turları da yapılıyor. Regent’s Canal’da bot kiralayıp kendi turunuzu oluşturabileceğiniz bileti almak için tıklayın. Little Venice denilen bölgeden Camden Town’a kadar olan kısım en popüler ve en pitoresk etap. için tıklayın. Haritada 108 numara.
5.4 Primrose Hill


London Eye’dan The Shard’a, enfes bir Londra silüeti sunan, şehrin en yüksek tepelerinden biri. Tepeyi çevreleyen pastel renkli evlerden oluşan mahalle de şehrin en yaşanabilir, en huzurlu, şirin mahallelerinden biri kabul ediliyor. Özellikle yaz akşamları iş çıkışı sonrası Londralılar şehir ışıklarına karşı yeşil çimlerdeki yerlerini alıp gün batımı eşliğinde yayılmayı ve sevdikleriyle buluşmayı çok seviyor. Ayrıca içinde açık hava spor salonu ve çocuk oyun alanı da bulunuyor. için tıklayın. Haritada 109 numara.
5.5 King’s Cross


King’s Cross bölgesi aslında endüstriyel depoların tasarım mekanlarına çevrilmesiyle Londra’nın en büyük değişim hikayelerinden birine sahip fakat onu ünlü eden şey bu hikaye değil, Harry Potter! Harry Potter serisindeki Hogwarts Express’in kalktığı o gizli peron, yani Platform 9¾ bu bölgedeki ana tren istasyonunda bulunuyor. İnsanlar King’s Cross’a sırf tabelayla ve duvara yarı gömülü olan bavulla fotoğraf çektirmek için dahi geliyorlar. İlgilenenler için peronun yanında bir Hogwarts mağazası da var. için tıklayın. Haritada 110 numara.
5.5.1 Platform 9¾

Harry Potter hayranlarının mutlaka bildiği Platform 9¾, King’s Cross Tren İstasyonu’ndaki peronlardan esinlenerek yazılmış yarı kurgusal bir lokasyon. Hogwarts’ı kazananları okula götürecek trenin kalktığı ana tren istasyonu. Yarısı duvara girili olan bavul arabası ile bir fotoğraf noktası olarak düzenlenen Platform 9¾ da bu sebeple hayranların Londra’ya geldiklerinde mutlaka uğradığı bir yer.
Harry Potter evrenindeki Hogwarts Ekspresi, 1 Eylül saat 11.00’de kalktığı için her yıl burada hayranlar tarafından toplaşılıyor ve istasyondan yapılan “Hogwarts Express, saat 11.00’de Platform 9¾’ten kalkacaktır” sembolik anonsunu bekliyorlar. Fakat yıllardır her sene gerçekleşen bu sembolik anons 2024’ten beri gerçekleşmiyor… Harry Potter hayranlarını hayal kırıklığına uğratan kararın sebebiyse kalabalığın artık kontrolden çıkması ve güvenlik problemlerin sebep olmasıymış. Resmi olarak bu anons artık yapılmayacak da olsa, Harry Potter hayranlarının bir umut bekleyişleri sürüyor. için tıklayın. Haritada 111 numara.
Ayrıca şehirde Harry Potter filmine set olmuş noktaları rehber eşliğinde gezebileceğiniz çok keyifli bir yürüyüş turu da var. Magical London turuna bilet almak için tıklayın. Sağlam Harry Potter hayranı ile şu duyumumuzu da paylaşalım: Warner Bros’un Londra’nın biraz dışında kurmuş olduğu Harry Potter serisinin çekildiği seti de gezebiliyor, filmlerinin çekildiği setleri, kostümleri, eşyaları ve maketleri görüyor, Diagon Yolu’nda yürüyor, Platform 9¾’den trene biniyor veya Dumbleore’un odasını gezebiliyorsunuz. Warner Bros Stüdyoları turuna bilet almak için tıklayın.
5.5.2 Pancras Square


İrili ufaklı pek çok meydana sahip olan Londra’nın meydanlarından bir diğeri de Pancras Square. İsmini hemen yanında kalan şehrin uluslararası demiryollarının bulunduğu Pancras Uluslararası Tren İstasyonu’ndan alıyor. Kendisini diğerlerinden ayıran özelliği hem eski hem de modern mimariye sahip yapıları bir arada görme fırsatı sunması. Ayrıca şehirdeki Universal Music ve Google gibi firmaların headquarterları da bu meydanın çevresinde kümeleniyor. Haliyle meydan etrafında beyaz yakalıların öğle molası verebilmesi için çok fazla mekan seçeneği var. için tıklayın. Haritada 112 numara.
5.5.3 Coal Drops Yard & Gasholder Park




King’s Cross’un eski sanayi bölgesinde bulunan ve birbirini tamamlayan bu iki lokasyonu sırayla açıklayacak olursak eğer; Coal Drops Yard’ın eskiden kömür depoları olarak kullanılmış binaların günümüzde şık bir yeme-içme merkezi haline getirilmiş olduğunu, Gasholder Park’ın da İstanbul’daki Müze Gazhane gibi devasa dökme demir yapısıyla dikkat çeken bir yaşam alanı olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu iki lokasyon King’s Cross’un eski bir sanayi bölgesinden çağdaş ve sosyal bir kültürel alana evrilişinin yapı taşları. Coal Drops Yard’ı alışveriş ve yeme-içme için Gasholder Park’ı da güne yeşil bir mola vermek için tercih edebilirsiniz. için tıklayın. Haritada 113 numara.
5.5.4 Word On The Water – The London Bookbarge


Regent’s Kanalı üzerindeki Word On The Water – The London Bookbarge, 20. yüzyılın başlarından kalma küçük bir kanal teknesinin içine kurulmuş bir kitapçı. Güverte boyunca dizilmiş kitapları, içindeki eski koltukları, ortamı renklendiren yeşil bitkileri ve duvarlarını süsleyen eski fotoğraflarıyla salaş ve otantik bir atmosferi var. Koleksiyonu ikinci el kitaplar ağırlıklı fakat yeni kitaplar bulmak da mümkün. Genellikle her gün açık. için tıklayın. Haritada 114 numara.
5.6 Abbey Road & Records Studio


The Beatles denince akla gelen o ilk albüm kapağı var ya, heh, işte orada Beatles’ın yürüdüğü yaya geçidinin olduğu yol Abbey Road. Zaten o albümlerinin adı da Abbey Road. Dünyanın en ses getirenlerinden olan albüme ilham olmuş yolun olayı aslında tamamen The Beatles ile özdeşleşmesi. Dünyanın her yanından müzik müptelalarını akın etttiği kutsal bir hac noktası neredeyse. Siz de bu yaya geçidinde arkadaşlarınızla The Beatles üyeleri gibi sıralanıp fotoğraf çektirebilirsiniz ancak yoldan geçmeye çalışan sinirli şoförlerin korna seslerine ve photobomb yaratan kalabalığa çok da oralı olmazsanız… Ayrıca burada bulunan Abbey Road Studios da aynı derecede popüler. Hem Beatles albümlerinin hem de Pink Floyd, Radiohead, Oasis ve Amy Winehouse gibi efsanevi isimlerin kayıt yaptığı bir stüdyo. Yalnız stüdyonun içi halka açık değil fakat önünde birer fotoğraf çektirmekte bir sakınca yok. için tıklayın. Haritada 115 numara.
5.7 Roundhouse
Londra’nın önde gelen müzik ve performans mekanlarından biri olan Roundhouse, ilk olarak bir tren deposu-lokomotif döndürme binası olarak kurulmuş. Yaklaşık on yıl bu şekilde kullanıldıktan sonra işlevini yitirmiş. Oyun yazarı Arnold Wesker tarafından 1964’te yeniden canlandırılan dev kubbe bina bugünse konser salonu, club, tiyatro ve gençlere yönelik atölyeler düzenleyen bir kültür merkezi olarak hizmet veriyor. Burada sahne alanlar arasında Pink Floyd, Led Zeppelin, Jimi Hendrix, Amy Winehouse ve Bob Dylan gibi isimler olduğunu da not düşelim. Detaylı etkinlik programına internet sitesinden ulaşabilirsiniz, her zevke göre bir şeyler bulabileceğinize eminiz. için tıklayın. Haritada 116 numara.
5.8 Camden ve Çevresinden Yeme-İçme Önerilerimiz


– Caravan: Dünya mutfaklarından çeşit çeşit tabaklar sunan Caravan, günün her öğününe uygun bir şeyler bulabileceğiniz bir restoran. Kalabalık gruplar için paylaşımlık tabakları mevcut. Ayrıca endüstriyel tasarımıyla göze de hitap ediyor. Rezervasyon zorunlu değil, haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 107 numara.
– Dishoom King’s Cross: Covent Garden şubesinde bahsettiğimiz ünlü modern Hint restoranı Dishoom’un King’s Cross şubesi. için tıklayın. Haritada 108 numara.
– Lina Stores Italian Restaurant & Deli: Londra’nın pek çok noktasında şubesi bulunan İtalyan restoranı. İlk olarak 1944’te Soho’da kurulmuş. Kurucusu Lina Parisio isimli İtalyan bir hanımefendi. Şubeden şubeye değişkenlik gösterse de hem şarküteri hem de restoran olarak hizmet veriyorlar. İster restoran kısmında el yapımı makarna ve pizzalar yiyebilir, isterseniz de şarküteri kısmından İtalyan salamları satın alabilirsiniz. için tıklayın. Haritada 109 numara.
– The Tamil Prince: Hem rahat bir pub hem de kaliteli bir restoran klasmanında olan The Tamil Prince, Hint mutfağını modern dokunuşlarla sunuyor. Paylaşımlık tabakları da öğünlük tabakları da mevcut. Kokteyl menüsü zengin. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 110 numara.
5.9 Camden ve Çevresinde Önerdiğimiz Oteller ve Evler
– Maison Rokxy – Luxury Apartments $$: Her dairede tam donanımlı mutfak, ücretsiz wifi, klima ve özel banyo sunan bir daire işletmesi.
– The Grafton Arms Pub & Rooms $$: Euston yakınlarında, tüm odalarında özel banyo, kahve makinesi ve su ısıtıcısı, klima ve tv bulunan bir konukevi.
– The Old Farmhouse Pub and Rooms $$: Camden’da, klima, özel banyo ve wifi ile donatılmış 4 yıldızlı bir konaklama opsiyonu. Her odada çay-kahve makinesi, minibar ve tv de mevcut.
– Kings Cross, self-contained house & private garden $$: Kings Cross’ta, tarihi bir binada yer alan tam donanımlı ve özel bahçesi olan bir müstakil ev seçeneği.
– GuestReady – Camden Studios $$: Camden’da, içinde tam teşekküllü bir mutfak, wifi, klima ve özel banyo içeren modern bir daire seçeneği.
– Mason & Fifth, Primrose Hill $: Primrose Hill’de, içinde mini mutfak, özel banyo, çay-kahve makinesi, wifi gibi özellikler bulunan bir daire işletmesi.
6. Shoreditch ve Çevresinde Gezilecek Yerler


Berlin’de Kreuzberg’i, İstanbul’da Kadıköy’ü anımsatan Shoreditch her bir yanı graffitilerle, ikinci el dükkanlarla, pazarlarla ve underground mekanlarla çevrili olan alternatif ve enerjik bir bölge. Her daim canlı olan pub ve mekanlarıyla ünlü. Ayrıca Brick Lane boyunca sıralanan vintage ikinci el ürün ve yeme-içme marketleri, Columbia Road Flower Market ve Old Spitalfields Market en işlek noktalarından.
6.1 Brick Lane


İsmini 15. yüzyılda bu bölgede aktif olarak yapılan tuğla üretiminden alan Brick Lane tarih boyunca Huguenot’lardan Yahudilere, İrlandalılardan Hintlere çeşitli milletin göç ettiği ve bir arada yaşadığı çok kültürlü bir sokakmış. Günümüzde de bu dokuyu korumasının yanından daha çok Bangladeşlilerle özdeşleşmiş bir sokak. Öyle ki Banglatown diye bir isim de takılmış. Özellikle “curry houses” denen Hint-Bangladeş restoranlarıyla ünlü. Bu çok kültürlü yapıya ek olarak alternatif ve yaratıcı girişimlerin de ev sahibi.



Sayısız vintage dükkanını, bağımsız tasarımcıları, vegan dostu mekanları, muraller ve grafitilerle kaplı duvarları burada gezinirken göreceksiniz. Bir de sadece pazar günleri kurulan Brick Lane Market var. Sabah 10’dan akşam 18’e kadar açık olan pazarda meyve sebzeden antikaya çeşit çeşit ürün satılıyor. Kesinlikle başından sonuna marketlere pazarlara dükkanlara gire çıka gezmeniz ve yeni keşifler yapmanız gereken bir yer. için tıklayın. Haritada 117 numara.
6.2 The Truman Brewery


The Truman Brewery için direkt Londra’nın Bomontiada’sı diyebiliriz. Önceleri Londra’nın en büyük bira fabrikasıyken son 20 yılda kapsamlı bir dönüşüm geçirip yaratıcı, kolektif bir merkez haline getirilmiş. Sanatçıların yaratıcı girişimleri ve ofisleri, bağımsız mekanlar ve tasarım dükkanlar, müzik mekanları, sokak yemeği standları ve açık hava etkinlikleriyle herkesin kendine göre bir şeyler bulabileceği başarılı bir kentsel dönüşüm örneği. Yalnız mekanların çoğu sadece Cumartesi ve Pazar günleri açık. için tıklayın. Haritada 118 numara.
6.3 Old Spitalfields Market



Tarihi 17. yüzyıla dayanan Spitalfields Market, Viktorya döneminden kalma eski bir pazar yeri. Tabii bugünkü görünümü dönüştürülmüş ve daha modern bir dokuya sahip. İçinde hem sokak lezzetleri temalı stant ve restoranlar hem de el yapımı, özgün ve vintage ürünler satan bağımsız zanaatkarların dükkanları var. Yani hem yemek molası vermek hem de alışveriş yapmak için ideal bir durak. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 119 numara.
6.4 Whitechapel Gallery

Sanatı elit bir uğraş olmaktan çıkarıp halka erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen modern bir sanat galerisi. 1901 yılında açılmış. Çağdaş sanat sergileri, film gösterimleri ve eğitim programları düzenlemesinin yanında Pablo Picasso gibi modern ustaların da eserlerine ev sahipliği yapmış, örneğin Guernica 1939’da burada sergilenmiş. Özel sergiler haricinde giriş ücretsiz. Ayrıca Pazartesi günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 120 numara.
6.5 Columbia Road Flower Market
60 bağımsız dükkandan oluşan bir çiçek pazarı. Rengarenk çiçeklerden muz ağaçlarına, küçük saksı bitkilerinden bahçecilik ürünlerine geniş bir ürün çeşitliliği var. Ayrıca sanat galerilerine, vintage ve antika mağazalara da pazar boyunca rastlıyorsunuz. Fakat belirtelim sadece pazar günleri açık, o da 08.00 ve 15.00 saatleri arasında. için tıklayın. Haritada 121 numara.
6.6 Shoreditch ve Çevresinden Yeme-İçme Önerilerimiz


– BRAT Restaurant: Açık mutfak konseptindeki bir Michelin yıldızlı restoran. Menüsü paylaşımlık lezzetlerden oluşuyor. Wood Pigeon isimli güvercini ve Burnt Cheesecake’i en çok tercih edilen lezzetleri arasında ama deniz mahsülleri konusunda seçenekleri var. Rezervasyon şart. için tıklayın. Haritada 111 numara.


– SMOKESTAK: Canınız Londra’da barbekü keyfi yapmak istedi, gidebileceğiniz ilk adreslerden biri SMOKESTAK. Menüsünde tavuk kanatlardan kaburgalara, bun’lardan pirzolalara barbekünün pek çok çeşidi bulunuyor. Ayrıca “Sticky Toffee Pudding” isimli tatlısını da mutlaka söyleyin. Rezervasyon şart. Haftanın her günü açık. için tıklayın. Haritada 112 numara.

– Beigel Bake: Brick Lane’de bulunan çok meşhur bir bagelcı. Kendisinin en önemli özelliği 7/24 açık olması. Kapısının önünden eksik olmayan uzun turist kuyruklarında çoğu kişi Salt Beef Beigel’ını denemek için bekliyordur muhtemelen, fakat et yemeyenler için vejetaryen seçeneklerin olduğunu da belirtelim. için tıklayın. Haritada 113 numara.
– Dishoom Shoreditch: Paylaşımlık tabaklarıyla ünlü modern Hint restoranı Dishoom’un Shoreditch şubesi. Diğer şubelerde olduğu gibi burada da restorana modern bir dekorasyon hakim. için tıklayın. Haritada 114 numara.
– Brawn: Columbia Road’da bulunan ve tabaklarında modern dokunuşlara sahip olan Akdeniz restoranı. Rahat ve şık bir atmosferi var. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 115 numara.
– Friends Of Ours: Sade ve aydınlık tasarımıyla tatlı-tuzlu çeşitli brunch seçenekleri sunan kafe. Açık havada oturabileceğiniz masaları da var. Her gün 16.00 sularına kadar açık. için tıklayın. Haritada 116 numara.
– The Ten Bells: Doğu Yakası’nın tarihi publarından biri. 19. yüzyılda Karındeşen Jack’in kurbanlarını seçtiği yerlerden biri olmasıyla nam salmış. Viktorya tipi karanlık atmosferiyle de bu ün birleşince çoğu kişi için ilgi çekici bir durak haline geliyor. Her gün açık. için tıklayın. Haritada 117 numara.
– Ozone Coffee: Londra’nın pek çok köşesinde şubesi bulunan kahve zinciri. En ünlü şubesi Shoreditch’te. Kaliteli kahvelerine ek olarak lezzetli brunch tabakları da sunuyor. için tıklayın. Haritada 118 numara.

– Blank Street Coffee: Çilekli Ice Matcha Latte ve dondurmaları ile ünlü bir zincir kahve dükkanı. için tıklayın. Haritada 119 numara.
– Gloria: Big Mamma grubuna bağlı rağbet gören bir İtalyan restoranı. Ayna tavanı ve gösterişli dizaynıyla da özel günleri kutlamak için ideal bir yer haline geliyor. Menüsünde makarna ve pizza çeşitleri öne çıkıyor. “Lemon Meringue Pie” da neredeyse her masa tarafından sipariş edilen tatlılarından. Her gün açık, rezervasyon lazım. için tıklayın. Haritada 120 numara.
– The Clove Club: Şef Isaac McHale’in restoranı The Clove Club, iki Michelin yıldızına sahip. Grade II koruması altında bulunan Shoreditch Town Hall’un içinde bulunuyor. Tadım menüleri mevsimlik malzemelere göre hazırlanıp geleneksel İngiliz lezzetleri etrafında şekilleniyor. İnternet üzerinden rezervasyon yapmak mümkün. Pazar günleri hariç her gün açık. için tıklayın. Haritada 121 numara.
– The Rib Man: Bir sokak lezzeti durağı olan The Rib Man, Brick Lane’de bulunan bir barbekü standı. Doğal olarak ‘ayaküstü ye’ konseptinde. Kaburga sandviçlerine ek olarak acı sosları epey ünlü, isteyenler alabilsin diye şişe ile de satılıyor. için tıklayın. Haritada 122 numara.
– Nightjar: Canlı müzik sunan bir kokteyl barı. Speakeasy tarzda, küçük bir yer. Her gün 18:00’de servise başlıyorlar. için tıklayın. Haritada 123 numara.
6.7 Shoreditch ve Çevresinde Önerdiğimiz Oteller ve Evler
– Hart Shoreditch Hotel London, Curio Collection by Hilton $$: Klima, çay-kahve makinesi, buzdolabı, özel banyo ve modern olanaklarla donatılmış odalar sunan bir otel.
– art’otel London Hoxton $$: Brick Lane’e 12 dakikalık yürüme mesafesinde, sauna, fitness merkezi, kapalı yüzme havuzu gibi olanakları olan, odalarında klima, özel banyo, tv ve wifi bulunan otel opsiyonu.
– Redchurch Townhouse $$: Soho House tarafından işletilen, her sabah kontinental kahvaltı servis edilen bir otel.
– Batty Langley’s $$: Spitalfields semtinde, antika mobilyalarla döşenmiş, her biri kendine özgü odalarında klima, tv, wifi, özel banyo olan bir otel seçeneği.
– Wilde Aparthotels London Liverpool Street $$: Brick Lane’e yürüme mesafesinde, odalarda klima, wifi, mini mutfak, özel banyo bulunan apart otel opsiyonu.
7. Londra Tarihi Merkez Dışında Kalan Ama Görmenizi Tavsiye Ettiğimiz Yerler
7.1 Richmond

Bizce Thames Nehri’nin en güzel kıyıları Richmond bölgesinde ve Richmond Park civarında. Mutlaka Richmond bölgesinde nehir kenarında akşam hava karardıktan sonra bir yürüyüş, güzel bir pazar günüyse de Petersham Nurseries’in huzur verici ortamındaki rustik cafelerinde bir kahve molası vermeli veya brunch yapmalısınız.
7.1.1 Petersham Nurseries


İnsanın ilk bakışta bir botanik bahçesi mi yoksa restoran mı olduğuna karar veremediği Petersham Nurseries; restoran, çay bahçesi ve mağaza gibi alanlardan oluşan bir mekanlar bütünü. Sarmaşık ve çiçeklerle kaplı restoranı Michelin Green Star sahibi, mevsimsel bir menüye sahip. Pazartesi günleri kapalı. Çay bahçesi ise el yapımı kekler, bitki çayları ve kahve çeşitleri açısından zengin, güne tatlı bir mola vermek için ideal. Dekorasyon ürünleri alabileceğiniz bir mağazası olduğu gibi bahçesinden de bitki satın alabiliyorsunuz. için tıklayın. Haritada 122 numara.
7.1.2 Kew Gardens



Londra merkezin biraz dışında, trenle yarım saat mesafedeki Kew Gardens, görüp görebileceğiniz en güzel botanik dünyayı sizlere sunacak olan harikalar diyarı. Londra’nın en büyük Dünya Mirası Alanı olan Kew Gardens, 250 yıllık kraliyet tarihini deneyimleyebileceğiniz botanik bahçeleri bütünü. Palm House’da egzotik yağmur ormanında yürüyebilir, The Hive’da arıların olağanüstü yaşamı hakkında bilgi edinebilir, Arboretum’da 14.000’den fazla ağaç türü içeren koleksiyona hayran kalabilirsiniz. Kew Gardens giriş bileti almak için tıklayın.


Kew Gardens, Noel dönemine özel enstalasyonlar, ışık tünelleri ve dev çam ağaçlarıyla süsleniyor. Ağaçların sıra sıra ışıklarla sarıldığı, renk renk ışıkların yansıtıldığı bahçeler botanikle sihirin harmanlandığı bir atmosfer ortaya çıkarıyor. Ayrıca tatlı-tuzlu sokak lezzetleri ve sıcak çikolata gibi içecekler bulabileceğiniz yemek alanı da mevcut. Her yıl gitmeden önce güncel tarihlere bakmak gerekli. için tıklayın. Haritada 123 numara.
7.1.3 Richmond Park
750 yaşındaki köklü meşe ağacı, kırmızı geyik sürüleri, çiçek tarhları ve sisli tepeleriyle Richmond Park, Kraliyet Parkları arasından en büyük olanı. 1600’lerde Kral I. Charles buraya vebadan uzak durmak için Richmond Palace’ı yaptırmış. Ardından da sarayın çevresindeki parkı bir av parkına dönüştürerek içini geyiklerle doldurmuş. Bugün gittiğinizde hala serbestçe dolaşan 600 geyiği kendi gözlerinizle görebiliyorsunuz. Ayrıca güve, yarasa gibi diğer vahşi hayvanların da kendi doğal habitatlarında yaşadığı bir alan. Bu sebeple National Nature Reserve statüsüyle yaban hayatı konusundaki önemi koruma altına alınmış. için tıklayın. Haritada 124 numara.
7.2 Greenwich

Greenwich, coğrafya derslerinden kulağımıza çalınmış bir semt. Modern meridyen sisteminde İngilizlerin sözü geçtiği için Greenwich de başlangıç meridyeninin geçtiği yer kabul ediliyor. Dünyadaki tüm saat ayarları da bu meridyene göre yapılıyor; bu sebeple Greenwich deyim yerindeyse “zamanın başladığı yer” sayılıyor. O yüzden gitmişken Kraliyet Rasathanesi’ni görmek ve ayağınızı yerdeki sembolik meridyeninin üstüne koyup fotoğraf çekilmek olmazsa olmazlardan. Fakat bunun yanındaGreenwich, sadece yürürken bile kendine has bir atmosfer sunan özgün bir semt. Denizciliğe ilgi duyanlara da hitap ediyor. Örneğin tarihi bir yelkenli olan Cutty Sark ve National Maritime Museum burada görebileceğiniz diğer yerler arasında.
7.2.1 Greenwich Meridyeni ve Gözlemevi
Greenwich’in koordinatları 51° 28′ 44″ kuzey enlemleri ve 0º 0′ 0″ doğu/batı boylamları. Evet o ilk okulda coğrafya derslerinden hatırlayacağınız, Londra Greenwich’ten geçen sıfır meridyeninden bahsediyoruz. Tüm dünyanın ortak bir zaman diliminde hemfikir olabilmesini sağlayan ve Dünyayı çepeçevre saran 180 hayali çemberin ilkinin burası kabul edilmesinin nedeni meridyenleri İngilizlerin bulması. Kraliyet Gözlem Evi bahçesinde bulunan meridyen noktasını görebilmek ücret ödemeniz gerekiyor. Kraliyet Gözlem Evi’ne giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 125 numara.
7.2.2 Old Royal Naval Collage

Bu semt sadece baş meridyen ile değil aynı zamanda dünyanın en büyük denizcilik müzesine sahip olmasıyla da ünlü. Ayrıca UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Eski Denizci Koleji içindeki dünyanın en etkileyici Barok tavan boyamalarına sahip Painted Hall da kaçırılmaz güzellikte. Mumya’dan Tomb Rider’a birçok filme sahne olan yapı, 17. yüzyılda kraliyet hastanesi, 18. yüzyılda ise denizcilik okulu olarak kullanılmış. Tavan resimli ünlü salonlarını görmek için rehberli turlara katılmanız gerekiyor. Painted Hall ve Old Royal Naval Collage turuna bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 126 numara.
7.2.3 National Maritime Museum
National Maritime Museum, dünyanın en detaylı denizcilik müzelerinden bir tanesi. 14 salondan oluşan geniş koleksiyonuyla özellikle denize meraklı olanları epey tatmin edecektir. İçinde kutuplara yapılan zorlu yolculuklardan, Pasifik’lerin keşiflerine denizcilik tarihin dönemlerine bakış açıları sunuyor. Ayrıca çocuklar için de etkinlik ve özel alanları mevcut. Herkes ücretsiz şekilde girebileceği müze her gün açık. için tıklayın. Haritada 127 numara.
7.2.4 Cutty Sark

İngiltere’nin 19. yüzyıl denizcilik ve ticaret tarihinin sembolü olan çay gemisi Cutty Sark, bugün cam bir platformun üzerinde sergilenerek denizcilikle ilgisi olanların özellikle ilgisini çekecek bir müzeye dönüştürülmüş. Zamanının en hızlı gemilerinden biri olarak Çin’den İngiltere’ye çay taşıyormuş, ki kendi klasmanında hız rekorları üstüne hız rekorları kırmış. Bugün ziyaret ettiğinizde güvertesine çıkıp direklerini, halatlarını, kamarasını ve gemicilerin yaşadığı alanları gezebiliyorsunuz. Çarşamba günleri hariç her gün açık. Biletler 4 yaşın altındaki çocuklara ücretsiz. Cutty Sark giriş bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 128 numara.
7.2.5 The O2 Arena
Thames Nehri kenarındaki “Millennium Dome” binasının etkinlik alanına dönüşmüş hali olan 20.000 kişilik arena. Dünyaca ünlü sanatçıların konserleri, stand up gösterileri ve kalabalık spor etkinlikleri için kullanılıyor. Ayrıca arenanın haricinde sinema, mağazalar, bar, restoran ve kafeler de alanda var. İster sevdiğiniz bir sanatçının konserine gitmek, isterseniz de sadece vakit geçirmek için yolunuzu düşürebilirsiniz. Özel etkinliklerden bağımsız her gün 10:00 ve 22:00 saatleri arasında açık.
“Up at The O2” isimli çok popüler bir aktiviteyle 90 dakikalık bir tırmanış sonucu O2 Arena’nın çatısına çıkıp Thames Nehri ve Canary Wharf manzarasına panoramik şekilde tepeden bakabiliyorsunuz. Ekipmanlar giyip, bir rehber tarafından yönlendirildiğiniz bir tırmanış deneyimi diyebiliriz kısaca. Gündüz, gün batımı ve gece olmak üzere günün hangi kısmında tırmanış yapmak istediğinizi seçebiliyorsunuz. Kendi tasarladıkları kasnak sistemiyle bu tırmanış tekerlekli sandalye kullanan kişiler için de uygun. Up at The O2 tırmanış etkinliğine bilet almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 129 numara.
7.2.6 IFC Cloud Cable Car
Hem Thames Nehri hem de Greenwich yarımadası manzarası sunan IFC Cloud Cable Car, şehrin üstünde süzülmenizi sağlayan bir teleferik. 90 metrelik yüksekliğiyle şehrin St Paul Katedrali, The Gherkin ve Queen Elizabeth Olympic Park gibi önemli noktalarını 10 dakikalık seferlerle tepeden izleyebiliyorsunuz. Tekerlekli sandalye kullanıcıları için uygun. IFC Cloud Cable Car bileti almak için tıklayın. için tıklayın. Haritada 130 numara.
7.3 East London
Hackney, Stratford ve Canary Wharf gibi kısımları kapsayan East London; endüstriyel depoları, işçi sınıfıyla özdeşleşmiş sokakları ve hipster kafeleri bir arada barındıran geniş bir bölge. Kimilerine göre şehrin en havalı, en güzel yeri. Tabii zengin kültürel yapısı günümüzde havalı algılansa da birkaç yüzyıl önce vaziyet bu değilmiş. East End adıyla eski bir liman ve sanayi bölgesi olarak kullanılıyor ve tüm “kirli” sanayi işleri burada dönüyormuş. Özellikle göçmenler ve işçilerin yaşadığı bir bölgeymiş. Üstüne 20. yüzyılın son yarısında limanlar da kapanınca bölge uzun süre ekonomik çöküş, konut krizi ve işsizliğe ev sahipliği yapmış. Yani bugünkü cool versiyonu son 20-30 yıla özgü bir şey. Bizdeki karşılığı da Karaköy’ün değişimine tekabül ediyordur sanırız.
7.3.1 Canary Warf
Canary Wharf’ı Londra’nın Manhattan’ı gibi düşünebilirsiniz. Yüksek plazaların ve iş merkezlerinin olduğu, Londra’daki iş ve finans hayatının kalbinin attığı bir adacık. Nasıl ki New York’taki en güzel Manhattan silüeti, Manhattan’ın içinden değil de ona bakan Brooklyn Hights gibi semtlerden görülebiliyorsa, Londra’da da en iyi Canary Wharf manzarası ona batı kesimden bakan semtlerde. Özellikle de Greenwich Park’tan. Konum için tıklayın. Haritada 131 numara.
Londra’dayken çok daha farklı bir şeyler yapmayı planlıyor ve yollarını araştırıyorsanız Skuna Boats’a da bir bakın deriz. Tabii ki sadece özel günler için değil, farklı bir deneyim arayan herkes için ideal olabilir. Canary Wharf rıhtımında su üstünde yuvarlak, igloyu andıran botlarda ister jakuziye girmeyi, isterseniz de barbekü yapmayı mümkün kılan Skuna Boats, suda deneyim konseptli bir şirket. Botları kullanmak için denizcilikle alakalı bir lisansınızın olmasına gerek yok, gittiğinizde size kısa bir eğitim-tanıtım yapıyorlar. Her hava koşulunda tercih etmek mümkün, yaş sınırı da yok. Web sitelerine detaylı bilgi almak ve rezervasyon yapmak için bakabilirsiniz.
7.3.2 Young V&A
Victoria and Albert ailesinin bir parçası olan Young V&A bebekler, çocuklar ve genç yetişkinlerin, ki bu yaklaşık 14 yaş civarındaki ergenleri tanımlıyor, hem eğitici hem de yaratıcı şekilde vakit geçirebileceği bir müze. Tabii ki ailelere ve çocuklara uygun tasarlanmış bir müze. İçinde geçici sergiler, atölyeler, oyun alanları, keşit etkinlikleri bulunuyor. Ayrıca bir kafesi ve hediyelik eşya dükkanı da mevcut. Kısaca Londra’nın çocuklu ailelere sunduğu önemli alanlardan bir tanesi. Her gün 10.00 ve 17.45 saatleri arasında açık. Ayrıca giriş tamamen ücretsiz. için tıklayın. Haritada 132 numara.
7.3.3 V&A East Storehouse
Young V&A gibi Victoria and Albert ailesinin bir diğer parçası da 2025 yılında kapılarını açan V&A East Storehouse. Kısaca anlatmak istersek şöyle diyelim, normalde müzelerin depoları halka kapalı olur, fakat burada Victoria & Albert’in devasa arşiv deposunun halka açıldığını ve bir müze edasında gezilebilen bir depo binası olduğunu söyleyebiliriz. İçinde eski kostümlerden mobilyalara, çantalardan motorlara, afişlere binlerce item bulunuyor. Aralarında bulunan en popülerleri ise Picasso’nun sahne perdesi ve Elton John’un kostümleri. Alıştığınızdan çok farklı bir müze deneyimi sunuyor. Özel sergiler hariç giriş herkese ücretsiz. Her gün saat 10.00’dan itibaren açık. için tıklayın. Haritada 133 numara.
7.3.4 Victoria Park
Londra’nın en eski kamu parkı olan Victoria Park, 1845 yılında West End bölgesindeki işçi sınıfı için yapılmış. İçinde çocuklar için iki oyun alanı mevcut, aynı zamanda pedallı kayık kiralayabileceğiniz bir gölü de var. Şehrin büyük çaplı açık hava konserleri ve festivallerinin de düzenlendiği yerlerden. için tıklayın. Haritada 134 numara.
7.3.5 ABBA Arena
ABBA severler buraya! 70 ve 80’lere damgasını vurmuş ABBA’nın orijinal vokaller kullanılarak, ışık ve hologram şovları eşliğinde sanal konserlerinin gösterildiği ABBA Voyage, bu arenada gerçekleşiyor. Queen Elizabeth Olympic Park’ın içine özel olarak inşa edilmiş bu alan 3.000 kişilik, içi dev led ekranlarla çevrili modern bir konser salonu. ABBA üyelerinin sanal avatarlarına verilen isim “ABBAtar”lar sahnede orijinal vokallerle şarkıları seslendirirken onlara da canlı bir orkestra eşlik ediyor. Üstüne ışık şovları da eklenince izleyenlere unutulmaz bir deneyim vadediyor. ABBA Voyage bileti almak için tıklayın. Haritada 135 numara.
7.3.6 Islington

Turist yoğunluğundan sıyrılmış, Londra halkının yaşadığı lokal bölgelerden biri. Gezilebilecek turistik atraksiyonları pek yok fakat yeme-içme mekanları açısından cevherler barındıran, yeni yeni popülerleşmeye başlayan bir bölge. Ayrıca her pazar günü kurulan Islington Farmers Market isimli bir açık hava pazarı var. için tıklayın. Haritada 136 numara.
7.3.7 Hackney
Londra’ya gelen göçmenlerin çoğunluğu oluşturduğu bir semt. Türkler de bölge nüfusunun büyük kısmını oluşturuyor. Londra’nın diğer semtlerine kıyasla favori değil, fakat son yıllarda üstüne yapışan “güvensiz” etiketinden sıyrılıp hipsterlaşmaya başlayan bir bölge olduğu söylenebilir. Cool kafe ve restoranlar açısından zengin. için tıklayın. Haritada 137 numara.
7.3.8 East London’dan Yeme-İçme Önerilerimiz
– E Pellicci: Klasik İngiliz kahvaltısını deneyebileceğiniz aile işletmesi, ünlü bir restoran. 1900’lerden beri hizmet veriyorlar. Ayrıca kendisi TasteAtlas’ın “Dünya’nın En İkonik 100 Restoranı” listesinde de bulunuyor. Menüsünde günün diğer öğünleri için de seçenekler mevcut. Pazar günleri kapalı. için tıklayın. Haritada 124 numara.
– The Dusty Knuckle Bakery: İç ve dış mekanında endüstriyel tasarıma sahip modern bir fırın. Ekşi maya ekmekleri, kruvasan, bun, sandviç ve pizzaları en sevilen ürünleri. Her gün 08.00 ve 15.30 saatleri arasında gidilebilir. için tıklayın. Haritada 125 numara.
– Satan’s Whiskers: İki yıl üst üste “Dünya’nın En İyi 50 Barı” listesinde yer edinmiş bir kokteyl bar. Salaş bir atmosferi var. Her gün 17.00’den gece yarısına kadar açık. için tıklayın. Haritada 126 numara.
– Pophams: London Fields ve Victoria Park’ta da şubeleri bulunan ünlü bir fırın. Geleneksel yöntemlerle ve kaliteli malzemelerle hazırlanan artizan hamur işlerine sahipler. Pain au chocolat, cardamom bun ve hazelnut praline en sevilen ürünleri. için tıklayın. Haritada 127 numara.
– Silo London: “Dünyanın ilk sıfır atık restoranı” olan Silo, sürdürülebilirlik odaklı bir fine-dine restoranı. Bu sebeple Michelin’den Green Star’ı da kapmışlar. Tadım menüleri çoğunlukla bitkisel temelli. Pazar, pazartesi ve salı günleri kapalı. Web siteleri üzerinden rezervasyon yapmak mümkün. Ayrıca konum olarak eski ve endüstriyel bir binada bulunuyor. için tıklayın. Haritada 128 numara.
7.4 BAPS Shri Swaminarayan Mandir (Neasden Tapınağı)
Neasden Tapınağı diğer ismiyle BAPS Shri Swaminarayan Mandir, Londra merkezin biraz dışında, sadece geleneksel yöntemler ve malzemeler kullanılarak inşa edilmiş, ibadete açık bir Hindu tapınağı. Kireçtaşı ve mermer karışımı, beyazlar içine görsel olarak da etkileyici bu yapıyı turistik olarak gezmek de mümkün. Yapının parçaları Londra’dan ta Hindistan’a gemiyle gönderilip, orada tek tek elle işlendikten sonra adeta devasa bir puzzle misali birleştirilmek üzere tekrardan Londra’ya gönderilmiş. Tapınak turunda Hindu adetlerine uygun olarak vejeteryan bir restoranda yemek ve merkeze ulaşımı da kapsıyor. Tapınak yıl boyunca 9.00 18.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 138 numara.
7.5 Alexandra Sarayı
Bu zarif Viktorya stili saray, bizdeki Haydarpaşa Garı misali konserlerden, sergilere, gurme festivallerden yaz partilerine ev sahipliği yapan şehrin en sıra dışı etkinlik mekanlarından. İçinde buz pateni sahası, publar, otel, bowling salonu, sinema gibi alanlar var. Üstelik muhteşem bir şehir manzarasına sahip. Buranın bir diğer özelliği de 1936 yılında BBC tarafından gerçekleştirilen dünyanın ilk televizyon yayınının yapıldığı yer olması. Konum için tıklayın. Haritada 139 numara.
7.6 Battersea Enerji İstasyonu
1930’da ve 1950’de olmak üzere iki fazda inşa edilen Battersea Enerji İstasyonu, vakti zamanında kömürlü bir santral olan fakat günümüzde 150’den fazla mağaza, kafe ve restorana ev sahipliği yapan dönüştürülmüş bir kompleks. Thames Nehri kıyısındaki dört bacalı tuğla binası oldukça ikonik. Hatta Pink Floyd’un Animals albümünün kapağındaki binanın da ta kendisi. Dünyanın en büyük tuğla binalarından biri olan santralin iç mimarisi korunarak yenilenmiş, dikkatli baktığınızda Art Deco pek çok detay göreceksiniz. Ayrıca binanın en tepesine çıkmanızı sağlayan Lift 109 (The Chimney Lift) isimli bir servisleri de var. Cam asansörle 109 metre yükseklikteki bir noktadan panoramik şekilde Londra manzarasını izliyorsunuz. The Chimney Lift bileti almak için tıklayın.
Battersea Power Station’ın önüne, Thames Nehri kıyısına kurulan GLIDE genellikle Kasım-Ocak ayları arasında kurulan bir buz pateni pisti. Kurulduğu zaman ışıklı 9 metrelik çam ağacı ve Noel süslemeleriyle yeni yıla yakışan bir atmosfere bürünüyor. İster sadece buz pateni yapıyorsunuz, isterseniz de bar kısmında vakit geçiriyorsunuz. Biletleri ücretli, web sitelerinden istediğiniz tarihe göre satın almak
mümkün. için tıklayın. Haritada 140 numara.
7.7 Hampstead Heath


Londra’nın akciğerlerinden biri olan Hampstead Heath, 790 dönümlük çok büyük bir park. Öyle ki 350 dönümlük Hyde Park’ın iki katı büyüklüğünde. Park desek de aslında kırsal veya fundalık demek daha doğru olacaktır zira planlı bir park değil, doğallığına neredeyse hiç dokunulmamış. Şehirdekilerin ister yürüyüş ve koşu yapmak için, ister yüzmek için gittikleri bir yeşil alan. Ayrıca yazar C.S. Lewis, Narnia Günlükleri’ni yazmaya burada karar vermiş, ona ilham olan parkın ta kendisi. Kadınlara, erkeklere ve hem erkeklere hem de kadınlara özel üç adet göleti var. Havuzda yüzmek isteyenler için de Parliament Hill Lido isimli bir açık havuz var.
Ayrıca içinde turistik olarak gezilebilecek Kenwood House isimli tarihi bir malikane ve Parliament Hill Viewpoint isimli bir seyir noktası da mevcut. Park Londra’nın en yüksek noktalarından birinde bulunduğu için doğal olarak panoramik bir şehir manzarası sunuyor. Hatta seyir noktasına resmi olarak koruma statüsü dahi verilmiş. için tıklayın. Haritada 141 numara.
4 Günlük Londra Turu Rotası
1. Gün: Westminster ve Tarihi Londra

Güne Londra’nın ikonik yapılar Westminster Abbey, Big Ben ve Westminster Sarayı’nı görerek başlayın. Westminster Köprüsü’nde fotoğrafınızı da çekildikten sonra St. James’s Park’ın içinden geçerek yapacağınız bir yürüyüş ile Buckingham Sarayı’na varın. 11.00’de Buckingham Sarayı önündeki asker değişim törenini de yakalayın. Öğleden sonra London Eye’dan manzarayı izleyip Queen’s Walk boyunca yürüyüş yaparak Tate Modern’i gezebilir ardından da Millennium Bridge’den geçerek St. Paul’s Katedrali’ni ziyaret edebilirsiniz. Leadenhall Market’in içinden geçip gün batımı öncesinde çok öncesinden rezervasyon yaptırmış olmak kaydı ile Sky Garden’a çıkabilirsiniz. Akşam da West End’e geçip burada bir tiyatro veya müzikal izleyebilirsiniz.
2. Gün: Soho, Covent Garden & Mayfair

İkinci güne açılır açılmaz British Museum’da başlayın. Ardından Covent Garden’ı gezmeye başlayın. Apple Market, Neal’s Yard ve Leicester Square’e uğrayıp öğle yemeğinde ister Chinatown’da ayaküstü bir şeyler yiyin ister Soho sokaklarında bir puba oturun. Soho sokaklarını özellikle de Carnaby Street’i karış karış gezdikten sonra Oxford Street’i boydan boya yürümeye geçin. Oxford Circus’a geldiğinizde rotayı Regent Street üzerinden geçerek Piccadilly Circus’a çevirin. Piccadiliy Street’i de yürüyüp Green Park’a oradan da Hyde Park’a varın. Eğer mevsimlerden kış ise Winter Wonderland’e birkaç saat ayırdığınızdan emin olun. Akşam yemeği için Mayfair bölgesine geçip Mercato Mayfair’de takılabilirsiniz.
3. Gün: Tower Bölgesi, Borough Market & Shoreditch

Üçüncü günün sabahında mümkünse açılışa yakın saatlerde Tower of London’ı gezip Tower Bridge’e çıkın. Öğle yemeği için Thames’i geçerek Borough Market’a varın. Buradaki tezgahlarda azar azar lezzetleri tadarak gurme takılın. Hatta üzerine bir de Thames Nehri’nde tekne turu yapın. Tekne turunun ardından Trafalgar Meydanı ve hemen meydandaki National Gallery’i gezin. Günün son durağı olarak Shoreditch ve Brick Lane bölgesini tercih edebilirsiniz. Biraz alternatif ruha sahip olan bu sokak sanatı cennetinde Old Spitalfields Market, Brick Lane ve Redchurch gibi popüler Shoreditch sokaklarında çok güzel yeme-içme seçenekleri bulabilirsiniz.
4. Gün: Kensington, Chelsea, Camden & Notting Hill

Güne Kensington Sarayı & Bahçeleri’ni gezerek başlayın. Ardından Doğa Tarihi Müzesi ve V&A Museum’u gezin. Öğle yemeği için Camden Market’i tercih edebilirsiniz. Sıkı bir Harry Potter hayranıysanız oradan King’s Cross’a geçip Platform 9 çeyrekte fotoğraf molası verip Coal Drops Yard’ı gezebilir ve Regent kanal boyunda yürüyüş yapabilirsiniz. Günün devamında Notting Hill’in sokaklarını gezip Portobello Road Market’i turlayıp gün batımı için Londralılar gibi Regent Park içinden yürüyerek Primrose Hill’e çıkabilirsiniz. Bugüne alternatif olarak günün yarısını Richmond veya Greenwich bölgelerine ayırmak da isteyebilirsiniz. Richmond’u tercih ederseniz Kew Garden mutlaka listenizde olsun.
Londra’dan Trenle Gidebileceğiniz Günübirlik Kaçamaklar

Eğer Londra’da bir beşinci gününüz daha varsa hiç düşünmeden şehirden çıkıp biraz da etraftaki diğer seçenekleri değerlendirin deriz. Stonehenge, Windsor Castle, Bath, Cotswolds gibi İngitere’nin diğer meşhur yerlerine, hatta Paris’e bile günübirlik kaçmak çok kolay! Hepsine dair detaylı bilgiyi Londra’dan Günübirlik Kaçamaklar yazımızda bulabilirsiniz.
Londra’da Ne Yenir?

İşte en sevdiğimiz konu. Öncelikle söyleyelim, çok iyi yere dükkan açtınız gençler; siz müthiş önerilerimiz var. Konu hassas olunca ayrı bir yazı yazacak kadar özendik, şurada ağzımın sularını akıntan yerleri bulabilirsiniz. Özellikle sıvı nitrojenle yapılan Breaking Bad dondurmacıya bir bakın deriz: Londra’da Ne Yenir
Londra’nın Tarihi
Londra’nın tarihini biraz araştırayım diye internete daldığınızda görüyorsunuz ki bu şehrin sahip olduklarını tanımlayan çoğu sıfat “en eski”yle başlıyor. “En eski mağaza/heykel/yol/metro…” gibi çoğu en eski ”şey”in sahibi Londra. Geçmişi 2000 yıl öncesine dayanan ve veremden yangına, iç savaştan dünya savaşlarına başından binbir türlü badireyi atlatmış şehrin sahip olduklarına anlık şaşırıyoruz
fakat, tarih sahnesindeki yerini ve önemini hatırlayınca şaşkınlık yerini bizde kabule bırakıyor.
Resmiyete kavuşmasa da çoğu tarihçinin çağ kapatıp açacak derecede öneme sahip olduğunu düşündüğü Sanayi Devrimi, biliyorsunuz ki İngiltere’de gerçekleşiyor. 19. yüzyılda hızla gelişerek döneminin en büyük sanayi şehri haline gelen Londra da bu devrimden nasibini alıyor. Ekonomi ve finans başkenti olan şehir fabrikalar, demiryolları ve limanlar derken hem Britanya İmparatorluğu’nun hem de dünyanın
finans merkezi haline geliyor.
Ardından yaşanan I. ve II. Dünya Savaşları özellikle bombardımanlarla şehre ağır hasar veriyor. On binlerce sivilin ölümüne ve harap olan binlerce eve tanık olan şehir, savaş sonrası yeniden kalkınma dönemine giriyor. Modern toplu konutlar, köprüler ve yollarla şehrin silüetinin bir kısmı modernleşmeye başlıyor. Savaş sonrası dönemde özellikle Karayipler, Güney Asya, Afrika ve Avrupa’dan gelen göçler Londra’nın bugünkü kozmopolit dokusunun oluşmasını sağlayan en önemli etmenlerden. Londra’yı Londra yapan bu çok kültürlü atmosfer de doğal olarak müziğe, gastronomiye, sinemaya ve spora yansıyor.
Dizilerden filmlere, kitaplardan magazine çeşit çeşit alana konu olan İngiliz kraliyet Ailesi de ayrı bir olay tabii… 19. yüzyıldan beri hükümdarın resmi evi olan Buckingham Sarayı, taç giyme törenlerinin yapıldığı Westminster Abbey ve düğünlerin, cenazelerin ve duyuruların yapıldığı tüm diğer noktalar günümüzde kraliyete özel ilgi duyanların birer hac noktası gibi saygıyla ziyaret ettikleri turistik atraksiyonlara dönüşmüş vaziyetteler. Yani kraliyet sarayları, bahçeleri, atlı muhafızlar, törenler ve bayraklar Londra’yı dünya ekranlarına taşıyan imajının önemli parçaları.
Kısacası bugünkü Londra’ya baktığımızda aslında üst üste binmiş dönemleri aynı anda görüyoruz. Orta Çağ’dan kalma pub’larını, Sanayi Devrimi’nin tren yollarını, neredeyse kendi özerkini kazanacak kadar göçle yoğrulmuş mahallelerini ve bir oraya bir buraya serpiştirilmiş kraliyet saraylarını bir arada yaşatan Londra, hem tarihi hem de modern bir 21. yüzyıl metropolü olarak ziyaretçilerini karşılıyor.
Londra Gece Hayatı

İngilizler sağlam partiliyorlar. Mekan önerileri için Londra Gece Hayatı


Yine harika bir rehber. Bir yere gitmeden önce ilk sizin sayfanızı ziyaret ediyoruz. Edinburgh’a gitme planımız da var, umarım biz gidene kadar eğer siz de gitmediyseniz gidip böyle muhteşem bir rehber hazırlarsınız ve biz de faydalanırız. Emeğinize sağlık 🙂
Biz de İskoçya’dan İrlanda’ya bol gezmeli bir İngiltere seyahatini inan çok isteriz. Umarım dizi dizi İngiltere rehberlerimiz olsun
Ben de aynı ümitle kontrol ettim Umarım kısa zamanda gezer ve paylaşırsınız. İyi ki varsınız
Seyahate başlamadan evvel gördüğüm ve okuduğum bilgilendirmeniz muhteşem.Ellerinize sağlık.Belirttiğiniz istikameti izliyerek Londra’yı gezeceğim.Herşey için teşekkürler.
Elinize sağlık, ne kadar detaylı anlatmışsınız aradığım her şeyi bu yazıda buldum
Merhaba,
Londra’dan Paris’e geçmek için Schengen vizesine de ihtiyaç duyuluyor mu?
evet
Suan Londra merkezde bi hoteldeyim saat sabah 8.00 ve yogun yagmur yagiyor. Bende bu rehberi okuyorum bikac gunluk gezi rehberimiz siz oldunuz tesekkurler …
Çok teşekkür ederiz faydalanmış olmanıza sevindik :))
5 günlük Londra gezimizde tek rehberimiz sayfanız oldu. Çok teşekkür ederim. Haritada işaretli noktalar planlamamıza çok yardımcı oldu.
Çok sevindik güzel geçmesine
2022 yılında gittim ama şimdi sizin önerdiğiniz ve tavsiye ettiğiniz, anlattığınız tüm bilgilerle tekrar gezmek çok daha güzel olacak. 🙂
Çok güzel bir hazırlık olmuş, çok teşekkür ederim. Londra’da yaşıyorum ama kendimi dışarı atasım gelmiyordu. Bu sayfayı görünce kendime yer belirlemeye başladım.
Merhaba Londra’dan günübirlik gidilecek yerler hakkında yazınızı okuyamıyorum sayfa açılmıyor yardımcı olabilir misiniz
Merhaba sorunu düzelttik teşekkür ederiz uyarınız için 🙂
Selamlar, ufak bi düzeltme yapmak isterim. Bahsi geçen London Bridge ile Tower Bridge tamamen farklı köprülerdir. Tower Bridge’in ihtişamının aksine London Bridge dümdüz bir yapı. Kökeni Romalılara dayanıyor ve tarih boyunca savaş,yangın gibi sebeplerden yıkılıp yeniden inşa ediliyor. Şarkıdaki anlamı da burdan geliyor:)
Teşekkürler çokça yapılan bir karışıklığı aydınlattığınız için biz de yazıda düzelttik 🙂
Merhaba, brexit sonrasi sizce 2020’de eurail bileti ile londra edinburgh seyahati yapmak mumukun olacak mi?